İbrahim Genç

Türk Yok, Kürt Yok, Arap yok! Hepimiz Mahmut’uz…

19 Mayıs 2015 Salı 10:28

Türkiye kritik 7 Haziran seçimlerine doğru giderken siyaset arenası lider ve adayların ilginç açıklamalarına sahne oluyor. Bu konuda özellikle AKP’nin son dönemlerindeki çelişkileri ve tutarsızlıkları dikkat çekiyor. Bu tutarsızlıklar –belki de çelişki değildir- bir bilinçaltı zulasının olduğunu gösteriyor olabilir. Çünkü AKP, dindar kesimlerin mağduriyetleri üzerinden kendini var edip özgürlükçü demokrat kesimlerin de desteğiyle 13 yıl iktidarda kalmasına rağmen bugün bizzat kendisi mağduriyet yaratıyor. Öyle ki kendi etrafında kenetlenip destek sunanların özgürlük talepleri dikkate alınmıyor, daha önce söylenen olumlu sözler –özellikle Kürt sorunu konusunda- bugün çöpe atılıyor. Bu sebepledir ki biz kirli bir bilinçaltı zulasının yavaş yavaş açılmaya başlandığını hissediyoruz.

Öyle ki geçmişin başbakanı ve bugünün cumhurbaşkanı Erdoğan bazen “Ülkede ırk ayrımı yapılıyor(1997)” derken “Eğer düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur(2002)” diyebiliyor. Bir taraftan “Kürt sorunu benim sorunumdur(2005)” diye konuşuyor, diğer taraftan “Kürtlerin hak derdi yok(2006)” diyor. Sonraki süreçte Kürt sorununun çözümü için diyalog başlıyor (ki bu sorunun kabulü demektir) ama bugün geldiğimiz noktada başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AKP’li kurmaylar halkın gözlerinin içine baka baka “Kürt sorunu yoktur” diyorlar. Tabii merak ediyoruz, madem Kürt sorunu yok o zaman cevap verin: Neden Kürtçe anadilde eğitim yok? Neden Kürtlere anayasal güvence yok? Neden PKK hâlâ dağlarda? Neden Kürtçenin müzeleri ve kütüphaneleri yok? Neden Kürt coğrafyası geriletilmiş durumda? ve vb…

İktidarlara bulaşan tekçi mikrop

Tabii herkes AKP’nin bugünlerde sarıldığı “şu yoktur bu yoktur, o teröristtir bu bölücüdür” nakaratını yaklaşan seçimlere bağlıyor. Çünkü AKP artık halkı kendine inandıracak bir şey bulamıyor. Bu sebeple de Kürt coğrafyasında halkı manevi değerlerle (Kuran-i Kerim’i elinde gezdirmek gibi), ülkenin batısında ise tüm Türkiye halklarının birlikte yaşama formülü olan çözüm sürecini yok sayarak milliyetçi nutuklarla kandırmaya çalışıyor. Bu tavrın seçimlerle mutlaka bir ilgisi vardır. Çünkü AKP her yerde kan kaybediyor. Ama her şeyden öte, AKP her ne kadar bazı sorunlara temas ettiyse de beynini tekçi mikroptan hiçbir zaman kurtaramadı. Yakın zamanda “Ümmetçilik” adı altında bir dayatmaya gidebileceğine dair emareler belirmeye başladı.

Bunlar bir tarafa “ustaları” böyle yaparken AKP’lilerin de içine girdikleri koşulsuz “biat” kültürü de son hız devam ediyor. Mesela Diyanet’i devlet –daha doğrusu iktidar- tekelinden kurtarmayı amaçlayan HDP’nin seçim bildirgesi üzerinden AKP yaygara koparmaya başladı. Sanki büyük bir şeyler keşfetmiş gibi Başbakan Davutoğlu meydan meydan dolaşıp “din elden gidiyor ahali” demeye başladı. Tabii gerek Kuran’ın mitinglerde gezdirilmesi ve gerekse Diyanet meselesinde AKP’nin skandalları bir bir ortaya çıkmaya başladı. Klasik bir iktidar alışkanlığıdır: YÖK’e karşıydılar ama şimdi YÖK’e toz kondurtmuyorlar. Seçim barajına uzun yıllar karşı çıktılar ama bugün darbecilerin barajına yine darbecilerin “istikrar” argümanlarıyla sahip çıkıyorlar. Zamanında Mehmet Metiner, Yalçın Akdoğan gibi AKP’liler Diyanet’in kaldırılması veya özerkleşmesini isterken bugün aynı şeyleri söyleyen Demirtaş’a saldırıyorlar.

