1. HABERLER

  2. OKUYUCUDAN

  3. Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının hatırlattıkları
Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının hatırlattıkları

Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının hatırlattıkları

Savaş, başladığı an, önce hakikat ölür. Sonra insanlar, ağaçlar, köyler, şehirler...

A+A-

ÖZCAN KIRBIYIK YAZDI

AKP hükümeti, ülkenin dört bir yanında, muhalif ve Kürt siyasetçilerine büyük bir hınçla -devlet medyasının da ciddi desteği ile- "terörle mücadele" adı altında  'siyasi soykırım'a varan operasyonlar gerçekleştiriyor. Devlet medyasının ve milliyetçi öğretilerin yıllar boyunca zehirlediği yoksul insanların evlatları cepheye, ölüme sürülüyor.

Genelkurmay Başkanlığı'nın bugün (Cuma) yayımladığı  "Ülkemizde son günlerde yaşanan terör olayları nedeniyle, çok sayıda vatandaşımız Genelkurmay Başkanlığına başvurarak askere alınmayı ve terörle mücadelede görev yapmayı talep etmektedir. Asil Milletimizin kahraman ve duyarlı evlatlarının talepleri Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları tarafından takdirle karşılanmış, duygulandırmış ve motivasyonlarını artırmıştır. Bu ulvi talepler nedeniyle vatandaşlarımıza teşekkür ederiz" haberi üzerine, devletin Anadolu insanı üzerinden, Kürtlerle olan savaşını nasıl bir pazar alanına çevirdiğine, şahit olduklarımla anlatmaya çalışacağım.

TSK'nın, 21 Şubat 2008'de  İlker Bağbuğ liderliğinde yaptığı ve adına "Güneş Harekâtı" dediği sınır ötesi operasyonların gerçekleştirildiği dönemdi. Uyuşturucu kaçakçılığından, hırsızlıktan, ihale kaçırmaktan tutuklu onlarca kişi " beni askere alın, vatanım için cepheye gitmek istiyorum" diye kaldıkları hapishane müdürlüklerine dilekçe vermişlerdi. Devletin "vatan, millet Sakarya" damarları kabarmışken, bu "fırsatı" kurnazca kullanıp, topluma tekrar karışmayı planlamışlardı. Bazıları "iyi halden" ceza indirimi bile aldı. Serbest bırakılan kimileri de cabası...

Bu yüzden TSK'nın bugün yaptığı "vatandaşalarımız cepheye gitmek için bize mesajlar, mailler gönderiyorlar, çok duygulandık, güç kazandık" minvalindeki açıklaması, savaş pazarının tekrar kurulduğuna delalettir.

TSK'nın bu açıklamasının arkaik kısmında, savaşın dayattığı yoksulluk ve fakirlik vardır. Yine aynı dönemde yapılan sınır ötesi operasyonlar sırasında, özellikle operasyonların yoğun olduğu Şemdinli, Yüksekova gibi bölgelerde yokluğun ve yoksulluğun girdabından, devletin "vicdanı"na teslim olan yüzlerce kişi "gönüllü" korucu olmak için TSK'ya başvuruda bulunmuştu. Açlık ve yoksulluk yine "vatan savunması" diye acube bir şekle bürünmüştü. Çoğu başvuru kabul görmüştü. Belli bir dönem "gönüllü" yapılan koruculuk, sonraları "maaşlı" koruculuğa çevrilmişti.

Hülasa, TSK'nın bu açıklamasını duyunca, aklıma işlediği suçtan kurnazca sıyrılmaya çalışan kişiler ve yoksulluktan savaşa "gönüllü" gitmeyi kabul eden insanların sosyolojik gerçekleri geldi. 

TSK'nın bu açıklaması,t am da savaşın özetidir. Önce hakiketler ölüyor, sonra her şey...

Mesela; 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları'ndan, Soma'dan, Roboski'den, Reyhanlı'dan, çöpten yiyecek toplayan insanlardan, kadın cinayetlerinden kimse bahsetmiyor. Türkiye'nin gerçeği savaş değil, savaş fikrinin öldürdüğü hakikatlerdir. Hakikatleri öldürenlerden olmayın!

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.