'Bizi çıplak şekilde askere izlettirdiler'

'Bizi çıplak şekilde askere izlettirdiler'

'Bizleri yerlerde sürükleyerek çırılçıplak şekilde askerlere izlettirdiler'

İZMİR - Karataş Cezaevi'nden Şakran Cezaevi'ne sürgün edilen Sibel Mustafaoğlu, Hanım Aydın, Hafize Toprak, Eylem Etli ve Sevcan Atak isimli kadınlar, cezaevine girişinde çıplak aramayı kabul etmedikleri için saçlarından tutularak yerlerde sürüklendiklerini, kaba dayağa ve işkenceye maruz kaldıklarını belirterek, üzerlerinde elbiselerin zorla çıkarılarak çırıl çıplak şekilde askerlere izlettirildiklerini söyledi. Maruz kaldıkları işkenceden dolayı vücutlarında morluklar oluşan kadınlara cezaevi reviri, rapor vermezken, cezaevi yönetimi ise, çıplak halde askerlere izlettirilen kadınlar hakkında disiplin soruşturması açtı. 

Adana Karataş Cezaevi'nden İzmir'deki Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde bulunan Şakran Cezaevi'ne sürgün edilen 8'i siyasi 2'si adli hükümlü kadın arasında yer alan Sibel Mustafaoğlu, Hanım Aydın, Hafize Toprak, Eylem Etli ve Sevcan Atak cezaevine ayrı ayrı kabulleri sırasında maruz kaldıkları işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı uygulamaları DİHA'ya gönderdikleri mektuplarda aktardı. Kadın hükümlüler mektuplarında, cezaevi girişinde yapılan çıplak aramayı kabul etmedikleri için saçlarından tutularak yerlerde sürüklendiklerini, tekme tokat dövüldüklerini, üstlerindeki elbiselerin zorla çıkartılarak çırılçıplak soyulduklarını anlattı. Çıplak şekilde askerlere ve cezaevinde erkek personellere izlettirildiklerine iddia eden kadınlar, çıplak arama sırasında kasıtlı bir şekilde vücutlarında sağlık sorunu olan yerlerin darp edildiğini aktardı. Maruz kaldıkları kötü muamelede dolayı vücutlarında yara ve morluklar oluştuğunu mektuplarında kaydeden kadınlar, cezaevi revirinin kendilerine rapor vermediğini, aksine cezaevi yönetiminin haklarında disiplin soruşturması açtığını bildirdi. 

'Beni yerlerde sürükleye sürükleye kıyafetlerimi çıkardılar'

Cezaevine kabul sırasında maruz kaldıkları insanlık dışı ve onur kırıcı uygulamaları mektupta anlatan Eylem Etli, cezaevine adım atar atmaz kötü uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını kaydediyor. Etli, "Bu uygulamaları kötü kelimesi tek başına karşılamaz. Hiç bir kelimeyle anlatılamaz. Bu uygulamaların kalkması için başımdan geçenleri yazacağım, buna dönük bir şeyler yapılsın istiyorum" ifadesini kullandı. Bekletildikleri ring aracından tek tek arama odasına götürülen arkadaşlarının çığlık seslerinin geldiğini, ring aracının yanında bulunan askerlerin buna güldüğünü anlatan Etli, "Ben ringten indirilip arama odasına götürüldüğümde önüme sepet fırlatıp 'soyun' dediler. Çırılçıplak soyunmamı istediler. Bu uygulamayı onur kırıcı bulduğum için kabul etmediğimi belirtince de iki gardiyan kolumdan tutup kıyafetlerimi zorla çıkarmaya çalıştı. Kıyafetlerimi çıkaran gardiyanlardan bir tanesi adeta beni dövmekle görevliydi. Beni sürekli tekmeleyip, tokatlıyor, beni odanın dört bir yanında sürükleye sürükleye kıyafetlerimi çıkarmaya çalışıyorlardı. İki de bir saçımı çekip, taciz ediyorlardı. Aramadan sonra götürüldüğümüz koğuşa kadar bize ağza alınmayacak küfürler ettiler" diye kaydetti. Etli, arama sırasında yapılan darptan dolayı kollarında ve ayaklarında morluklar oluştuğunu aktardı. 

'Yaşadıklarımız bir kadın için en onur kırıcı rencide edici bir şey'

Sibel Mustafaoğlu ise, Şakran Cezaevi'ne kabul edildikleri sırada yaşadıklarını yazdığı mektubunda şunları anlattı: "Bilmem ki maruz kaldığımız uygulamanın neresinden ve nasıl başlasam. Yaşadıklarımız bir kadın olarak karşılaşabileceğim en onur kırıcı ve en rencide edici bir durum. Türkiye sınırları içinde böyle bir uygulama tabi tutulmak için başta kadın ve Kürt olmam yetiyor." Cezaevine kabul sırasında kapıları, pencereleri kapatılan hiç bir hava almayan ringte saatlerce bekletildiklerini, bu esnada çıplak aramaya ve darba maruz kalan arkadaşlarının çığlıklarını dinlediğini aktaran Mustafaoğlu, "Bana sepeti fırlatıp 'Çabuk soyun' dediler. Ben de bunu kabul etmeyince 5-6 gardiyan bir anda üzerime çullandı. Önce saçlarımdan tutup sürüklediler. Bir kaçı beni tutarak taciz ederek gibi kıyafetlerimi çıkarmaya çalışırken, biri de boğazımı sıkarak tekme tokat ve yumruklarla saldırıyordu. Gardiyanlar saçlarımdan tutarak kollarımı, bükerek yüzümü duvara dayayıp üstümdeki bütün kıyafetlerimi alıp çıkardılar" diye aktardı. 

