İHD’den Yüksekova’da 7 kayıp için adalet çağrısı
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 1990 yılında Yüksekova’da kaybedildikleri belirtilen 7 kişi için 246. haftada bir araya geldi. Açıklamayı yapan Ozan Akbaş, kayıpların akıbetinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi.
Yüksekova’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen ve akıbetleri konusunda adalet çağrısı yapılan kişiler için 246. haftada Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Saat 12.00’de düzenlenen açıklamaya İHD Hakkari Şubesi yönetici ve üyeleri, DEM Parti Hakkari İl Genel Meclisi Eşbaşkanı Halime Yaşar katıldı. Açıklamayı İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu.
Akbaş, 246. haftada Mehmet Ürün, Salih Ürün, Ömer Ürün, Sıddık Yakut, Mehmet Yakut, Ömer Kaçan ve Abdullah Kert için bir araya geldiklerini belirterek, 1990 yılında Yüksekova’da yaşandığını söylediği olayların aydınlatılmasını istedi.

Akbaş açıklamasında, “1990 yılında Yüksekova’da JİTEM bağlantılı korucu başları ve korucu gruplarının işbirliğiyle büyük bir katliam gerçekleştirildi. İsimleri ailelerce bilinen Kadri ve Casım adlı kişiler, sınırda kaçakçılık yapan korucu başlarıyla birlikte hareket ediyordu. Bu kişiler; Mehmet Ürün, Ömer Ürün, Salih Ürün, Sıdık Yakut, Mehmet Yakut, Ömer Kaçan ve Hacı Bahattin Keremoğlu’nun yanında çobanlık yapan Silopili Abdullah Kert’i ‘size iş bulduk’ diyerek kandırdılar” ifadelerini kullandı.
Söz konusu kişilerin Salih Ürün’ün aracıyla Yüksekova’ya getirildiğini belirten Akbaş, “Daha sonra bu kişiler, Yüksekova Alay Komutanı Ali Kiraz’a ihbar edilerek ‘PKK’li’ olarak gösterildi. Ali Kiraz’ın talimatıyla korucular, Uluyol (Tıloran) Köyü’nün arkasına çağırdı ve yenideN ihbar etti. Burada yaşananlar insanlık onurunu hedef alan ağır bir katliamdı. Ömer Ürün, işkence edildikten sonra silahla taranarak infaz edildi. Mehmet Ürün, askeri birliğin içinde kaynayan kazana atılarak öldürüldü. Diğerleri ağır işkencelerden geçirilerek katledildi” dedi.

Akbaş, olayın tek tanığı olduğunu belirttiği Silopili çoban Abdullah Kert’in önce serbest bırakıldığını, ancak yaşananları anlattığı için daha sonra yeniden yakalanarak öldürüldüğünü söyledi. Ailelerin yakınlarının başına gelenleri günler sonra öğrendiğini belirten Akbaş, cenazeleri almak amacıyla Yüksekova’ya gelmeye çalışan ailelerin askerler tarafından kente alınmadığını ifade etti.
Ailelerin dolaylı yollardan Yüksekova’ya ulaşabildiğini ancak kentte kalacak yer bulamadığını aktaran Akbaş, dönemin belediye başkanının girişimiyle ailelerin bir otele yerleştirildiğini, ancak gecenin ilerleyen saatlerinde otelin basılarak ailelerin Tabur Komutanlığı’na götürüldüğünü söyledi. Akbaş, ailelerin yanında bulunan belediye personeli Mele İsmail’in de gözaltına alındığını belirterek, “İki gün boyunca taburda tutulan ve infaz edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan aileler, Belediye Başkanının çabasıyla kurtulabildi” diye aktardı.

Akbaş, ailelerin daha sonra askeri araçlarla Uludere’ye, oradan da Şırnak Şenoba Tabur Komutanlığı’na götürüldüğünü ve 20 gün boyunca burada tutulduklarını belirterek, bu süreçte ailelerin cenazelerini alma ve taziye kurma haklarının ellerinden alındığını savundu. Akbaş, olaydan 26 gün sonra savcılığın “soruşturmaya yer yoktur” kararıyla dosyanın kapatıldığını, yakınlarının cenazeleri ailelere verilmeden Yüksekova Akalın (Bajêrge) Mezarlığı’na defnedildiğini söyledi.
Dönemin İl Jandarma Alay Komutanının olayla ilgili basına gerçeği yansıtmayan bir açıklama yaptığını ileri süren Akbaş, “Dönemin İl Jandarma Alay Komutanı, bu katliamı basına ‘7 PKK’li çatışmada öldürüldü’ şeklinde yalan haberlerle duyurdu” ifadelerini kullandı. Akbaş, ailelerin bugüne kadar yaptığı başvuruların ve hukuki girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirterek, “Katiller korunarak cezasızlık zinciri sürdürüldü” dedi.

Akbaş, açıklamasının devamında yetkililere şu soruları yöneltti:
“Mehmet Ürün, Ömer Ürün, Salih Ürün, Sıdık Yakut, Mehmet Yakut, Ömer Kaçan ve Abdullah Kert neden işkenceyle öldürüldü? Onları katledenler, emri verenler, bu suça ortak olanlar neden hâlâ yargı önüne çıkarılmadı?”
Akbaş, kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak taleplerinin kayıpların akıbetinin açıklanması, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve cezasızlığın sona erdirilmesi olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz; kaybettiklerimizin akıbeti açıklansın, katiller ve sorumlular yargı önüne çıkarılsın, cezasızlık son bulsun. Bizler kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak söz veriyoruz; hakikat ortaya çıkana, adalet sağlanana ve kayıplarımızın akıbeti aydınlatılana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”
