Eğri oturalım amaaaaa

Hani o meşhur söz var ya, eğri oturup doğru konuşmak. Şimdi herkesi doğru bir tedavi için şapkasını önüne koymasını ve doğru bir teşhis için hep birlikte düşünmeye davet ediyorum. Ama lütfen doğru bir teşhiste bulunabilmemiz için ön yargıları bir kenara koyalım.


Bazı insanlar hiçbir sorumluluk üstlenmeden, olumlu yada olumsuz yönüyle eleştirdiği konuda hiçbir katkısı olmadan, sadece dostlar beni alışverişte görsün misali övme veya olumsuz eleştirilerde bulunurlar.


Beni yakından tanıyanlar çok iyi bilirle ki, yaşamım boyunca kendi çocuklarımın imkanlar ölçüsünde iyi bir eğitim almalarını arzuladığım kadar, Hakkari genelinde de aynı düşüncelerle destek olmaya çalıştım. 

 


Geçen uzunca yıllar boyunca farklı projelerle her defasında binlerce öğrencinin giydirilmesi ve eğitim materyalleri konusunda yardımlara vesile oldum. Şu an Kardeşini Seç kampanyası ile 7600 tane öğrenciye yardımcı olmaya çalışıyorum.


Yine geçen uzunca yıllar boyunca 'Haydi Kızlar Okula' kampanyası ile ilgili tarafıma düşen sorumluluk, Eğitim Şurası ve il bazında tüm platformlarda üzerime düşenini yapmaya ve düşüncelerimi bu toplantılara yansıtmaya çalıştım.


İlimizin neden ülke genelindeki sınavlarda son sıralarda bulunduğu yönündeki tespitlerimi her zaman ilgililere yüksek sesle duyurmaya çalıştım. Genel öğretmen eksiği, branş öğretmen eksiği, taşımalı sistemin yetersizliği, Ana Okul, Piyo, Yibo ve dersliklerin yetersizliği, ayrıca halen köylerde 8 yıllık eğitime geçilmediği ve daha bir çok sorun hakkında çabalarım olmuştur.


Evet bütün bu konularda bu güne kadar devleti, devletin kurumlarını ve sorumluluk mevkiinde bulunan insanları hep olumsuz yönde eleştirdim. Cumhuriyet tarihi boyunca ihmale uğramış ilimde, bu ihmal halen devam etmekte ve ben de bu eleştirilerimi sürdürmeye devam edeceğim.


Peki bütün bunlara rağmen biz şimdiye kadar eğri oturup bunları dile getirdiysek, acaba sizce şimdi de doğru söylememiz gerekmiyor mu?

 


İnsanlar bir evlat sahibi olabilmek için bütün servetini kurban ediyorsa, demek ki o evlattan daha büyük bir servet yoktur. Anne ve babalar çocuğunun iyi bir eğitim alabilmesi için çocuklarının ağzındaki ekmekten kısarak yavrularının eğitim masraflarını karşılarlar.


Buda yetmiyormuş gibi dershanelere avuç dolusu para dökerler. Bütün bunları neden yapıyoruz üzerine düşünmemiz gerekmiyor mu?


Kendi geleceğimiz olarak gördüğümüz yavrularımız yarının büyükleri, ülkemizi ve ilimizi yönetecek olan aydınlık geleceğimiz değil mi? Daha büyük düşünerek bunların arasında dünya ölçeğinde söz sahibi yavrularımız neden olmasın.


Peki şimdi soruyorum? Sorumluluklarımızı yerine getirmeden sürekli başkalarını eleştirmek ve her şeyi başkalarından beklemenin bize ne faydası olacak.


Çocuğumuzu takip ediyor muyuz. Okuldan ayrılma saati ile çocuğumuz evimize geliyor mu? O gün okulda işlediği derslerini evinde tekrarını yapıyor mu? Ödevlerini yapıyor mu? Aileden herhangi birinin öğrenci ile ilgili okulla diyalogu var mı? Bana göre hayır hiç biri. O halde çocuğunuz okuyamadığı zaman çocuğunuzu, okul idaresini veya devleti ne kadar eleştirme hakkınız olduğunu lütfen düşünün.


Hemen hemen her gün her saat ve geceler dahil olmak üzere çocuklar cadde, sokak ve ev aralarında zaman kaybediyorsa biz çok şey kaybediyoruz demektir.

 


Burada özellikle anne – baba, siyasi partiler, Milli Eğitim, okul idareleri, öğretmenlerine ve her kese çok büyük sorumluluk düşmektedir.


Daha karanlık günler görmek yerine aydınlık bir gelecek için herkes üzerine düşenini yapsın lütfen. Yarın geç olabilir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum