İbrahim Genç

Japonya ve Kürtler

28 Kasım 2012 Çarşamba 11:13

Dünyanın öbür ucundan Japonlar gelir; Kapadokya’yı gezerler, Nemrut’u görürler, Mevlana’yı dinlerler ve ülkelerine dönerler. Dünyanın öbür ucundan Japonlar, çok severler farklı iklimler cenneti Türkiye’yi… Gelirler ve giderler… Çoğu zaman kendilerine gösterilmeyen Türkiye’nin "öteki yüzü"nü görmeden. Kimileri bunu, Japonların duyarsızlığına bağlar; kimi de Türkiye’nin Japonya’da yürüttüğü reklam çalışmalarına. Bunda Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkiler de başat rolü oynuyor. Ki geçen yıllarda Japonya’da sınır dışı edilen Kürtler basına yansımıştı. En nihayetinde Türkiye Kürtleri, dünyanın öbür ucundan kendileri için mücadele eden insanlardan bihaber kalır. Ta ki birileri bunları yazıp da yazılar insanları birbirine kavuşturana kadar. Biz de bu çalışmamızda farklı dilleri ve gönülleri buluşturmaya çalışacağız. Bunun için de uzun zamandan beri Türkiye ve Kürtler üzerine çalışan araştırmacı ve çevirmen dostum Kayoko İsobe’yle sohbetimizi sizinle paylaşacağım.

Kayoko, son yıllarda Türkiye’nin Japonya’da turizm amaçlı yoğun bir reklam yaptığına değiniyor. Bununla birlikte Japonlar arasında Türkiye’ye olan sempatinin arttığını dile getiren Kayoko, "Ya Kürtler?" diyor ve Japonların genel itibariyle Kürtlerden habersiz olduklarını dile getiriyor. Kayoko, Türkiye’nin Japonya’da yürüttüğü reklamın amacının Japon turistleri kazanmak olduğunu belirttikten sonra "Başka bir niyetin olup olmadığını bilemem ama Türkiye’nin reklam politikasından dolayı Kürtlerin varlığının iyice gölgelenmiş olması beni kaygılandırıyor." diyerek kaygısını dile getiriyor. Kendisinin de Türkiye’yi sevdiğini dile getiren Kayoko, etrafındaki Japonlara Türkiye’ye gitmeye teşvik ettiğini belirtiyor. Buna rağmen Kayoko, "Aslında ‘ama Türkiye’nin öteki yüzü de var, bilir misiniz?’ demek istiyorum. Fakat şunu çok iyi biliyorum ki kimse ‘ama’sından sonraki cümleyi duymak istemiyor. Bu yüzden susuyorum. Konuşmam gereken yerde hap susuyorum. O kadar sustum ki içime gömdüğüm ‘ama’lardan sonraki sözcükler beni kemirmeye başladı." diyor ve Japonya’da Kürtler üzerine çalışarak bu telafi etmeye çalıştığını belirtiyor.

1999-2001 yıllarında İstanbul’da bulunurken, Türkçe öğrenme sürecinde Osmanlı ve Türkiye üzerine birçok kitap okuyan Kayoko "Ve onlarca kitabın arasında en favorisi ise Fransa’da Türkiye’nin azınlık dillerini araştıran Goiçi Kojima’nın yazdığı ‘Türkiye’nin Öteki Yüzü’ adlı kitabıydı. Onun 70’li ve 80’li yıllarda yaptığı araştırmayı coşkulu bir şekilde anlatan bu kitabını defalarca okudum. Azınlıklara karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin tavrının Türkiye’de asla ‘öteki yüzü’ denilmeyecek kadar ‘öz yüzü’ olduğunu İstanbul’da kaldığım 2 yılda anlamıştım." diyor. Japonya’ya döndükten sonra orda yaşayan Mülteci Kürtlerle tanışan Kayoko, bununla birlikte Japonya’daki Kürtlerin sorunlarıyla ilgilenmeye başladıklarını, çeşitli sorunlarla karşılaşan Kürtler ile yetkililer arasında bazen tercümanlık yaptığını dile getiriyor ve gönüllü Japon arkadaşlarıyla hem Kürtlerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunları çözmek hem de Kürt kültürünü tanıtmak için organizasyonlar yaptıklarını söylüyor. Bunlara ek olarak Kayoko, "Şu anda aktif olarak Kürt mutfağını tanıtmak için ufak bir restoran projemiz var. Oturma izni alamadıkları için sıkıntı çeken Kürtler, Japonya’da kendi adlarına restoran açabilecek durumda değiller. Ama bir şekilde Kürt mutfağını tanıtarak hem her gün mutfakta çalışıp aile için yemekler yapan, hem de erkeklerden daha çok zor durumda olan Kürt kadınlarla bir şeyler yapalım düşüncesiyle ‘bir günlük restoran şefi’ programından yararlanarak Kürt mutfak tanıtım planını gerçekleştirmeye çalışıyoruz." diyor.