'Beni çıplak şekilde izleyenler sırıtıp, gülüyordu'

Kıyafetlerinin zorla çıkarıldığı soyunma odasının kapısının açık bırakıldığını kaydeden Mustafaoğlu, "Bu sırada odanın karşısındaki sandalyede oturan komutan istifini bozmadan arsızca bedenimi izliyordu. Elbette ki beni soyanla karşımda oturandan bir farkı yok. Zihniyet aynıysa cinsiyetin farklı olmasının bir anlamı da yok. Kıyafetler geri getirilerek, kovayla fırlatıldı ve kapı kapatıldı. Vücudumda hissettiğim sızıyla kıyafetlerimi zar zor giymeye başladım. Çıktığımda hepsi bir halt edermiş gibi sırıtıyor ve gülüyordu" cümlelerine yer verdi. Yaşadıklarının bir insanın kabul edebileceği bir şey olmadığını vurgulayan Mustafaoğlu, "Evet ben yaşadıklarımı atlattım, ama hem ruhen hem bedenen yaşadıklarımın etkisi altındayım. Buraya gelenler bu uygulamaya tabi tutuluyor. Sizden istemim bu konuda bize yardımcı olmanız. Kamuoyu oluşturmanız ve bunların son bulması için çabalamanız" diye belirtti. 

'Dosyama bakıp sağlık sorunu yaşadığım yerleri darp ediyorlardı'

Hanım Aydın ise, yazdığı mektupta yaşadıklarını şu cümleler ile aktardı: “Daha önce iki farklı cezaevinde kaldım. İlk defa böyle insanlık dışı onur kırıcı bir uygulamayla karşı karşıya kaldım. Gardiyanlar, dosyada yazılı olan rahatsızlıklarımı bildiği için, özellikle sağlık sorunu yaşadığım bu bölgeleri darp ediyorlardı. 'İnce arama' denilen onur kırıcı aramayı kabul etmeyeceğimizi belirtince 5'in üzerinde gardiyan saldırısına maruz kaldım. Bir kaç kişi saçımdan sürükleyip, beni duvara çarpıyorlardı. Zorla elbiselerimi çıkartmak istediler. Bazıları kollarımdan bazıları bacaklarımdan tutarak hem darp edip hem de iç çamaşırlarıma kadar soydular. Gardiyanlar bu sırada ağza alınmayacak küfürler ediyorlardı. Bunlar yaşanırken kapı açık bırakılıp askerlere izletildim." Kendilerini darp eden gardiyanların vücutlarında iz bırakmayacak ve çok acı bir şekilde vücutlarını darp ettiğini dikkat çeken Aydın, "Bu yaşananlardan sonra bizleri revire iki gün sonra çıkardılar. Aldığımız darbeler yara bağlayıp morluklar azalınca bunlar eski denilip rapor alamadık" diye kaydetti. Aydın, yaşanılanlara ilgili olarak Adalet Bakanlığı'na ve savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını da aktardı. 

'Ağza alınmayacak küfürler ediyorlardı'

Kadın hükümlü Hafize Toprak, ring aracından iner inmez gardiyanların "beşe bir görüşeceğiz hadi hazırlan" dediklerini duyduğuna dikkat çekerek, "Giriş işlemleri yapıldıktan sonra arama odasına girmeden darp edilmeye başlandım. Arama odasına atılır atılmaz bir gardiyan kollarımdan ikisi bacaklarımdan beni tutup yere yatırıp, soymaya çalıştılar. Ben direnince kollarımı tutan önce saçlarımdan tutup kafamı sert şekilde yere vurmaya başladı. Ben slogan atıp direnince de bu sefer de biri diziyle boğazıma yüklenirken, diğeri ise beni tekme tokat döverek ağza alınmayacak küfürleler ederek, beni soymaya başladılar. Kıyafetlerim çıkartılırken kapı açık bırakılıp askerlere izletildik. Bunun bilinçli yapıldığına inanıyorum" diye kaydetti. 

'Gösteri yaparcasına bizi çırılçıplak şekilde askerlere gösterdiler'

Sevcan Atak ise gönderdiği mektubunda, cezaevi girişinde kendilerine dayatılan çıplak aramayı kabul etmedikleri için gardiyanların saldırısına maruz kaldıklarını belirterek, "Üzerimizdeki kıyafetleri yırtarcasına zorla çıkardılar. Bu esnada bizleri yerde sürükleyip tekme-tokat atarak işkenceye varan bir uygulamada bulundular. Bununla yetinmeyip kabinin kapısını açıp salonda bulunan asker ve erkek personele gösteri yaparcasına taciz ve teşhirde bulundular. Çırıl çıplak halde asker ve erkek personele gösterdikleri yetmezmiş gibi küfür ve hakaretlere maruz kaldık. Vücudumda saldırısı esnasından kalma morluklar halen mevcuttur. Üstelik idare tarafından hakkımızda disiplin soruşturması açılmıştır" diye aktardı. 

Kadın tutukluların mektuplarında dile getirdikleri iddialarına ilişkin telefonla ulaştığımız Şakran Cezaevi İdaresi ise, "Şu an cezaevinde yetkili kimse yok" gerekçesini göstererek, açıklama yapmaktan kaçındı. Öte yandan insan hakları savunucusu avukat Eren Keskin, Şakran Cezaevi'nde yaşanan hak ihlallerini incelemek üzere Pazartesi günü kadın tutuklularla görüşecek.

DENİZ TEKİN / DİHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum