İbrahim Genç

Yatcaz kalkcaz hooop demokrasi

28 Eylül 2013 Cumartesi 11:09

Türkiye’de son zamanlarda “demokratikleşme” umuduyla yatıp kalkıyoruz. Çünkü hemen herkes Başbakan Erdoğan’ın 30 Eylül’de açıklayacağı “Demokratikleşme Paketi”nden çok şey bekliyor. Başbakan ve Hükümet kurmayları her gün yaptıkları açıklamalarla beklentiyi yükseltikçe yükseltiyorlar. Ülkede gerekli koşullar oluştuğu için 11 yıllık çalışmanın bir halkası olacakmış bu Paket… Hükümet, Paket’le ilgili olarak “sürprizler var, herkesi şaşırtabilir, akla gelemeyecek şeyler var” gibi sözlerle hayal dünyamızı bile etkisiz kılarken “ileri demokrasi” sözünden sonra neler yapıldığını düşündükçe… Neyse, ağzımıza hayra açalım. Tabii başta Kürtler olmak üzere halk korkuyor, bir güven sorunu var. Özellikle Hükümet kurmaylarının anadile ilişkin kullandıkları dışlayıcı, ötekileştirici, hakaret edici sorunlu dil… Öyle ki insanlar “Bırakın anadilde eğitimi, AKP kendi projesi olan seçmeli Kürtçe dersi konusunda bile sözlerini tutmadı” diyor. Neyse ki az kaldı 30 Eylül’e… Tabii bu süreçte bir şarkı dilimde dolaşıyor son zamanlarda:

Bir Açıldım, bir Kapandım, bir Üzüldüm

Bir de güldüm Hahahayyyttt

Eserekli durumumdan mütevellit

Ruh halim herbat, berbat

Dile kolay ama zor

Hasretini bana sor

Bu nasıl bir geri sayım

Yerinde sayıyor her gün

Bineyim arabaya bir varayım oraya

Üç yüz bin yıl gibi geliyor bana şu üç gün

Yatcaz Kalkcaz, Yatcaz Kalkcaz, Yatcaz Kalkcaz

Hooooop Ordayım…

ELİF ÇAKIR’IN DUYARSIZLIĞI

Ve bu süreçte eğer siz bir gazeteciyseniz, toplumda büyük etkiler bırakmış meseleler üzerinde durursunuz. Yani “can alan / acıtan” yaraya eğilir bakar ve iyileştirmeye çalışırsınız ya da onunla ilgilenmez ve onu ölüme terk edersiniz. Gerçi bu yaraya tuz basmaktan daha iyidir. Ama bir zamanlar özgürlükleri kısıtlandığı için sıkıntı yaşayıp bugün devran onlardan yana dönünce atını serbest koştururken diğer ezilenleri görmeyenler, hatta onları ezenler… Bu durumu anlamıyorum ve herkes gibi “sadece kendine demokrat / Müslüman” tavrına hayret ediyorum.

Dün de Kanal 24’te Söz Bitmeden programında Elif Çakır’da bunu gördüm. Programının konuğu Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ydı. Yani eğitimden ve öğretmenlerden sorumlu biri… Ortada anadilde eğitim alamadıkları için Kürt çocuklarının çektiği sıkıntılar, seçmeli Kürtçe dersiyle ilgili sorunlar ve Kürtçe öğretmen adaylarına verilen sözlere rağmen devam eden belirsizlikler varken bu konuda muhatabı Bakan’a tek bir soru bile sormadı. Sorular ve üzerinde durulan konular genellikle Elif Çakır’ın ideolojik yönelişlerine göreydi. Oysa Kürtçe öğretmenleri sosyal paylaşım siteleri üzerinden ona sorunlarını dile getirmesi için mesajlar da atmıştıla.