Geçen yıl “Modern Ortadoğu Edebiyatı Araştırma Grubu”nda Kürt edebiyatı üzerine bir sunum yaptığını dile getiren Kayoko sözlerine "Bir kaç gün önce Mehmed Uzun’un 'Nar Çiçekleri' kitabından ‘Nar Çiçekleri’ni Japoncaya çevirip yorumla beraber teslim ettim. Bu hem Mehmed Uzun’un ilk Japonca çevirisi olacak hem de roman olmasa bile Kürt edebiyat eserinin Japoncası olacak. Aynı zamanda Suzan Samancı’nın ‘Suskunun Gölgesinde’ kitabından da iki öyküyü çevirdim. Bunlar Modern Ortadoğu Edebiyat Antolojisi’nde yer alacaklar." şeklinde devam ediyor. Kayoko, kendisini bilinçli bir Kürt edebiyat okuru olarak değerlendiriyor ve Kürt edebiyatının çerçevesini genişleterek Kürt edebiyatı derken sadece Kürtçe yazılan eserleri kastetmediğini, Kürtler üzerine yazılan ve Kürtlerin yazdıkları çalışmaları da kastettiğini belirtiyor. İleride bunlardan bir seçki hazırlayıp yayımlamayı düşündüğünü söyleyen Kayoko sözlerine "Yalnız da değilim, bu plana dahil olmak isteyen arkadaşlarım var. Ki onlarla beraber ‘Kürt Edebiyat Araştırma Grubu’nu kurduk. Bildiğim kadarıyla Japonya’da ilkiz ve tekiz." şeklinde devam ediyor.

Tabii Japonya’da Kayoko dışında Kürtler üzerinde çalışan ve Kürt halkının sorunlarına karşı duyarlı başka Japon araştırmacı, gazeteci ve akademisyenler de var. Genel itibariyle Kürtler bu çalışmalardan habersiz durumdalar. Kendisine Japonya’da Kürtler üzerinde yapılan çalışmaları sorduğum Kayoko "En başta 1994’te İsmail Beşikçi’yi Japonya’ya tanıtan Kiyoshi Nakagawa geliyor. Serbest araştırmacı ve gazeteci olan Kiyoshi Nakagawa, okurlarına 2001 yılında piyasaya sunulan ‘Kürtler ve Kürdistan –Reddedilen halk’ kitabıyla Kürt sorununu sıfırdan anlattı. Sonra 2006 yılında İsmail Beşikçi ve gazeteci Faysal Dağlı’nın yazdıkları makaleleri de içeren ‘Leyla Zana’ kitabını piyasaya sundu." bilgisini veriyor. Kiyoshi Nakagawa’nın şu anda sağlık sorunlarından dolayı üniversitedeki işinden ayrıldığını dile getiren Kayoko, sözlerine "Yine de internet üzerinden Kürtler ve Kürdistan hakkında sürekli yazı yazarak bizi bilgilendirmeye çalışıyor." diyor. Bununla birlikte Seişin Kadın Üniversitesi Tarihi bölümünde yardımcı profesör olan Akihiko Yamaguçi’nin öğrenci olduğu yıllarda izlediği Yılmaz Güney’in “Yol” filminden etkilenerek Kürdistan tarihini okumaya ve araştırmaya karar verdiğini dile getiren Kayoko, Akihiko Yamaguçi’nin özellikle İran Kürdistanı üzerinde çalışmalar yürüttüğünü dile getiriyor.

