İbrahim Genç

Mehmed Uzun: Barışa adanan hayat –II-

25 Ocak 2011 Salı 01:45

NAR BAHÇELERİNDE BİR ÇOCUK

Nar ağaçları…. Ve bütün kış yağan yağmurlarda, karda yıkanan yemyeşil nar ağacının dalları üstünde açan çiçekler… ilkokul yıllarında her pazartesi (böyle planlamıştık) okuldan kaçıp, kendilerine koştuğum nar bahçeleri… İçinde, çocukluğun renklere karıştığı bahçeler… Usul usul değişimin, olgunlaşmanın dallardaki akışı…

Nar ağaçlarının bütün güzelliğini Mehmed Uzun’un hayatında görüyorum ve anlıyorum. Çocukluğu saf ve temiz insanların diyarında geçen bu aydının hayatına nar çiçekleri işlenmiş nakış nakış. Yüreği de yeni yeni açan nar çiçeklerinin renginden bir yaşamaya çağırıyor insanı. Özellikle Uzun’un “Nar Çiçekleri” adlı eserini okuduğumda, kendimi çocukluğumun okuldan kaçış evrelerinde mesken edindiğin nar bahçelerine tekrar kaçıyorum.

Mehmed Uzun, 1953’te Urfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğu, saf ve temiz insanların arasında geçti. Bu aşiret evinin büyük odalarında kışın masallar dinledi; yazları da uzayıp giden Mezopotamya kutsallığında, yıldızların avuçlara damladığı gecelerde bir bilinmeyene kayan yıldızları merak edip durdu. Bu yıldızlar sahi nereye kayıyordu? Yıllar sonra Diyarbakır’dan göçmek zorunda kalan Ermeni Apê Vardo’nun nereye gittiğini bilmediği gibi bunu da bilemeyecekti şüphesiz.

Ve nar ağaçları… Bu geniş aşiret evinin bahçesindeki nar ağaçları, Mehmed Uzun için simgesel birer varlıktır adeta. Kış gecelerindeki masallar ve yıldızlar altında “bilinmezliklere gidiş”e duyduğu merakın yanında, onun nar ağaçlarıyla olan bağı da ayrı bir yer tutar. Çünkü çocukluğu, büyük ölçüde nar ağaçları arasında geçer. Uzun bunu anlatırken biraz da çocuk masumiyetiyle “…Gözlerimi onlarla açtım; zamana, sürekli bizimle birlikte olan, bizi bir gölge gibi izleyen…(Nar Çiçekleri, s. 15)” diyecektir yıllar sonra.

Nar ağaçları, Mehmed Uzun’un kişiliği üzerinde her zaman bir etki bırakmıştır elbette. Bu etkiyi “(…)Uzun süre ağaçların yapraklarına, tomurcuklara, artık boy vermeye başlayan çiçeklere bakardım. Her gün yeni bir değişikliğe, gelişime tanık olurdum.(…) O dallar, yapraklar, tomurcuklar, çiçekler, renkler, her şey ama her şey, tüm farklılıklarına rağmen, müthiş bir uyum içinde…(Nar Çiçekleri, s. 17)” şeklinde dile getirir. Kİ zaten “farklılıkların bir uyum içinde olması” düşüncesi, Uzun’un çocukluğundan sıyrılıp da büyüdüğünde verdiği temel amaç değil miydi? Uzun, doğanın farklılıklara rağmen yarattığı uyumun insanların da çok kültürlü ve çok dilli bir yapıyla başarabileceğine inanıyordu.

Bu yazı toplam 4862 defa okunmuştur
Sürgün
 // Mehemedé Paloyé
Sürürüdüğünde
Bir tek yanlızlığını alırsın yanına
Birde bir avuç umut kokan hasretini
Kıymazsın avuçlarında taşıdığına
Ucun ucun yutarsın acı suyla
Bu su dağlardan değil gözyuvarlarından akar
Soğuk değil ılıktır bu yüzden
Zincirleri kıran gençliğin
Sürgüne karşı ihtiyardır
Dizleri tutmaz
Gözleri seçemez
Bir el yordamı ile his edersin
Gönlünle görmeye çalışırsın
Fazla yaşatmaz sürgün
Önüne bir tezgah bırakır
Hepsi sürgün hastalıklarıyla doludur
Bir tanesini seç der
Seçmesen bile O cebine koyar harçlık misali
Sürgün anlatılmaz yaşanır sadece
Eğer yaşamak denirse ....
Bir gün hasret biter dediğinde
Ömür bitmiştir artık
Biraz erken olmadımı ? sorusu
Mezar taşına çarpar
Ve susar !...
25 Ocak 2011 Salı 15:23
batman
 // batmn
senin kitaplarını hep okudum bütün kitaplarını ama beni en çok etkileyen aşk gibi aydınlık ölüm gibi karanlık eseri seni de kitaplarınıda çok seviorum...
25 Ocak 2011 Salı 14:57
ben ve an
 // anka
" ismim Mehmed, soyadim uzun, dogumum 01.011953.ama bunlarin hicbiri gercek degil.ismim Mehmed dEgil, soyadim Uzun degil,dogum tarihim bu rakamlar degil. Esas ismim yasak oldugu icin Mehmed oldu, esas soyadim yasak oldugu icin Uzun oldu.Bir insan olarak hicbir degerim olmadi, sadece ehlilestirilmesi gereken bir sürünün mensubu olarak görüldügüm icin de en rihat sekliyle künyeme 1 ocak 1953 yazildi" Sevgili Mehmet uzun kendisini bu satirlarla anlatirken , benide anlatmis .Mekanin cenet olsun......
25 Ocak 2011 Salı 02:11