İbrahim Genç

Allah çağından robot çağına

01 Ocak 2012 Pazar 15:36

Yeryüzünün sakinleri olarak biz insanlar, bize verilen akıl sayesinde doğaya hükmedip hükümranlığımızı ilan ettik. Artık her şeyin üstesinden gelebileceğimiz zannıyla “Allah çağı”nı geride bırakıp “robot çağı”na vardık. Allah çağının vicdani değerlerinin yerini “meta” ile doldurduk. Bu değişimde veya ilerlemede sırtına basılanları, mahvedilen ekosistemi, açlığa talim ettirilen siyahileri, yalnız bırakılan mazlum halkları, çocukları ve de kadınları… Görmedik!

Ne Afrika’nın zenginliklerini sömürerek, insanlarını ölüme bırakan Avrupa ülkelerinin insanları geriye dönüp zenginliklerinin kaynağını sorguladı ne de Irak’tan Afganistan’a her yeri okyanuslar ötesinden gelip darmadağın eden Amerikalılar… Ve maalesef ki Türkiye’nin batısında bazı pek dindar (!) ve vatanseverler (!)… Ülkemizin bir tarafı zenginleşirken ve bir yerin kaynakları sürekli belli merkezlere aktarılırken bunu pek sorgulayan çıkmadı, çıkmıyor.

Oysa insanlar olarak bazı şeyleri Türk, Kürt, İngiliz ya da Müslüman, Hristiyan olarak değil; sadece “insan” olarak düşünmemiz gerekiyor.

Ama sadece ülkemde gördüklerim, vicdanın unutulduğunu bana söylüyor. Çünkü Allah çağı kapanmış ve Allah çağının vicdani değerleri de unutulmuş. Bunun yerine robot çağının yarattığı zihniyet “Allah”ı, kendi çıkarı söz konusu olduğunda amaçlarına ulaşmak için “araç” olarak kullanmaya başlamış.

Çok garip değil mi? Kendi dili, kültürü ya da inancı söz konusu olduğunda hassasiyetinden geçilmeyenler, başka bir insanın kendi dili, kültürü ya da inancı konusunda duyarlı olmasına öfkelenebiliyor. Burada normal olan, her insanın kendi değerlerini sahiplenmesinin normal olduğudur. Erdemli her insan bunu bilir. Ama robot çağının artan değeri olan “para”, erdemi zayıflatıyor ve bu yüzden de bu basit “ilke” göz ardı ediliyor.

Çok garip değil mi? Kültürü ve dili zapturapt altına alınmış insanların sokaklarda “polis” kurşunlarıyla öldürülmesinin hesabının sorulmaması. Normal şartlarda ve demokrasi iddiası olan bir ülkede bu tür şeylerin olması kabul edilemez. Ama devletin kurşunlarıyla öldürülen, tutuklanan, işkence edilen çocukların görüntüleri, fotoğrafları, ifadeleri görülse de vicdanı titremeyen, tüyleri diken diken olmayan insanlar var.

Çok garip değil mi? Bir ülkenin kuruluşundan beri, yanlış politikalar yüzünden büyümüş bir sorun var. Buna devlet “Kürt sorunu” dedi. Bu sorunun nedenlerini ve sonuçlarını anlamak ve halka anlatmak yerine masada yeni savaş stratejileri peşinde koşuluyor ısrarla. Öyle ki “ne kadar çok öldürürsek o kadar çözüme yaklaşırız” düşüncesi var. Bunun temel nedeni de Kürtlerin bir ulus olarak görülmemesi ve sorunun hâlâ “bir avuç eşkıya”dan kaynaklandığının düşünülmesi olsa gerek.

 Çok garip değil mi? “Ne kadar çok öldürürsek ve tutuklarsak” deyicilerin kararları yüzünden Türkiye’de 36 çocuk bombalarla paramparça ediliyor. Böyle bir vahşet karşısında vicdani değerlerin olduğu bir toplumda ve normal bir ülkede bir duyarlılığın olması beklenir. Suriye’de gösterilerde insanlar öldürülüyor diye neredeyse Suriye’ye savaş açmayı planlayanlar, Filistin’de İsrail bombardımanında ölenler için İsrail’i düşman ilan edenler, kendi ülkelerinde yaşananlara göz yumabiliyor. Oysa ırkçı düşünmek yerine “insan” olarak düşünmek, her yerde yapılan zulme karşı durmayı gerektirirdi.

Katledilen bu insanların acılarını Türkiye’nin batısı (genelleme yapmıyorum) genel anlamıyla hissetmedi. Televizyonlar ve gazeteler, devleti haklı çıkarmak için bin bir takla attı. Hepsi de birbiriyle çelişiyordu. Çatışmada PKK tarafından öldürülen insanlar için kıyameti koparan, ölen askerler için Kürtlere kin kusanlar; 36 çocuk katledilmiş, hiç umursamadılar. Sosyal paylaşım sitelerinde güya duyarlı Türk arkadaşlarım, bu konuda hiçbir paylaşımda bulunmadılar.

Duyarlı olduklar ve takıldıkları tek şey, “Kaçağa gitmeseydiler” ve “tabutlarına sarı-yeşil-kırmızı bezler asmışlar”dı. Ve bunun üzerine güya katliama haklı gerekçe bulup yine bir “oh olsun” çekmişlerdir. Hayal ettiğim ve uğrunda bir şeyler yapmaya çalıştığım Türkiye bu değildi. Türkiye’yi sevmek, bu değil!

Hadi öldürülen yetişkin insanları bir kenara bıraktım. Yahu polis-devlet kurşunuyla katledilen, kameralar karşısında kolları kırılan, silah dipçikleriyle kafası darmadağın edilen Kürt çocukları için neden bu duyarsızlık? Kanunlarınız bile  onları “terörist” olarak göremiyor, peki sizin vicdanlarınız-dininiz-kültürünüzün kanunları nasıl onlara acımasızca davranabiliyor? Çocuk, çocuklarınız gibi… Temiz ve pak… Allah’ın her türlü şeyden muaf tuttukları çocuklar… Öldüklerinde Allah’ın sorgusuz sualsiz cennetine alacağı çocuklar, çocuklarınızla birlikte…

Birkaç yıl öncel gazetelerde “Irkçıların beyni farklı çalışıyor” başlığıyla bir haber yayımlanmıştı. Haber şöyleydi: “İtalyan nörologlardan oluşan bilim adamları, bazıları Afrika kökenli 40 üniversite öğrencisine, farklı ırktan insanların ellerine iğne batırılmasına ilişkin görüntüleri izletti ve katılımcılarda oluşan davranış değişikliklerini Transkranial Manyetik Stimülasyon (TMS) aracılığıyla gözlemledi.
Bilim adamları, bazı katılımcılarda kendi ırklarından insanların görüntüleri karşısında aynı acıyı hissetmelerini sağlayacak şekilde otomatik olarak faaliyete geçen beyin devrelerinin, farklı bir etnik gruba ait görüntüler karşısında ise aynı tepkiyi vermediğini ve beyinlerinin bu kişilerin acıları karşısında nörolojik olarak duyarsız kaldığını tespit etti. Aynı testi mora boyanmış bir ele iğne batırılan görüntüyle tekrarlayan bilim adamları, bu durumda ise tüm katılımcıların karşısındakinin acısıyla empati kurabildiğini gözlemledi.

Ve o çocukların tabutları, bir tepenin gerdanında on binlerce kişi tarafından omuzlarda taşındı. Halk, kendi çocuklarını sahiplenmişti. Siz ise yılbaşında oynadınız, zıpladınız… Neyse, ne söylesek ve yazsak hep bir şeyler eksik kalıyor. Biz son sözü Yaratan’a bırakalım: “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutan ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır (Kur’an, 5/8).”

Bu yazı toplam 7908 defa okunmuştur
dusuncesiz
 // yorumcu
insanlarin hayat tarzlari beyinlere yansimis,bu cografyada yasananlari gormuyormu rabbim kalkmis allah icin konusulan yorumlari tepkiliyoruz asil saftirik algisi dusuncesi bozukca olan anlayacagini ters anlayan kisilerdir.bir kac kelime farkli yazip insanin kendisini farkli gostermesi,bu su anlama gelmez,ki bilgilidir,aslinda bilgili yok anlamina gelir.yazar geyet acikca ve net yazmis,yazacagini,kalkipta bu yazidan,denilirmi ki siz cennetliksiniz,demekki islammiyetten haberi olmayan insanlar sadece okuduklarini ve anlayabildiklerini algiliya biliyor,ilerleme kaydetmek gerek dunyalik yasiyorsan,...
08 Ocak 2012 Pazar 03:41
Algı meselesi
 // Müslim Kaya
Bu coğrafyada yaşananları yazarken ülkenin empati yoksunu bir kısım vatandaşı yaşananlara değil verilen tepkilere takılıyor. Dolayısıyla bu insanlara empati kurun demek safdillik olur. Kurulan cümleyi anlayamadığı için, yazarın şirke düşeceğinden korkan imamefendi ve o kıvamda olanlar, yapılan dezenformasyona bile bile yamanmanın hesabını Allah katında nasıl vereceksiniz. Allah ıslah etsin......
07 Ocak 2012 Cumartesi 23:27
yazar kardes
 // semdinlili
esselamualeykum.allah cagi diye bir ifade yanlistir.allah evvel ve bakidir.yazina bisey demiyorum ama ifadeni duzgun kur.allah muhafaza sirk islemis olursun....
02 Ocak 2012 Pazartesi 12:44