İbrahim Genç

Çanakkale şehitlerini düşününce

18 Mart 2010 Perşembe 10:29

Ülkemizde insanların bir araya gelip güzel şeylerden konuşması gerekiyor. Yüreklerdeki sevginin üzerini örten öfkeyi dağıtacak şeyler… Ortak yaşamlar, ölümsüz birliktelikler…

Ülkemizdeki farklı halkların birbirilerini tanıması gerekiyor. Farklı dostluklar kurularak farklı yaşamların paylaşılması… Farklı yüreklerdeki farklı acıların ortaklaştırılması… Bütün insani bakışların her dilde anlaşılması…

Yani tüm halklar, birbirileriyle konuşmalı. Paylaşmalı geçmişteki güzel günleri… Ölüme birlikte yürekleri siper yapmaları… Düşmana inat “Biz biriz!” demeleri…

İşte tam da bugün, 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü… Düşünerek atalarımızın kahramanlıklarını ve şehadetlerini, halkların kardeşliğine vesile olsun diye anmalıyız hepsini.

Onlar ki Kürt’tüler, Türk’tüler, Laz’dılar, Çerkez’diler… Bilemem bilemem, belki daha nice farklı halktılar. Düşman bir, toprak bir, gaye bir… Kim onları bu gayeden döndürebilir? Kimse döndüremezdi elbette. Görüyoruz ya “Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, / Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!”

VE BUGÜN…

Bu satırların içindeki birlikteliğe çağrıyı görmeyecek kadar kör olanlar, yine hamasi nutuk atacak ve inadına kutuplaşmayı isteyecekler. Önceleri Kürtlere “kardeşlik” ülküsüyle yaklaşıp “Etle kemik gibiyiz, Çanakkale’de birlikte savaştık” diyenler, Kürtlerin asimilasyonunun gerçekleşmediğini gördüklerinde bu sefer “Çanakkale’de Kürtler savaşmadı” diye nutuk atarak Kürt düşmanı ırkçı bir nesil yaratmak gayreti göstereceklerdir. Asıl onlar ülkemizi bölmek isteyenlerdir. İşte emekli bir tümgeneralin geçen aylarda sarf ettiği sözler ve yapmaya çalıştıkları da bunun içindir.

Bazı ırkçıların da bu propagandaya neden böyle sazan gibi atladıklarını Mustafa Akyol Star’daki (21.09.2009) yazısında “Her ırkçı gibi Türk ırkçıları gibi ‘öteki’nden nefret etmek için yalanlara ihtiyaç duyuyor. Bunları da seve seve servis eden adamlar geziyor ortada.” sözleriyle dile getirdikten sonra bu konuda bazı bilimsel verileri de verir ve “Söz konusu propaganda, bir yalandan ibarettir. Kürtler, hem Birinci Dünya Savaşı’nda hem de Milli Mücadele’de Türklerle birlikte omuz omuza, kahramanca savaşmıştır.” der.

Zaten Kürtler Doğu ve Güneydoğu cephelerinde savaşıyorlardı. Yakın oldukları cephelerde çarpışıyorlardı. Ki Doğu’daki ordunun ekseriyetinin Kürtlerden oluştuğunu okuyoruz. Çanakkale’de şehit olanlar, tabi ki bölgeye sevki yakın olan yerlerden savaşmaya gitmişti. Buna rağmen Doğu ve Güneydoğu’dan Kürtler kalkıp Çanakkale’ye gitmişlerdir. Bunun yanında Orta Anadolu’daki Kürt nüfusunun da Çanakkale’ye gitmesi söz konusu.

Ben burada tarihi bilgi vermeyi gerekli görmüyorum aslında. Çünkü iyi niyetli ve Allah korkusu olan ve de tarihi-coğrafi bilgisi olan herkes bilir ki Çanakkale, bu topraklarda yaşayan halkların harcıdır. Orada savaşanlar, bir halkın dilinin ve kültürünün inkar ve imha edileceği bir ülke için savaşmadılar. Onlar ki İslam’ın şanlı neferleriydiler. Osmanlıydılar. Son namaza birlikte durdular, güneş batarken Çanakkale tepelerinde. Namus için, toprak için can verdiler ve can aldılar. 

PEKİ ŞİMDİ?…

Bugün içimizdeki öfkenin yüzüne tükürüp ruhumuzu bu anlamlı günün maneviyatıyla yıkamalıyız. Bugün, Çanakkale’de Anadolu halklarının birlikte siper alışlarını düşünmeliyiz. Kin ve nefret rüzgarı sarsarken bedenimizi, doğduğumuz o ilk gün gibi derin derin nefes alarak sevmeyi düşünmediğimiz birini sevmeye çalışmalıyız. Ki böylece yüreğimizi ve ruhumuzu öyle paklandırmalıyız ki insanlığımızdan kimsenin bir şüphesi olmasın.

Ve sonra… Bütün bir yaratılıştaki gayeyi keşfedip büyük gücün ışığında aydınlık yarınlar için çalışmalıyız. Kimsenin kimseyi sömürmediği, bütün dillerin ve renklerin en batıdan en doğuya gökkuşağı gibi açtığı bir ülke ülküsünde buluşmalıyız.

Geçmişin ortak acıları hatırına bugün güzellikler düşünelim. En azından bugün anlamsız tartışmalardan, kısırdöngüye dönen atışmalardan vazgeçelim ve Çanakkale şehitlerini saygıyla, sevgiyle yüreğimizden dökülecek birlik ve beraberlik mesajlarıyla analım.

Ruhunuz şâd olsun ey ecdâd!

Bu yazı toplam 5808 defa okunmuştur
ayrımcılık
 // ozgur
acın generkurmay arşivlerini ne kadar şehit verdinizi görürsünüz...
19 Mart 2010 Cuma 15:22
Sizin Bu Ayrımcılığınıza Başlayacam Şimdi
 // SerHaD
Sizin Bu Ayrımcılığınıza Başlayacam Şimdi
Tamam Ağlamaya Gerek Yok Türkiyeyi Tek Siz Kurtardınız Yeterki Saçma Yorumlarınızı Yazmayın (ozgur)( okan) Benden Bukadar Sizin Gibi Zihinsel Engelilerle Konuşacak Tek Bir sözüm Yoktur Aslında Zihinsel Engeli Kardeşlerimize Ayıp Oluyor Onlar Anlarlar Bunu Ama Siz Anlamasınız Size Bir Teshiş Yapamadım....
19 Mart 2010 Cuma 10:53
Bilinmez Ruha
 // Mehemedé Paloyé
Gerçekten güleceğim yoktu.Hamidiye alayları 1893 te kuruldu ve batılı devletlerin bastırması sonucu 1908 de lağvedildi.Şimdi sormak isterim nasıl 1925 ve Ağrı isyanlarını bastırdı ? Hamidiye alayları lağvedildikten sonra Kürt hafif suvari alayları kuruldu.Harp akademilerinden mezun olan kürd subaylar atandı.1. dünya savaşı bitince artık onlarında defterinin dürülmesi gerekiyordu.Çünkü Kürt Hafif süvarı alaylarının subayları Kürd yurtseverleri ve aynı zamanda öncü güçleri idiydiler.1925 direnişinde ise Cıbranlı Halıt Beyin Azadi başkanı olduğunu herhalde bilmiyorsun.Şeyh Said ile asılanlarında çoğunun yine bu alayların subayları olduğunuda bilmiyorsun.Agrı direnişinin lideri İhsan Nuri ninde o subaylardan olduğunu bilmiyorsun.Öğren !...
18 Mart 2010 Perşembe 22:38