İrfan Sarı

Ölüm fırtınası

19 Ekim 2011 Çarşamba 21:54

İnsanın eli kaleme gelmiyor artık, yazınca taş kadar kahır düşüyor başına…

Uykusunu tamamlamamış ölümlerin üzerine akan bu kan deryasının boğduğu insanlardan bir tanesi olmak istemezdim. Evet, bu akan kan benim gibi bu ülkede yaşayan bütün insanları gün be gün boğmaya devam ediyor. Şevkten, azimden düşürüyor.

Bu manada onlarca canın bir daha atmayacak kalbi.

Çizilen çizgilerin, söylenen sözlerin, konulan tabuların, vazgeçilmeyen intikam duygularının geldiği noktada onlarca evlat sustu.

Mevsim sonbahar, gece karanlık ve hayallerin kurulduğu saatlerde onlarca sevgili bir daha aşk üzerine kuramayacak cümlelerini.

İnat mı inat bir savaşın ilk olmayan şimdilik son kurbanları.

Bu yangın yumağının önünde dizler dermansız kalıyor.

Ölümün karşısında tükenen sözlerin iç yanmalarını söylemek de pek fayda vermiyor. Çünkü kan hiç hız kaybetmeden akmayı sürdürüyor. Bu yangını durduracak bir akıl görünmüyor anlayacağınız.

Belki bu söylediklerim karşında birileri çıkıp “edebiyat yapma” bile diyecektir.

Ama kendiliğinden bitecek gibi değil bu yangın ve giderek yakıcı olmaya başladı. Bu yangının karşısında durulmuyor. Etki ettiği savaşan guruplar bizim çocuklarımız. Onlar yanarken bizim içimiz yanmalı.

Bu savaşın vicdanına inebilmeliyiz.

Yoksa onlarcası var olan yetimi her seferinde böyle daha fazlasını bu ölçüsüz çatışmaların ortasında bırakmaya devam ederiz.

Onlarca eş/koca… Silahların, mayınların, kurşunların merhametsizliğinde son nefesini bırakacaktır.

Sanılmasın ki yiten onca nefesin sustuğu yerde bizim nefes alma fonksiyonumuz artacaktır. Ruhen, psikolojik men de olsa suskularımız aynı olacaktır. Biz onlarla ölmeyeceğiz belki ama onların acısının altında ezim ezim ezileceğiz. Tıpkı diğer ölümler karşısında düştüğümüz o ruh hali gibi.

Biz bu hallerdeyiz…

Ama ülkeyi çekip çevirenlerin halları bu değil. İdareciliklerinden tutun ruh hallerine kadar ne yaptıklarını anlamıyoruz.

Bitmeyecek gibi duran bu soluksuzluk için ülkeye soluk aldıracak yeni yani denenmemiş bir şeye ihtiyaç var. Anaların yüreğinin yanmaması için bunu yapmak lazım.

Onca ananın yanan yüreği için değer çünkü.

Öyle bir yöntem olmalı ki hiç bir baba koç yiğidini toprağa teslim etmesin.

Öyle bir yöntem olmalı ki savaşın geçmişindeki bütün acıları unutturabilecek kadar kudretli olsun.

Öldürmeden kimse kimseyi, yaşam hakkı kadar kutsal olsun.

Misliyle öç, misliyle kin olur en fazla.

Kin ve nefret duyguları toprağı, suyu ve yürekleri zehirler.

Yenmek güdüsünün egosunu yenip, kaybetme pahasına da olsa ölümleri durdurmak erdemliliktir.

Ayrıca bir tek insan ölmeyince kazanmak söz konusu olur.

Kazanılacaksa böyle kazanılır. Halkları ölüm fırtınasına tutmayın artık.

Bu yazı toplam 10245 defa okunmuştur
hakklısınız .
 // tertip
hakklısınız üstadım'' ama devletin en başındaki akklı selim şahıslar intikam intikam diye bağıriyorsa'' daha çooook ennelerin çiğeri yanacağı göstergesidir, oysa savaşlarda kazanan taraf yok... şü ölümleri durduracak bir babayiğit veya babayiğitelr pek görünmüyör gibi. meclise baksan 550 tane milet vekili var ama..gerisini herkes biliyor ...............
20 Ekim 2011 Perşembe 14:51
KAHROLSUN
 // Harun
Netewprest kardeşim hiç bir cemaatçi hiç bir kürt ve hiç bir insan olan can kahrolsun kürtler diye tempo tutmaz.O senin yanlış algındır.Biz diyoruz ki kürt olsun türk olsun artık bu savaşa alkış tutanlar kahrolsun, savaştan rant elde etme hesapları yapanlar kürt türk kahrolsun.Barışı kendi rantlarına tercih edenler kahrolsun.Asker olsun polis olsun gerilla olsun kan dökülünce sevinenler kahrolsun.Bu savaşın devamını isteyen yerel yazarlar basın mensupları kahrosun.halka zülmeden polis asker kahrolsun....
20 Ekim 2011 Perşembe 13:34
Netewpereste katılıyorum
 // Mehemedé Paloyé
Faşist kelimesi yerine ülkücü kelimesini kullanması hariç ,Bende netewperest rümuzlu katılımcıya katılıyorum.Daha fazlasına zaten gerekte yoktur....
19 Ekim 2011 Çarşamba 23:39