Şemdinli’de av ihalesi tepkisi: "Dağ keçilerinin hayatı satılık değildir”
Şemdinli’de DEM Parti ve DBP tarafından yapılan açıklamada, Yüksekova ve Şemdinli’de 3 yaban keçisinin avlanması için açılan ihalenin iptal edilmesi çağrısı yapıldı.
DEM Parti Şemdinli İlçe Örgütü ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde 3 yaban keçisinin avlanma hakkının ihale yoluyla satışa çıkarılmasına tepki gösterdi. Şemdinli DEM Parti İlçe Örgütü binası önünde saat 16.30’da yapılan basın açıklamasında, yaban keçilerinin av turizmine açılmasının durdurulması çağrısı yapıldı.

Basın açıklamasına DEM Parti Şemdinli İlçe Örgütü, DBP, TÜHAYDER, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Hakkâri Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Tekin katıldı. Açıklamayı DEM Parti Şemdinli İlçe Eşbaşkanı Agit Tekin okudu.
Agit Tekin, yaban keçilerinin avlanması için ihale açılmasının yalnızca ekonomik bir işlem olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, uygulamanın doğa ve yaşam hakkı açısından eleştirilmesi gerektiğini söyledi. Tekin, “Dağ keçilerinin hayatı satılık değildir! Yüksekova ve Şemdinli’de açılan av ihalesi, barış ekolojisi ve toplumsal ekolojiye aykırıdır. Hakkâri’nin Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde 2026-2027 av turizmi sezonu kapsamında Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğü tarafından 3 dağ keçisinin avlanması için açılan ihale, sadece ekonomik bir alışveriş değil; doğaya, yaşama ve barışa yönelik açık bir saldırıdır” dedi.
Şemdinli’deki Konur Devlet Avlağı’nda 1, Yüksekova’daki Gürkavak Genel Avlağı’nda ise 2 dağ keçisi için kota belirlendiğini hatırlatan Tekin, “Şemdinli Devlet Avlağı NİXAİLA, Konur’da 1 dağ keçisi ve Yüksekova ŞAGILORDA Gürkavak’ta 2 dağ keçisi için belirlenen her bir kota 1 milyon 650 bin TL muhammen bedelle satışa çıkarılmıştır. Bu uygulama, yaban hayatını ticarileştiren ve canlıları bir ‘gelir kaynağı’ olarak gören piyasa mantığının en somut örneklerinden biridir” ifadelerini kullandı.
Barış ekolojisi perspektifine göre barışın yalnızca insanlar arasındaki çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığını belirten Tekin, doğayla kurulan ilişkinin de bu anlayışın bir parçası olduğunu söyledi. Tekin, “Barış ekolojisi perspektifine göre barış, sadece insanlar arasındaki silahların susturulması değildir. Barış; tüm canlılarla, ekosistemlerle ve doğanın kendisiyle kurulan adil, karşılıklı ve şiddetsiz bir ilişkidir. Dağ keçilerinin ihaleler yoluyla ‘av turizmine’ açılması bu barışı zedelemektedir” dedi.
“Dağlarda yankılanan silah sesleri, yaşam alanlarının ticarileştirilmesi ve nesillerdir bu topraklarda var olan bir türün değerinin parayla ölçülmesi, ekolojik barışı yıkıma uğratmaktadır” diyen Tekin, yaban keçilerinin bölgedeki ekosistemin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Toplumsal ekoloji anlayışının doğayı bir kaynak ya da sermaye olarak görmediğini belirten Tekin, yaban keçilerinin ihale yoluyla avlanmasının doğanın ortak mirasının özel çıkarlara açılması anlamına geldiğini savundu.
Tekin, “Toplumsal ekoloji doğayı bir ‘kaynak’ veya ‘sermaye’ olarak değil, toplumsal yaşamın ortak ve paylaşılan zemini olarak görür. Dağ keçileri; dağların, meraların ve yerel halkın tarihsel olarak birlikte yaşadığı ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Bunların ‘kota’ adı altında satılması, doğanın ve toplumun kolektif mirasının özel çıkarlara teslim edilmesidir” diye konuştu.
Av turizminin gerçek koruma ihtiyacını gizleyen bir talan biçimi olduğunu ileri süren Tekin, “Bu ihaleler, ‘koruma’ maskesi altında yürütülen bir sömürü modelinin devamıdır. Adında ‘doğa koruma’ ifadesi yer alan kurumların, korumakla yükümlü oldukları canlıların para karşılığında avlanmasına izin vermesi bir paradokstan da öte; ahlaki ve siyasi bir çöküştür” ifadelerini kullandı.
Yaban hayatının korunması için yerel halkın ve ekoloji hareketlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Tekin, madencilik, hidroelektrik santraller ve ormansızlaşma gibi tehditlere karşı da mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Tekin, “Toplumsal ekolojik yaklaşım, yaban hayatının korunmasının ancak yerel halkın katılımı, yaşam alanlarının ihyası ve madencilik, hidroelektrik santraller ile ormansızlaşma gibi gerçek tehditlerin durdurulmasıyla mümkün olduğunu savunur” dedi.
Dağ keçilerinin bölgenin ortak varlığı olduğunu vurgulayan Tekin, “Dağ keçileri bu coğrafyanın ortak varlığıdır. Onların yaşam hakkı hiçbir ihale şartnamesi, hiçbir acente belgesi veya hiçbir muhammen bedelle sınırlandırılamaz. Barış ekolojisi her canlı varlığın yaşam hakkını savunur; toplumsal ekoloji ise bu hakkı kolektif, eşitlikçi ve sömürüsüz bir toplum-doğa ilişkisi içinde güvence altına almaya çalışır” diye konuştu.
Açıklamasında taleplerini de sıralayan Tekin, Yüksekova ve Şemdinli’deki yaban keçisi avı ihalesinin iptal edilmesini istedi. Tekin, “Yüksekova ve Şemdinli’deki dağ keçisi avı ihalesinin derhal iptal edilmesini, av turizmi adı altında yürütülen benzer tüm ihalelerin durdurulmasını, yaban hayatı ticaretine son verilmesini ve gerçek koruma politikalarının yerel halkın ve ekoloji hareketlerinin katılımıyla yeniden şekillendirilmesini talep ediyoruz” dedi.
Tekin açıklamasını, “Yaban hayatı satılık değildir. Yaşam hakkı her canlı varlığın hakkıdır. Barış, ancak doğayla barış içinde olan bir toplumda mümkündür. Hayvan hakları örgütleri ve derneklerine de bir çağrı ve hatırlatma: Bu talanlara izin vermeyin” sözleriyle tamamladı.