İbrahim Genç

Barış sürecinde Kürtçe öğretmenleri

07 Temmuz 2013 Pazar 11:19

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey sadece “demokrasi”ydi. Demokrasiyle adalet ve eşitliğin geleceğine herkes ısrarla inanıyordu. Gel zaman git zaman derken hızlı gelişmelere şahit oluyorduk. Geçmişin katı uygulamalarının “değişim”le ortadan kalkacağı düşüncesi, “değişim”i koşulsuz önemli kılıyordu. Çünkü ülkenin büyük bir bölümü kendini ülkenin gerçek yurttaşı sanmıyordu. İşte adalet, kalkınma ve değişim gibi kavramlarla AKP iktidarı hemen hemen her çevreden destek topladı. Yeri geldi, desteğini aldığı çevrelere “lütufta bulunmak” kaydıyla bir şeyler de verdi. Ta ki artık tek güç olup da devletin her kurumunda palazlanıncaya kadar… Artık devlet, sınırları ve insanlarıyla üzerinde yaşanan bir yer değildi. Devlet, AKP idi. Artık demokrasiyi de aşmış, “ileri demokrasi” gibi dünyada hiçbir yerde bulunmayan bir şeyimiz olmuştu. O kadar ilerledik ki demokrasiyi geride bırakmış, “ileri demokrasi” olmuştuk. Bu nimetten başta Kürtler olmak üzere yararlanmayan kimse kalmadı; cop, gaz, hapis, işkence…

İleri demokrasimizin bir de verdiği sözleri vardı. Hani Başbakan Erdoğan’ın “Kürtçe seçmeli ders olacak” açıklamasıyla başlayan heyecan. Bunun için Kürtçe tezsiz yüksek lisans yapanların “Kürtçe öğretmeni” olarak atanacağı propagandası yapılmaya başlandı her yerde. İnsanlar bunu ciddi ve olumlu bir gelişme olarak gördüler. Ama yine de bir kuşku vardı; çünkü AKP’nin ne yapacağını hiç kimse tam olarak öngöremiyordu. Nasıl öngörebilirdiler ki? Sonuçta artık halka da mal olan açıklamalar gazete sayfalarını doldurmuştu. Bu heyecan, Mardin Artuklu Üniversitesinin 500 kişiyi sınava tabi tutarak almasından sonra YÖK’ün şok açıklamasıyla sarsıldı önce. Büyük bir şoktu; çünkü insanlar bunun için işlerini terk etmiş, şehrini terk etmiş, hayallerini değiştirmişti… Artuklu Üniversitesinin tüm çabalarına rağmen bu mağduriyet giderilmedi. Mardin Artuklu Üniversitesi yönetimi de çaresiz bir şekilde durumu kabullenip 250 kayıtlı öğrencisini kapıda bıraktı. Tabi macera bununla da bitmedi. Bu sefer de alınan 250 öğrenciye verilmesi vaat edilen formasyon iptal edildi. Artık tamamen bir dehlizin içinde ilerliyorduk. Her an her şey bekleniyordu artık, tüm psikoloji buna şimdiden alıştırılıyordu.

Kürtçe öğretmen adaylarına üçüncü darbe 12.12.2012’de Bingöl Üniversitesinde bir konferansta Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’den geliyordu. Ömer Dinçer “…Biz bu yıl Zazaca ile ilgili eğitimi açarken Kürtçenin bir versiyonu gibi düşünmüştük. Daha doğrusu kitabı hazırlayanlar öyle düşünmüşlerdi ve biz onların uzmanlığına güvenmiştik. Ama önümüzdeki yıldan itibaren ders kitaplarımızı yazarken Kürtçenin bir başka versiyonu veya lehçesi gibi değil Zazacayı ayrı bir dil olarak sizlere sunacağız… diyordu. Öncelikle Artuklu Üniversitesi akademisyenlerini cehaletle suçluyor, buna Bingöl Üniversitesinin akademik duruşu tartışılır adamlarına onaylatırcasına alkışlatıyordu. Oysa Kürtçe üzerinde Türkiye’de yetkin eserler, Artuklu Üniversitesi akademisyenleri tarafından veriliyordu. İşin ilginç tarafı bu sözlerin sarf edildiği günlerde Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın Zaza edebiyatı üzerine hacimli bir çalışması yayımlanıyordu.

