1. HABERLER

  2. OKUYUCUDAN

  3. Canavara 'Dur' diyelim
Canavara 'Dur' diyelim

Canavara 'Dur' diyelim

Geçen hafta yaşanan elim kazada hayatını kaybeden insanlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Başta aileleri olmak üzere tüm halkımızın başı sağ olsun.

A+A-

Yusuf Duran yazdı:

Sene 2001 mevsim sonbahar ülkede yine bir seçim heyecanı ile partiler mitingler düzenliyor.

Halka çeşitli vaatler de bulunarak oy kapma yarışı içine girmişlerdi.

O zaman ki adıyla DTP de Hakkari’de her zaman ki gibi coşkulu bir miting hazırlığı içinde idi.

Hakkari de büyük bir heyecan yaşanıyordu.

Halk partilileri karşılamak için araçlarına binip Yüksekova’ya gitmek için sabah erkenden yola koyulmuştu.

Biz de altı kişi arkadaşımızın arabasına binip büyük bir coşku ile Yüksekova’ya doğru yola koyulduk.

Müzik eşliğinde tüm heyecanımızla yolculuğumuz devam ederken Yüksekova’ya 30 km. kala tünel çıkışından hemen sonra bir kamyon büyük bir hızla üzerimize doğru geldi.

Şoför arkadaşım aracı kurtarmak için direksiyonu önce sağa uçuruma doğru kırdı.

Araç büyük bir hızla uçuruma doğru gittiği anda, bu sefer direksiyonu sola bankete doğru kırdı ve araç kendi ekseni etrafında defalarca dönemeye başladı.

En son ırmak kenarına yapılan 10 mt. yüksekliğinde duvarın üzerinde arkası uçuruma dönük, önü ise yola dönük olarak durdu ve salıncak gibi sallanmaya başladı.

Kısa bir süre sonra büyük bir hızla sırt üstü suya çakıldık.

Sonbaharın soğuk ve bulanık suyu bir anda arabanın içine doldu.

Ne yaptıysak arabanın kapılarını açamadık. Su büyük bir hızla arabanın içini dolduruyordu.

Hiçbir çaremiz yoktu.

Benim nefesim tükendi ve soluğumu tutacak durumum kalmamıştı.

Ölmemek için arabanın içinde can havli ile çırpınıyorduk.

Son anda başımı kaldırıp soluk aldığımda başımı su olmayan küçük bir boşluğa doğru uzatmış olduğumu ve nefes alabildiğimi fark ettim.

Ben kurtulduktan sonra hem sağımda hem solumda hala çırpınmakta olan arkadaşlarımın kollarından tutarak kafalarımızı birleştirerek o boşlukta su üstünde kalabildik.

Ancak diğer üç arkadaşımız bizim kadar şanslı değillerdi.

Zira daha 18 yaşında olan bir arkadaşımız maalesef yaşamını yitirdi.

Bir arkadaşımız uzun süre yoğun bakında kaldı ve 6 ay kadar hafıza kaybı yaşadı.

Bir diğer arkadaşımız ise 2 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra yavaş yavaş sağlığına dönebildi.

Bu acı olayı neden paylaştığıma gelince!

Memleketimiz doğası itibari ile çetin koşullara sahip.

Özellikle ulaşım konusu her dönemde büyük bir dert olmuştur.

Dünya ile entegrasyonumuzu sağlayan yolumuz dağların geçit verdiği tek güzergah Zap nehrinin oluşturduğu vadidir.

Yolun nehir kıyısında olmasından dolayı büyük uçurumlar söz konusu olabiliyor.

Özellikle bahar ayların da nehrin debisinin yükselmesi ile zaten tehlikeli olan yollarımız adeta  azrail’in yakın arkadaşı olmaktadır.

İstisnasız her yıl mutlaka bir çok canımızı bu yollarda Zap nehrine kurban vermekteyiz.

Son olarak sevgili Yunus’umuzun acısı dinmeden büyük bir facia daha yaşadık.

Maalesef 5 kişilik bir ailemizi de kurban verdik. Bu vahim olayın olduğu yerde bariyer olsaydı elbette ki bu facianın boyutları bu kadar büyük olmayacaktı.

Bu bir kader mi yoksa Hakkari’nin talihsizliği mi?

Devlet için çok küçük bir bütçe ile yollarımıza bariyer yapılmış olsaydı elbette ki bu canlarımızı kaybetmeyebilirdik.

Her yıl tekrar tekrar yaşadığımız bu acı tablonun tekerrür etmemesi için ne yapılabilir?

Anlaşılan devletin bu anlamda herhangi bir çabası olmayacak bugüne kadar olmadığı gibi.

Peki böyle mi sürüp gidecek. Kaderimize razı mı olacağız.

Elbette ki hayır!

Hakkâri, Yüksekova, Şemdinli, Çukurca belediye başkanları başta olmak üzere; tüm sivil toplum örgütleriyle tek yürek olup büyük bir protesto gösterisi ile devleti bu konuda adım atmaya zorlamalıyız.

İstediğimiz çılgın projeler de değildir. Sadece insani yaşam için medeni bir ulaşım yolu.

Karayolları genel müdürlüğünden bu sorunun çözümünü dayatmalıyız. Bu sorun çözülene kadar sürekli eylemler yapılmalı gerekirse tüm halkımıza bu yollarda oturma eylemi yapma çağrısında bulunularak büyük bir sivil itaatsizlik eylemiyle bu durum tüm Türkiye’nin gündemine de getirilerek çözüm hızlandrılabilinir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.