İHD’den Hacı Mıhçı için adalet çağrısı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 234. hafta açıklamasında 1987 yılında yaşamını yitiren Hacı Mıhçı dosyasına dikkat çekerek, olayın etkin şekilde soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 234. hafta kapsamında saat 12.00’de Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasına DEM Parti ilçe örgütü, TÜHAYDER, DBP, Barış Anneleri, İHD üyeleri ve kayıp yakınları katıldı. Açıklamayı İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu.
Akbaş, açıklamasının başında, “Katledilişinin 35. yılında Vedat Aydın’ı saygı, özlem ve adalet talebiyle anıyoruz. Vedat Aydın’ın katledilmesi yalnızca bir insanın yaşam hakkının elinden alınması değil; hakikat, adalet ve demokrasi mücadelesine yöneltilmiş ağır bir saldırıydı. Aradan geçen yıllara rağmen adaletin sağlanmamış olması cezasızlık politikalarının en acı örneklerinden biridir. Bugün Vedat Aydın’ın anısı önünde saygıyla eğiliyor, hakikat ortaya çıkana ve tüm failler yargı önünde hesap verene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz” dedi.

Açıklamanın bu haftaki gündeminin Hacı Mıhçı dosyası olduğunu belirten Akbaş, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın talebiyle başlattığımız adalet mücadelemiz bugün 234. haftasında. 234. haftamızda, 1987 yılında katledilen Hacı Mıhçı için adalet talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Hacı Mıhçı’nın yaşamını yitirdiği olaya ilişkin bilgi veren Akbaş, “Hacı Mıhçı, askere gitmeden önce kendi köyü olan Zerile’den Yediveren (Kavlegund) köyüne akrabalarıyla vedalaşmaya gitti. Dönüş yolunda patikadan ilerlediği sırada operasyona çıkan askerler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolü yapılmasına rağmen, sınır hattından geldiği iddiasıyla ayağına ateş edilerek yaralandı ve olay yerinde kaderine terk edildi” dedi.

Akbaş, “Köylülerin Hacı Mıhçı’ya ulaşması askerler tarafından engellendi. Yardım etmek isteyenlere müdahale edildi. Yaralı halde yerde yatan Hacı Mıhçı’ya köylüler uzaktan seslenerek yarasını bağlamasını söyledi. O da kendi imkânlarıyla gömleğini yırtıp ayağına sardı. Bir süre sonra ise hareketsiz kaldı. Daha sonra olay yerine dönen askerler, Hacı Mıhçı’nın cansız bedenini alarak Şahe (Güvenli) Karakolu’na götürdü” diye konuştu.
Olayın ardından yaşanan süreci aktaran Akbaş, “Olayın ardından çok sayıda köylü Şahe Karakolu önünde toplanarak tepki gösterdi. Dönemin karakol komutanı yaptığı açıklamada, Hacı Mıhçı’nın sınır ihlali yaptığı sırada vurulduğunu ileri sürdü ve cenazenin otopsi için merkeze gönderildiğini söyledi. Otopsi sırasında aile bireylerinin de bulunduğu odada savcı, karakol komutanına ‘Bu sivil nasıl öldü?’ diye sordu. Karakol komutanı cevap vermeden önce bir asker, ‘Ben vurdum. Çünkü sınır ihlali yapmıştı’ diyerek ateş eden kişi olduğunu itiraf etti” ifadelerini kullandı.

Bu beyana rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını savunan Akbaş, “Bu açık itirafa rağmen hiçbir soruşturma açılmadı ve cenaze aileye teslim edildi. Aile daha sonra, ‘Ben vurdum’ diyen askerin ödüllendirildiğini ve rütbe aldığını öğrendi. Olayın ardından aile fertleri, ‘Bu olayı konuşmayın, kimseye anlatmayın’ denilerek tehdit edildi. Sindirme politikaları nedeniyle uzun yıllar herhangi bir hukuki başvuru yapılamadı. Faili bilinmesine rağmen Hacı Mıhçı’nın dosyası cezasızlığa terk edildi” dedi.

Açıklamasının sonunda taleplerini yineleyen Akbaş, “Bugün buradan bir kez daha yetkililere sesleniyoruz. Tüm tutanaklar ve tanıklıklar ortadayken soruşturma açılmaması kabul edilemez. Ateş ettiğini açıkça itiraf eden askerin tespit edilmesi, olay tarihinde karakol komutanı olarak görev yapan sorumluların bağımsız ve adil bir yargılama süreciyle hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bizler, insan hakları savunucuları ve Cumartesi Anneleri olarak Hacı Mıhçı için hakikat ve adalet talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hacı Mıhçı’nın katledilmesinin cezasız bırakılmasına asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
