"Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak her işçinin hakkıdır"

"Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak her işçinin hakkıdır"

"MKE'de yıllardır meydana gelen ihmaller, patlamalar, iş kazaları ve iş cinayetleri, Türkiye'deki emek rejiminin despotik karakterinden bağımsız değildir."

TTB Merkez Konseyi, Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu, Ankara İSİG Meclisi ve DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKE) Elmadağ ve Mamak fabrikalarında yaşanan patlamalara dair ortak açıklama yaptı.

Ankara Tabip Odası'nda (ATO) yapılan basın toplantısında, ortak açıklamayı ATO İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu Üyesi Dr. Buket Gülhan okudu.

Dr. Gülhan, Elmadağ'daki MKE Roket ve Patlayıcı Fabrikası'nda 5 işçinin öldüğü 10 Haziran'daki patlamanın üzerinden henüz 38 gün geçmişken, 18 Temmuz'da Mamak'taki MKE Kapsül Fabrikası'nda patlama yaşandığını hatırlatarak şunları söyledi:

"Patlama Kapsül Fabrikası'nda AR-GE faaliyetlerinin yapıldığı atölye bölgesinde, fosforun alevlenmesi ve diğer prototiplere sıçraması sonucu gerçekleşti.

Bu sefer tek tesellimiz ölen işçi arkadaşımızın olmayışıdır; yaralananlara acil şifalar diyoruz.

Patlama neticesinde vücudunun çeşitli bölgelerinde kimyasal yanıklar oluşan 4 işçinin tedavisi ise Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde devam ediyor. İşçi arkadaşlarımızın tedavi süreçlerini yakından takip ediyoruz."

"Elmadağ'daki patlama sonrası İSG birimi kuruldu"

MKE Kapsül Fabrikası'nda üretim ve denetimin modernizasyonuna yönelik teknik altyapı yatırımlarının yapılmadığını belirten Dr. Gülhan, "Basına yansıyan haberlere göre, iş güvenliği müdürü Mart ayında EYT'li olduğu için ayrıldı, üç ay boyunca yerine atama yapılmadı ve birim kapalı kaldı. Elmadağ'daki MKE tesisinde 5 işçinin yaşamını yitirdiği patlamadan iki gün sonra iş güvenliği birimi yeniden kuruldu" dedi.

MKE'de 1986, 1988, 1997, 2008, 2012, 2013, 2018, 2022 yıllarında çeşitli patlamalarda onlarca işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini ve yaralandığını hatırlatan Dr. Gülhan, AKP iktidarı döneminde yaşanan MKE patlamalarını sıraladı:

  • 2008 yılında Kırıkkale Makine Kimya Endüstrisi Barut Fabrikası'ndaki patlamada 3 işçi,
  • 2012 yılında Yahşihan'da Mühimmat Ana Depo Komutanlığı Ayırma ve Ayıklama Tesisindeki patlamada 4 işçi,
  • 2013 yılında Elmadağ Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası'ndaki patlamada 2 işçi,
  • 2018 yılında yine aynı fabrikada 1 işçi, bu yıl Haziran ayında Elmadağ'daki patlamada 5 işçi yaşamını yitirmişti. Çok sayıda işçi de yaralandı.

Dr. Gülhan ayrıca, MKE bünyesindeki tesislerde çok ağır ve çok tehlikeli bir iş yapılmasına rağmen kurulduğundan bu yana neredeyse hiçbir teknolojik değişikliğin görülmediğini söyledi, bu durumun işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarını ortadan kaldırdığını vurguladı.

"Sıkı güvenlik önlemleri alınmalı"

Dr. Gülhan, tesisin statüsü nasıl olursa olsun bir "Yangın Önleme Programı"nın ve daha sıkı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini söyledi.

"MKE'de yıllardır meydana gelen ihmaller, patlamalar, iş kazaları ve iş cinayetleri, Türkiye'deki emek rejiminin despotik karakterinden bağımsız değildir" diyen Dr. Gülhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kamuyu özel sektör gibi gören, kurumların yapısını ve kadroları kâr-zarar hesaplarına göre dizayn eden politikalar sonucunda İSG denetimlerinin liyakatsiz firmalara yaptırılması, OSBG anlayışının yerleşmesi, yeni işe alınan tecrübesiz personele yeterli mesleki eğitim ve donanım verilmeden tehlikeli üretim süreçlerine dâhil edilmesi, yeni patlamalara, iş kazalarına ve iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır."

"İSG, devletin ve işverenin sorumluluğu"

"Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak her işçinin hakkıdır. İSG faaliyetlerinin sağlanması öncelikle devletin ve işverenin görev ve sorumlulukları arasındadır" diyen Dr. Gülhan, sözlerinin devamında şunları sıraladı:

  • Kamu ve özel fark etmeksizin tüm işyerlerinde denetimler eksiksiz yapılmalıdır. İşçilerin sağlığı ve canı açısından tehlike arz eden durumlar karşısında idari para cezaları uygulanmalıdır.
  • İş kazaları sonucu yargılamalar taksir-bilinçli taksir çerçevesinde değerlendirmeden çıkarılmalı, cezaların caydırıcılığı artırılmalı, patronları ve failleri koruyan cezasızlık kültürünün önüne geçilmelidir.
  • Çalışma yaşamının düzenlenme aşamalarında, ÇSGB dışında, Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin ilgili birimleri, sendikalar, TTB ve TMMOB'nin yer aldığı bağımsız, kamu yararına çalışan heyetler ve bilimsel kurullar oluşturulmalıdır.
  • Sendikalar, örgütlü olduğu ya da olmadığı işkolundaki tüm işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda denetim yapabilmeli, önerileri ve talepleri yetkili mercilerce dikkate alınmalıdır.
  • Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan, İSİG'i işveren yükümlülüğü olarak görmeyen, örgütlülük önüne engeller koyan tüm yasal düzenlemeler iptal edilmelidir.

Etiketler : , ,
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.