Programın bir yerinde “seçmeli dersler” deyip “Geçenlerde Başbakan da Siyer dersini seçin diye tavsiyede bulundu” dediğinde Kürtçe dersinin seçilmesinde çıkarılan engeller ve Kürtçe öğretmenlerinin durumu dile gelecek diye düşündüm ama Çakır’ın amacı farklıydı. Elif Çakır burada sadece Bakan’a “Kur’an-ı Kerim, Siyer-i Nebi, matematik daha çok seçildi” dedirtmek istedi. Ki öyle de oldu. Oysa biraz adalet duygusu olsaydı, kul hakkına saygısı olsaydı; Kürtçe dersini seçtirmemek için bazı okullarda nasıl oyunların oynandığını ve bu yüzden de Kürtçe öğretmenlerin kaderiyle nasıl oynandığını dile getirirdi. Yine bazı yerlerde çocuklar seçmemesine rağmen çocukların yerine okul yöneticilerin dersleri nasıl seçtiklerini belirtirdi. Elif Çakır’ın maalesef ki yetersiz ve dar alana hapsolmuş gazeteciliğinden bir şey beklenemez. Biz ne kadar “Allah’tan kork ya Elif” desek de bunun onda bir tesir yaratacağını zannetmiyorum.

BDP’DEN YERİNDE BİR ADIM

Tam da bu süreçte özellikle Kürtçe öğretmen adaylarının mağduriyeti konusunda BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın yanıtlaması üzere Meclis’e verdiği soru önergesindeki şu soruların cevaplarını herkes merak ediyor:

1- Ortaöğretim öğrencilerine verilen Seçmeli Ders Formları’nda yer alan “yaşayan diller” maddesinin topluca verilmesi öğrencilerin Kürtçe seçmeli dersini almasının önünde bir engel değil midir? Bakanlığınız bünyesinde okullara sunulan “Yaşayan diller” maddesinin yerine seçmeli olarak verilmesi öngörülen derslerin ayrı bir plan çerçevesinde öğrencilere dil adı altında sunulmamasının gerekçesi nedir?

2- Bazı okul idarecileri tarafından, Seçmeli Ders Formunda oynama yapılarak, öğrencilerin yaptığı seçimlerin başka seçmeli derslerle değiştirildiği iddiaları doğru mudur? Bakanlığınızın bu konuda aldığı herhangi bir tedbir bulunmakta mıdır?

3- Bakanlığınız bünyesinde, seçmeli derslerin her biri için kaç öğretmen görevlendirilmiştir? Bunların kaçı Kürtçe öğretmenidir? Kaç öğretmen Kürtçe öğretmenliği için başvurmuş, kaçının ataması yapılmıştır?

4- Kürtçe seçmeli dersi vermek üzere görevlendirilen öğretmenler hangi kriterlere göre belirlenmiştir? Bu öğretmenler nasıl bir eğitimden geçmişlerdir?

5- Kürtçe seçmeli dersini vermek üzere görevlendirilen öğretmenlerin aldığı eğitim programı neye göre belirlenmiştir? Hangi kaynaklar temel alınarak Kürtçe seçmeli dersin içeriği hazırlanmıştır?

6- Atanmayı bekleyen Kürtçe öğretmenleri olmasına rağmen; bazı okul idarecileri tarafından, “Kürtçe öğretmenleri yok” gerekçesiyle, öğrencilerin seçmeli Kürtçe dersi taleplerinin iptal edildiği ve ders açılmadığına ilişkin iddialar hakkında bakanlık olarak bir inceleme başlatmayı düşünüyor musunuz?

7- Kürtçe öğretmeni bulunmasına rağmen, farklı branş öğretmenlerinin ek ders ücreti karşılığında Kürtçe seçmeli dersini vermelerinin gerekçesi nedir?

8- 2013 yılı eğitim öğretim yılı başlangıcında ataması yapılan 40 bin öğretmen arasında diğer seçmeli derslerin öğretmeni bulunuyor iken, Kürtçe seçmeli dersi öğretmenlerinin atamasının yapılmamasının gerekçesi nedir?

Bu yazı toplam 6881 defa okunmuştur
02:09
 // cenk
Baslik cok guzel ellerine saglik turkiyenin ic siyasetini ancak bukadar guzel kaleme alinir:))...
29 Eylül 2013 Pazar 02:09