Yine Noriko Matsuura’nın da sık sık Kürdistan’ı ziyaret ederek çektiği fotoğraflarla Kürtlerin sesini Japonlara ve dünyaya ulaştırmaya çalıştığını dile getiren Kayoko, "Fotoğrafçı Noriko Matsuura, 2003 yılında ilk kitabını Kürdistan üzerine yoğun olarak çalışan Şinsenşa yayınevinden çıkardı. Kitabı Türkiye’de yaşayan Kürtler üzerineydi. Daha sonra insanların hayat hikâyelerini dinlemekte usta bir kadın fotoğrafçı olan Matsuura, 2010 yılında İran’daki Kürtler üzerine de bir kitap çıkarmıştı.” bilgisini bize veriyor. Bunlara ek olarak Kayoko, Yukari Nakajima ve Ayumi Ttakeda’dan bahsederek sözlerini “2003 yılında yine Şinsenşa yayınevinden bu sefer Yukari Nakajima’nın kitabı piyasaya çıktı. Serbest yazar olan Nakajima sadece Kürdistan’da yaşayan Kürtlerle kalmayıp Japonya’ya sığınmacı olarak gelen Kürtlerin sesini de yansıtıyor kitabında. Ve hâlâ buradaki mültecilerin çeşitli ihtiyaçlarını yerine getirmek için sağa sola koşuyor. Nakajima inanılmaz enerjisiyle etrafındakileri de etkileyerek bugüne kadar birçok faaliyeti organize etti. Şu anda Kürt restoran projesiyle de uğraşıyor. Son olarak Almanya’da Kürt diasporası üzerine araştırma yapan genç araştırmacı Ayumi Ttakeda, halen Japonya’nın Hitotsubaşi Üniversitesinde Almanya’da gerçekleştirdiği araştırma sonucunu bir doktor tezi olarak hazırlamak için öğrenimine devam ediyor. Bir yandan da  Almanya’da başladığı def ile Japon müzisyenlerle Kürt müziği başta olmak üzere Anadolu müzik geleneklerini Japonya’da tanıtmaya çalışıyor." şeklinde sonlandırıyor.

Kayoko İsobe ve arkadaşları Japonya’da, Kürtler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu çalışmalar ile amaçlanan, Japon halkının Kürtleri tanımasını sağlamak ve aynı zamanda Türkiye’nin gerçeklerini insanlara ulaştırmak. Aslında nasıl ki Japonların birçoğu Türkiye’nin “öteki”lerine yabancı ise Türkiyeliler de Japonya’daki “öteki”lere yabancı. Çünkü Kayoko, Japonya’nın kuzey ve güneyinde yaşayan ve asimile edilmeye çalışılmış halklardan da bahsediyor. Sonuç itibariyle Kayoko, her türlü milliyetçilikten ve ayrımcılıktan uzak durulması gerektiğini dile getiriyor.

11.20121128112608.jpg

12.20121128112632.jpg

Bu yazı toplam 17432 defa okunmuştur
Tankut Taluya
 // Mıxemmed
Olayı birde şu yönden düşün tankut, Bu türklerin kürtlerin içinde işi war acaba ve tamam beraber yaşıyorlar ve neden Kürtleri Kültürel asimilasyona ve Kültürel soykırıma tabi tutuyorlar. Kürtleride terör ile değil hakları için mücadele eden halk olarak düşüneceklerdir. Bİ DE OLAYA BU YÖNDEN BAK....
04 Aralık 2012 Salı 16:48
çirkef müslümana...
 // hasan aydemir
1)başbakanın hakaret içeren denyoluğu neden bizi bağlasın2)müslüman iftira ve hakarete çanak tutar mı cevaz verirmi 3)islam dininin yaklaşımında başka dinlere hakarete yer varmıdır 4)mülüman geçinen bir halkın mensubu olan çirkef arkadaşa sormak isterim:bölgesel olarak içki tüketimi,il bazında tekel market kültürü yüksek yoğunluktaki genelev potansiyeline rağmen batıdan doğuya laf çakmak ahmaklık değil de nedir?5)zerdüştlük meselesine gelince.biz kürtlük derken bir milletten bahsediyoruz.içindeki zerdüşt kitleye de sahip çıkmak ve özgürce dinlerini yaşamaları hususunda onları kollamak mensubu bulunduğumuz islam inancının gereğidir.git sen kendi çapına göre add nin felan sitesine yaz.zira ezberden gidiyorsun ve bildiğin yanıldığına yetmiyor...
29 Kasım 2012 Perşembe 00:18
özgür müslümana
 // Gavan Adıyaman
Doğru diyorsun..Yazarın bir şey bilmediği belli..Seni kutluyorum Japonların komonist olduğunu biliyorsun ya ! yeterde artar vallahi..Yorumunu da kısa yazmışsın bari japonların bu komonistliklerini uzun uzun yazda faydalanalım..Hele hele Kürtlere Müslüman demişsin acaba burada yanılmıyornmusun daha geçenlerde başbakanın Kürtlerin Zerduşt olduğunu söyledi de yoksa sen müslüman kürtlerdenmisin.?...
28 Kasım 2012 Çarşamba 22:08