‘Erdoğan enişte, şimdi inişte’

Aslında Siirt AKP milletvekili adayı Yasin Aktay’ın Siirt maceralarını yazacaktım ama uzun bir girişten sonra ancak ona sıra geldi. Tabii yazı uzayınca kısa kesmek gerekecek. Başlayalım! Şu bir gerçek ki AKP, Kürt coğrafyasında erimeye başladı. Sanırım ne kadar ajitasyon yapsa da, ne kadar halkın manevi değerlerini suistimal etse de bu sefer halkı ikna etmekte zorlanıyorlar. Dolayısıyla Kürt illerindeki AKP’li vekiller seçim çalışmalarında fena zorlanıyor. Hatta Urfa ve Batman başta olmak üzere birçok yerde büyük aşiretler –ki bir tanesi de AKP’li bakan Mehdi Eker’in aşiretidir- bir bir HDP’ye katılıyor. Bunu klasik feodal-aşiretçi bir yapının sahiplenmesi olarak değil, HDP’nin farklı toplum kesimlerini bir çatı altında buluşturabilen felsefesine bağlamak gerekir. Tabii Siirt’te de durum farklı değil. Daha yakın zamanda Siirt’te bir AKP milletvekili adayının akrabaları HDP’yi ziyaret edip desteklerini sundular.

Halk AKP’den kopuyor; çünkü Siirt olarak Recep Tayyip Erdoğan’a başbakanlığın yolunu açtılar. Aynı zamanda Erdoğan, Siirt’in eniştesi oluyor. Gel gör ki AKP’nin 13 yıllık iktidarına rağmen Siirt hâlâ yerinde sayıyor. Fabrika yok, işsizlik hat safhada, Siirt’i çevre illere bağlayacak yollar yok, Siirt’te bir ilçeden diğer ilçeye gitmek baya zahmetli vs… Bu sebepledir ki AKP genel başkanı yardımcısı Yasin Aktay’ın Siirt’te milletvekili adayı olmasını kimse önemsemiyor. Çünkü genel kanı şu; “Biz başbakan çıkardık, o başbakan da eniştemiz olmasına rağmen Siirt için bir şey yapamadı. Kaldı ki onun çırağı Yasin Aktay mı bir şey yapacak?” Tabii aramızda kalsın ama HDP Siirt milletvekili adayı Prof. Dr.Kadri Yıldırım geçenlerde izlediği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinginden sonra “Erdoğan enişte, şimdi inişte, 7 Haziran’da bitişte” diyor. Halk arasında en çok yayılan sözlerden biri olmaya başladı. .

Sanırım asıl konuya bir türlü giremeyeceğim ama deneyelim. Dediğimiz gibi Yasin Aktay, AKP’nin Siirt milletvekili adayı. O da ustası gibi “şu yok bu yok, onlar şucu bunlar bucu” demeye başladı. Hatta yakın zamanda ziyaret ettiği HDP seçim bürosunda halkın gözlerinin içine baka baka “Kürt sorunu yoktur. Bizim sayemizde kendinize Kürt diyebiliyorsunuz” tarzında provokatif şeyler söyledi. Tabii halkın sert tepkisi, sağduyulu yetkililer tarafından önlendi. Yasin Aktay’ın geçen aylarda “PKK’ye karşı ayaklanın” gibi halkı galeyana getirmeyi amaçlayan söylemleri de hâlâ hafızalarda. Aslında bu söylem başlı başına halkı kin ve nefrete teşvik etmek açısından anayasal bir suçtur ama onlar bunu yapabiliyor.

‘Kürt demek çok ayıp’

Aktay, HDP seçim bürosunda halka “Kürt sorunu yoktur” demekle kalmadı tabii. Son olarak Aktay “Artık bu yörenin insanına Kürt demek çok ayıptır. Çünkü biz Türk, Kürt, Arap ve Çerkeziz, biz bir milletiz” demiş. Bu “bir millet” dediği şeyin ne olduğunu doğrusu anlayamadık. Acaba “millet” sözcüğünü yüz yıl önceki anlamıyla mı kullanıyor? Ama sosyolojiden bihaber olduğunu zannetmiyorum. Yoksa Ümmetçi bir çizgisi mi var? Bu durumda yine “millet” kelimesi bugün karşıladığı anlam itibariyle buna uygun düşmüyor. Hatırlarsak bir ara Aktay “Türk dediğin bir sentezdir zaten.Türk diye bir ırk yok.” şeklinde de konuşmuştu. Peki bununla Aktay’ın amacı nedir? Acaba "Sosyal devlet olmak için çoğunluğu oluşturan bir milletin milliyetçiliğinin ayaklar altına alınması sizce doğru mudur?” şeklinde sözlerinde belirttiği gibi hangi milletin milliyetçiliğini gerekli görmektedir? Sanırım cevabı yine kendisi verecektir. Çünkü aslen Arap olan Aktay’ın Araplığı umursamadığı ve başka sevdalar peşinde koştuğu kesin. Aktay iki yıl önce kendisine yönelik eleştirilere cevap verirken “Benden Türk düşmanı olmaz. Türküm ben" cevabını vererek aslında 12 Eylül darbe anayasasının“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Maddesine gönderme yaparak herkesi Türk milliyetçiliğine teşvik ediyor.

Tabii halk soruyor ve soracaktır: “Ey Yasin Aktay! Arap yok diyorsun, Kürt yok diyorsun, Türk yok diyorsun. Peki sen kimi temsil edeceksin?”

Bu yazı toplam 6885 defa okunmuştur