İHD Hakkari ve kayıp yakınları Metin Göktepe için adalet talebinde bulundu
İHD Hakkari Şubesi, 8 Ocak 1996 tarihinde haber takibi esnasında gözaltına alınan ve ardından öldürülen gazeteci Metin Göktepe için adalet çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi, 8 Ocak 1996 tarihinde haber takibi sırasında gözaltına alındıktan sonra öldürülen gazeteci Metin Göktepe için adalet talebinde bulundu.
Yüksekova ilçe merkezindeki Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına İHD Hakkari şube üyeleri, DBP Eş Başkanı Reşit Güneç, DEM Parti İlçe Eş Başkanları Abdullah Kırmızıgül ve Şeyda Belier, DEM Parti ilçe teşkilatı ile kayıp yakınları katıldı. Açıklama öncesinde gözaltında kaybedilen ve faili meçhul şekilde katledilenlerin fotoğrafları ile “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açıldı.

Basın açıklamasını İHD üyesi Eren Baskın okudu. Baskın, cezasızlık politikasının Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olduğunu belirtti. Bir gün önce Yüksekova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sertip Şen davasında karar açıklandığını hatırlatan Baskın, köyünde koyunlarını otlattığı sırada kalbine isabet eden kurşunla yaşamını yitiren Sertip Şen’i katleden Uzman Çavuş Murat Toprak’a yalnızca 1 yıl 8 ay ceza verildiğini ifade etti. İnsan yaşamının bu denli değersizleştirildiği bir ortamda adaletten söz etmenin anlamını yitirdiğini dile getiren Baskın, bir insanın hayatını elinden almanın bedelinin bu olmadığını söyledi ve Sertip Şen için adalet talep etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne de değinen Baskın, işkenceyle katledilen Metin Göktepe’nin davasında polislerin yalnızca 7 yıl 6 ay ceza aldığını, Rahşan Affı ile bu cezaların infaz edilmediğini belirterek, tüm gerçeklere rağmen bugün hâlâ Metin Göktepe’nin hikâyesini anlatmak zorunda kalmaktan utanç duyduklarını söyledi.

Baskın, Metin Göktepe’nin yaşam öyküsünü de aktararak, 10 Nisan 1968’de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde dünyaya geldiğini, üniversite yıllarında öğrenci gençlik mücadelesi içinde yer aldığını ve gazetecilik hayatı boyunca Haberde ve Yorumda Gerçek Dergisi ile Evrensel gazetesinde muhabirlik yaptığını ifade etti. 8 Ocak 1996’da Ümraniye Cezaevi’nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek için Alibeyköy’e giden Göktepe’nin, sarı basın kartı olmadığı gerekçesiyle engellendiğini, buna rağmen haber takibi sırasında gözaltına alındığını belirtti. Göktepe’nin Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polisler tarafından dövülerek öldürüldüğünü ifade eden Baskın, devlet yetkililerinin çelişkili açıklamalarla cinayeti gizlemeye çalıştığını söyledi.
Kamuoyu baskısı sonucunda İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda Metin Göktepe’nin gözaltında polis tarafından öldürüldüğünün kabul edildiğini hatırlatan Baskın, açılan dava sonucunda polislerin aldığı cezaların af yasalarıyla etkisiz hale getirildiğini ifade etti. Baskın, insan hakları savunucuları olarak Metin Göktepe’nin akıbetini ve cezasızlık politikalarını unutturmamak için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Açıklamanın ardından, Metin Göktepe’nin kardeşi Meryem Göktepe’nin kaleme aldığı mektup İHD üyesi Vahap Canan tarafından okundu. Canan, gözaltı sonrası kaybedilenlerin kimi için baba, kimi için kardeş, çoğu için evlat olduğunu ifade etti. Metin Göktepe’nin kayıpların gazetecisi olduğunu belirten Canan, onun da gözaltında kaybedilmek ve failinin meçhul bırakılmak istendiğini söyledi. Tanıkların anlatımları ve annesinin mücadelesiyle işkenceyle katledildiğinin kanıtlandığını ifade eden Canan, tanıklığın önemine dikkat çekti. Canan, Cumartesi Anneleri’nin sesine ses olunması çağrısında bulunarak, batıdan doğuya unutmayıp unutturmayanlara selam gönderdi ve mücadelenin ortak olduğunu ifade etti.
Basın açıklaması, katılımcıların gerçekleştirdiği oturma eylemiyle sona erdi.