Mustafa Acar

ABD Başkanlık Seçimleri

02 Mart 2012 Cuma 21:31

MERHABA değerli Yüksekova Haber okurları. Bugünden itibaren yuksekovahaber.com'da bana ayrılan bu köşede ABD'de yaşanan önemli gelişmeleri Washington'dan sizler için değerlendirip görüşlerimi aktaracağım.

2008 yılında Amerikalı'ların büyük beklentilerle seçtiği Barack Obama ABD yasalarına göre 2012'de ikinci ve son defa başkanlık aday adayı olabiliyor. 2008 seçimlerinden galibiyetle ayrılan Obama, milyonlarca Amerikalının canlı yayınlarla tanık olduğu muazzam bir kalabalık eşliğinde, Abraham Lincoln’ün 1861 yılında kullandığı İncil üzerine el basarak, "Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nı koruyacağına ve savunacağına" yemin etmişti. Başkanlık seçimi sırasında değişimin kıvılcımı ve simgesi haline gelen sloganıyla (YES WE CAN- EVET YAPABİLİRİZ) "değişim" vaateden Obama'yı çok zorlu bir süreç beklemekteydi.

2008 seçimininin ilk günlerinde ve sonrasında Washington DC’de insanlardaki heyacanı çok net görebiliyordum. Yemin Töreni (Inauguration)`nde milyonlarca insanın arasındaki  yerimi aldığımda, değişime ve demokrasiye inanan bu kadar çok insanın bir arada olması bende müthiş bir coşku ve sevinç uyandırmıştı. ABD tarihinde 44 beyaz başkanın ardından bir siyahi başkanın seçilmiş olması zaten kendi başına bir değişimdi aslında ve iyi bir başlangıçtı. Beyaz Saray'ın önünden tören alanına doğru yürürken insanların Beyaz Saray`a bakıp ‘’Güle güle Cumhuriyetçiler’’ diye bağırmaları ve sevinç kahkahaları atmaları keyif vericiydi benim için; çünkü Cumhuriyetçi`lerin hiç bir politik duruşu beni cezb etmemişti bütün ömrümce. Amerika`ya taşındığımın ilk günlerinde demokrat bir başkanın seçimleri kazanmış olması bu ülkeye karşı aidiyet duygusu geliştirdi bende ve Obama'nın başarılı olmasını yürekten dileyenlerdendim…

Ancak Cumhuriyetçi Bush’un mirası sorunlarla işe başlayan Obama yönetimini çok zorlu bir süreç bekliyordu. Irak ve Afganistan'daki savaşları, Orta Doğu'daki sorunları ve baş göstermekte olan ekonomik krizi devr almıştı.

Büyük vaadlerle 2008 seçimine giren Obama: vergi sisteminde köklü değişiklikler yapılacagını (yıllık 200 bin doların altında kazanç sağlayan vatandaşlardan az vergi alınacağını), sağlık sektöründe kalıcı iyileştirmelere gidileceğini, ekonomik teşviklerle işsizlik sorununu en aza indirgeneceğini, Dünyada ABD’nin savaşmakta olduğu cephelerin kapatılacağını (Dünya siyasetinde yepyeni bir sayfa açılacağını ve sorunsuz bir dış politika izleneceğini) söylemişti.

Ancak Geçen üç yıllık süreçte Obama yönetiminin vaatlerinin bir coğunu yerine getirmediği görülüyor ki bunun sonucu olarak vatandaşlarda büyük bir hayal kırıklığı söz konusudur. Özellikle 2008`de başlayan ve tüm Dünyaya yayılan Küresel Ekonomik Kriz`in yaralarını sarmakla uğrasan Obama yönetimi, gerekli cesur adımları atmadığı için de büyük eleştirilere maruz kalmaktadır…

Bu durum 6 Kasım 2012 seçimlerine adaylığını koyan Demokrat Parti Adayı Barack Obama`yı ciddi şekilde zorlayacağı ortadadır ki zaten Cumhuriyetçi başkan aday adaylarının seçim propagandalarında, Obama yönetiminin ekonomik krizle mücadelede başarısızlığı üzerinden politika gelistirdiklerini görüyoruz.

2008 Ekonomik krizini Obama Yönetimi’nin kucağına bırakan cumhuriyetçiler, şimdi de bu krizin yaratmış olduğu olumsuz etkiden yararlanıyorlar. Sorunun kaynağı olduklarını unutmuş kaymağını yemeye çalışıyorlar.

İki senede bir yapılan Temsilciler Meclisi seçimi ve Senato'nun 3/1’ini belirleyen 2010 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi'ler Demokrat Partiden 55 sandalyeyi alarak, temsilciler meclisinde çoğunluğu elde etmeyi başardı. Bu sonuç, Obama Yönetimi'ne gösterilmiş açık bir tepkidir diyebiliriz. Bu tepkinin 6 Kasım seçimlerinde de tekrarlanabileceği ön görüşü mevcut.

Heyecanını kaybetmiş Demokrat Parti seçmenlerinin 6 Kasım 2012’deki seçimde nasıl bir tavır alacağı merak konusu.

Etrafımdaki bir çok Demokrat Partili seçmene seçim süreciyle ilgili tahmin ve düşüncelerini sorduğumda çok da iç açıcı cevaplar duymuyorum. Obama’nın samimiyetine artık inanmayan bir çok Demokrat partilinin nasıl bir duruş sergileyeceği net değil. 2008 sürecinde "değişim rüzgarını’’ arkasına alan Obama Yönetimi`nin bu rüzgardan yoksun olduğu ortada.

Bu yazı toplam 9113 defa okunmuştur
ser xerebı
 // hasan acar
ilk önce yüksekova haber gibi bir siteyi seçtiğin için doğru kararındandolayı tebrik eder ve başarılarının devamını dilerim. siyaset aslında bir ıpnoz ve izolasyon işidir. bunu türkiyede tayip bey çok iyi yapıyor...
04 Mart 2012 Pazar 00:29
guzel
 // obama
yuksekovahaber`den gundemi takip etmek cok doyurucu. gittikce yuksekova sinirlarini asip uluslararasi bir haber sitesine donusuyor. tebrik ediyorum yuksekovahaber ekibini... yaziya gelince baya doyurucu... amerikada gelisen baskanlik secim sureciyle ilgili bilgi sahibi oldum simdi....
03 Mart 2012 Cumartesi 03:36
bi xer xatin
 // Deniz Avésta
Yuksekovahaber Kuzey'de Anf gibi merkez medya rolüne aday bana göre . Bende Adana'dan takip ediyorum hemde Hakkarili olmayışıma rağmen . // ABD meselesine gelince görüşlerinize katılıyorum . ABD'nin bir devlet olmadığını , Lobilerin merkezi olduğunu ve bir İmparatorluk olduğunu unutmamalıyız ... ABD aslında Küresel Şirketlerin ve Yahudi-Ermeni ve sayamadıklarımın kukla gücüdür . Silah gücüdür . Yaptırım gücüdür . Başkan gelir , Başkan gider . Değişmeyen tek şey ABD Politikasıdır . Günümüzde patlak veren olaylar OBAMA'nın kaderini belirleyecektir . Bu kesindir ......
03 Mart 2012 Cumartesi 01:18