Bunun yanında eski Milli Eğitim Bakanı Dinçer yine yaptığı bir konuşmada, Kürtçe Yüksek lisansı bitirenlerin Kürtçe öğretmeni olarak atanmayacağını, öncelikle bu kişilerin kendi bölümlerine atanacağını ve daha sonra ek ders karşılığı Kürtçe derslere gireceğini dile getiriyordu. Dolayısıyla görünüşte her ne kadar “Kürtçe öğretmenliği” görüntüsü olsa da Kürtçe alanında herhangi bir atamanın olmayacağını ve dilin statüsüz bırakılacağını dile getiriyordu.. Artuklu Üniversitesinde yüksek lisanslarına devam eden öğrenciler şokta… Herkesin sorduğu şeyi soruyorlar: Yahu ileri demokrasi olmakla övünen bu devlet bir sözünü de tutmaz mı? Maalesef ki Kürtçe öğretmenliği konusunda hiçbir söz tutulmadı. Bu dehlizden çıkılabilir belki. Sonuçta burası Türkiye, iyi ve kötü her şey pamuk ipliğine bağlı. Her an büyük değişimler olabilir, yıkımlar da.

Bundan sonraki süreçte Artuklu Üniversitesi ve YÖK arasında aylarca süren görüşmeler neticesinde mağdur olan 250 kişi, şubat ayında tekrar bölüme kabul edildi. Şimdi başta Artuklu Üniversitesi olmak üzere diğer üniversitelerin Kürtçe öğretmenliği programından ilk mezunlar verildi. Kürtçe öğretmenliği bölümünde öğrenciler bir yıl boyunca Kürt dili grameri, halk edebiyatı, klasik edebiyat, modern edebiyat vb. gibi alanlarda eğitim aldı. Bu eğitim süreci boyunca hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin gündeminde Kürtçe öğretmenliğine bir statünün verilip verilmeyeceği tartışılıyordu. Çünkü bu haliyle Kürtçe öğretmenliğini bitirenlerin atanması mümkün görülmüyordu. Her ne kadar ilk başlarda “Kürtçe öğretmeni olarak atanacaklar” ifadesi sıklıkla kullanıldıysa da pratikte bununla ilgili hiçbir yasal düzenleme yapılmadı. Şimdi de ilk Kürtçe öğretmen adayları, durumlarıyla ilgili olarak bir açıklama bekliyorlar. Bu durumda Kürtçe öğretmen adaylarının ücretli mi, sözleşmeli ya da kadrolu mu çalıştırılacağı konusunda devlet ketum davranıyor. Tabii Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, bu yıl için kendilerine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Kürtçe Öğretmen adaylarının maaş karşılığı görevlendirileceği, gelecek yıl için de kadro verileceği sözünün verildiğini dile getirdi.

Kürtçe ve Kürtçe öğretmenliğiyle ilgili bu olumsuz gelişmelere rağmen, bugün Kürt sorunu konusunda olumlu bir süreç işliyor. Bu sürecin ilk ayağı olan kanın durdurulması aşaması, sorunsuz bir şekilde devam ederken herkesin kafasında bundan sonra ne olacağı sorusu duruyor. Çünkü anayasal güvence, statü ve ana dilde eğitimle ilgili hiçbir Hükümet yetkilisi ağzını açmıyor. Kürtçe öğretmenleri mezun olurken Kürtlerin kırmızı çizgisi olan anadilde eğitimle ilgili en ufak bir yaprak kıpırdamıyor. Bu da sürecin ruhuna aykırı bir durum olduğu için Kürtlerde bir kuşkuya neden oluyor. Sonuç olarak bu konuda YÖK’ün formasyon, Milli Eğitim Bakanlığının da Kürtçe öğretmenliğiyle ilgili bir açıklama yapması gerekiyor. Çünkü Kürtçe öğretmen adayları önlerini görmek ve buna göre hareket etmek istiyorlar. 

Bu yazı toplam 6565 defa okunmuştur
21
 // sormanc
bu surecte kurd ve kurtce mamostelerin yapacagi tek bir seyvar o da kurdce egitim talebi icin aktif rol almalaridir. dikat edilirse baris surecinde hic ses seda yokmemostelerde. neden acaba ?????????????????????...
10 Temmuz 2013 Çarşamba 16:14