Hal mesele budur

Yüksekova’nın başına gelen kolay değil. Kolay anlatılabilecek, kolay yazılacak, kolay arzuhal edilecek gibi değil.

İnsan buralarda yaşarken yaşlanmıyor. Adeta bitkisel yaşama geçiyor.

Farkındayız...

İlçemiz, yurdumuz, yuvamız başımıza yıkılırken dahi dedikodu yapmaktan geri kalmayan ruh bakterileri taşıyoruz. Zerk etmiş zehir durmadan birileri tarafından dozu artırılarak yaygınlaştırılıyor. Belli merkezden kanalize edilen bu durum giderek can yakıyor.

Hani HDP geleneğinden gelen belediye başkanlarını ve meclislerini yerden yere vuran bir takım toplum mühendisi vardı ya? İşte kendini topluma mühendis kabul eden takım, şimdilerde de meslek odalarını ve yöneticilerini hedef almış durumda.

Mesela meslek odalarının, yıkım öncesi ve sonrası sorumluluklarını yerine getirdiklerini bilmelerine karşın tek ağızdan koro halinde seslerini yükseltmeye başlamışlar.

Sokak ortasında, cami kapısında, kahvehanelerde, fırsat kolladıkları her yerde atıp tutuyorlar.

Sanki kentin yıkımına sebep, ayaklanmasına da etken odalar olabilirmiş.

İhaleci takımına, yandaşa, yalancıya söylenecek tek sözü olmayan bu toplum mühendisleri şekillendirmek istediklerini bir bir şekillendiriyor.

Mesele Yüksekova Yüksekokulu ile ilgili yürütülen çalışmaları, ilk rektörden son rektöre yapılan görüşmeleri, sahada yapılan ziyaretleri, yapılacaklar ile ilgili anlatılanları, arazi konusunda mera alanındaki köy heyetleri ile yapılan görüşmeleri bilmemelerine rağmen son derece yıpratıcı eleştirilerde bulunan bu yapılar durmadan destek aldıkları yerden yürümeye devam ediyorlar.

Yüksekova yüksekokulunun, Yüksekova da açılmamasının gerçek nedeni politiktir. Ve STK’ların yapabileceği bir şey kalmamıştır.

Şehir merkezinde olup bitenlerle ilgili, sanıldığından daha fazla görüşme yapılmıştır. Bakanlıklardan en alt birimlere kadar ve yerel hükümete kadar bir bir yapılan istişarelerde tıkanmaların nerede olduğu tespit edilmiştir.

Bir takım firmaların iş bıraktıkları ve hak edişlerle ilgili yaşadıkları aksaklıklardan dolayı işi bıraktıklarını ifade etmelerini eleştirmeyen bu toplum şekillendiriciler alakası olmayan STK’ları hedef noktasına taşımaları tesadüfi değildir.

Zarar-ziyanların tutanak altına alınmasından, tahsillerine kadar olan tüm süreçlerden müdahil olan meslek odaları buna rağmen bu kesimlerin hışmından kurtulamamıştır.

Dilimli baraj gölünden şehre akacak içme suyundan, yapılacak yol ve kamulaştırmaya kadar uzun süreç takibi adı geçen STK’ların sayesinde olmuştur.

Şehir merkezinden geçen derenin kirletilmesini her defasında dile getiren bu STK’lar. Islahı ile fikir sahibi olanlar da. Ama her ne hikmetse topun ağzına bu STK’lar oturtuluyor.

Merkez yollarını dile getiren bu STK’lar.

Sınır kapıları, işleyişi, uygulamalarını her toplantıda dile getiren, sesini yükselten de bu STK’lar.

Kaçakçılık dahil, yolcu beraberi uygulamasına değin, transit geçişler, günübirlik geliş-geçişlerin her platformda dillendirilmesi de adı geçen kurumlarca güncel tutulmuştur.

Üretim politikalarıyla ilgili projeler.

İstihdam alanlarının yaratılmasına kadar olan bir takım KOBİ’lerin desteklenmesine kadar.

Krediler.

Kurum ve kuruluşlara karşı sorumluluklar ve diyaloglar kısmı.

Olağan üstü güvenliklerin ilgili kurumlara durumun izahı ve aktarılması.

Yayla turizminden, kayak tesislerine kadar.

OSB, OHB’lerin yapımına.

Mezbahadan, otobüs terminaline..

Evet, geçmişten bu güne sistematik olarak devlet anlayışı ortadayken ve bu gözlem herkeste kurumsallaşmışken tutup Meslek odalarını eleştirmek amiyane tabirler haksızlıktır..

Devletin doğal olarak hükümetlerin 16 yıllık iktidarlarında yapmadıkları yatırımları STK’lara yüklemek, onları sorumlu tutmanın altında başka gerçekler vardır.

Açık bir şey var, devlet yatırımı geciktirir. Suçlama olmaz. Yani o takım zerzevat sorgulamaz burayı. Kafası basmadığından değil gereği düşünüldüğü içindir.

İlçeye fayda sağlayacakları için değil, bu şehri sürekli yaralı tutmak içindir bu taşkınlıkları.

Şahsi çabaları şahsi çıkarlarının ötesine geçmez.

Burada amaçlanan özel durum şudur; Tıpkı HDP belediyelerine atanan kayyumluk kurumunun bu odalarda da işlev görmesi için alt yapı hazırlamak.

Evet, buraya giden yolun bekçileridir bunlar.

Ama merak etmesinler, “onlara boyun eğme” noktasında hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

STKler, baş eğmez, eğilmez…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum