İbrahim Genç

Urfa üzerinden AKP’nin Rojava’ya kumpası

03 Nisan 2014 Perşembe 17:40

30 Mart yerel seçimleri geride kalırken birçok yerde itirazlar yükseliyor. Bu itirazların yükselmesinde şüphesiz siyasi partilerin tespit ettiği usulsüzlükler ve şaibeler etkili oluyor. Tabii ne hikmetse birçok yerde il ya da ilçe seçim kurulları, keyfi uygulamalarla itirazları reddedebiliyor ve bu da gerilimlere neden oluyor. Buna karşın AKP’nin yaptığı itirazlar bir emir telakki edilircesine kabul edilip oylar tekrar sayılabiliyor. Kamunun gücünü arkasına almanın özgüveniyle AKP, BDP’nin aldığı Ağrı’da da oyları on üç kez saydırmıştır. Ne var ki her sayımda kendisi zararlı çıkmıştır. Buna benzer şekilde AKP’nin bir oyla aldığı dile getirilen Yalova’da oylar tekrar sayıldığında belediye, CHP’nin eline geçmiştir. Bu anlamda yasal bir hak olan itirazlar ve oyların tekrar sayılması önemlidir ve dikkate alınmalıdır.

BDP, etki alanını genişletti

Seçimlerle ilgili genel bir değerlendirme yapmak gerekirse Batı’da AKP, Doğu’da ise BDP başarılı olmuştur. BDP, Diyarbakır ve Hakkari gibi önemli merkezlerde biraz oylarını düşürse de belediye sayısını arttırmış ve etki alanını Kürt coğrafyasında genişletmiştir. Tabii AKP’nin en kötü dönemde olduğu bu seçimde BDP’nin daha iyi bir performans göstermemesi üzerinde düşünülmelidir. Bununla birlikte özellikle Urfa’daki tablonun çok iyi analiz edilmesi gerekiyor. Çünkü Urfa, sistemin on yıllardır Kürt halkı üzerinde yürüttüğü asimilasyonun etkili olduğu bir yerdir. Bugün Urfa öyle bir hale getirilmiş ki bir Kürt şehri olmasına rağmen BDP’nin birçok noktada kendini anlatamadığı bir merkez olmuştur. Dolayısıyla asimilasyonun Urfa’da yarattığı tahribatla birlikte insanlar kendilerine yabancılaşmıştır. Bu sebeple de BDP’nin Urfa’da sağlam bir stratejiyle daha çok çalışması elzemdir.

BDP ve AKP’nin Urfa’ya özel ilgisi

Seçim öncesinde BDP’nin en çok üzerinde durduğu yerler serhat şehirleri ve Rojava sınırındaki Urfa olmuştu. Serhatta gösterilen başarıyla Iğdır ve Ağrı’nın alınması önemlidir. Buna karşın Osman Baydemir gibi popüler ve başarılı bir ismin BDP’den aday gösterildiği Urfa kazanılamamıştır. Bu süreçte AKP’nin Urfa’da valisini aday göstermesi ikinci “ceket vakası” olarak görülürken AKP-Cemaat çatışması ve BDP’nin artan prestiji objektifleri Urfa’ya çevirmişti. En azından herkes, Urfa’da AKP ve BDP arasında başa baş bir yarışın olmasını bekliyordu. Anketler de bu yönde bir sonuç veriyordu. Tabii hem AKP hem de BDP için Urfa, Rojava meselesinden dolayı çok stratejik bir noktada yer alıyordu. Bu sebeple de iki parti de tüm kozlarını ortaya koymak için çalıştı.

2009 seçimlerine göre değerlendirilirse…

2009 yerel seçimlerinde BDP (DTP), Urfa merkezde her ne kadar büyük başarı kaydetmese de Ceylanpınar, Viranşehir ve Suruç ilçelerini almıştı. AKP ise 2009 seçimlerinde sadece bir ilçe kazanabilmişti. Tabii sonraki süreçte bağımsız ya da diğer partilerden seçilen belediye başkanlarının AKP’ye geçmesiyle AKP’nin etkinliği artmıştı. Bu tabloya bakıldığında 30 Mart yerel seçimlerinde BDP’den daha büyük bir başarı bekleniliyordu. Sonuç olarak BDP, Urfa’da oy oranını yüzde yüz arttırıp bir başarıyla imza atmıştır. BDP, her ne kadar Ceylanpınar’ı kaybetse de Suruç, Halfeti, Bozova ve Viranşehir’i almıştır. Bunun yanında BDP, kaybettiği ilçelerde ise oy oranını önemli oranda arttırmıştır. Bu noktada Ceylanpınar’ın kaybedilmesi bir sürpriz olurken Birecik’in kazanılmaması da şaşkınlık yaratmıştır. Tabii bu iki şehir de sahip oldukları stratejik konumdan dolayı fazlasıyla dikkat çekiyorlar.

AKP, Suriye sınırını kontrol etmek istiyor

Türkiye dış politikasının ana gündem maddesi olan Suriye’ye AKP’nin özel ilgi gösterdiğini söyleyebiliriz. Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili çıkan ses kayıtlarında da AKP’nin Suriye’ye bir müdahale alanı oluşturmak istediği ifade edilmişti. Burada AKP, Esad’a karşı güçlerin hamiliğini yapmak adına illegal birçok çalışmaya imza attığı da geçmişte ortaya çıkmıştı. Tabii AKP’nin yürüttüğü Suriye politikası hem halktan hem de uluslar arası güçlerden destek görmediği için çökmüştür. Bu noktada özellikle Rojava Kürtlerinin kazanımlarının Türkiye tarafından tehdit olarak görüldüğünü belirtelim. Dolayısıyla bu tabloda AKP’nin özellikle Suriye sınırındaki şehirlere daha çok yüklendiğini söyleyebiliriz. Bu sebeple de Suriye iç savaşından en çok etkilenen Hatay’da eski adalet bakanı Sadullah Ergin’i aday göstermiş, yine ekonomik anlamda etkilenen Gaziantep’te ise Aile ve Sosyal Politikalar bakanı Fatma Şahin’i aday göstermiştir. Hatay belki MHP’nin de desteğiyle CHP’ye geçerken Gaziantep’te yine AKP kazandı. Bunun yanında küçük bir il olan Kilis’i de AKP kazandı.

AKP, Urfa’da neden rahat kazandı?

Burada stratejik bir noktada bulunan Urfa’da ise AKP ilginç bir yol izledi. Halkın sevdiği eski belediye başkanı A. Eşref Fakıbaba’yı aday göstermesi durumunda daha rahat kazanabilecekken AKP, sürpriz bir kararla Urfa valisi Celalettin Güvenç’i aday gösterdi. Güvenç, Maraş’ın muhafazakar ve milliyetçi kesiminden gelen bir bürokrat. Dolayısıyla AKP, 2009 seçimleri havasıyla “Urfa’da ceketimizi koysak yine seçilir” mesajını veriyordu. Seçim propagandası boyunca AKP, Baydemir’in uzlaşmacı ve esnek üslubuna rağmen BDP’yi tehlikeli ve huzur bozucu olarak yansıtırken “BDP gelirse şöyle olur, bölye yaparlar” gibi şehir efsaneleri üretilmiştir. Bu propaganda birçok yerde yapıldığı gibi BDP’nin kazanacağına kesin gözle bakılan Birecik’te de uygulandı. Bütün bunlara rağmen siyasi gözlemciler, yazarlar ve anketler; Urfa’da seçimlerin çekişmeli geçeceğini belirtiyorlardı. Hatta kimi çevrelerce –Ki onlar da Urfa’nın BDP’ye geçeceğinden endişeliydiler- AKP’nin Urfa’yı kendi eliyle BDP’ye verdiğinden yakınıyorlardı.

BDP lehine oluşan tabloya rağmen AKP’nin % 61 gibi yüksek bir oyla kazanması herkesi şaşırtmıştır. Sanıldığı gibi AKP, Urfa’yı gözden çıkarmamıştı. Çünkü eski vali Celalettin Güvenç gayet bilinçli seçilmişti. Türkiye’nin Rojava konusunda rahat bir politika yürütmesi, Fakıbaba eliyle mümkün değildi. Hatta Fakıbaba’nın buna karşı durabilecek bir kişiliğe sahip olduğu da dile getirilebilir. Ama Urfa, Celalettin Güvenç gibi sonsuz biatle yetiştirilmiş bir bürokratın belediye başkanı seçilmesiyle Ankara’dan kolayca yönetilebilir. Tabii bir valiyi bir kente kabul ettirmek de gerekiyordu. Bunun için de AKP’nin birçok bakanı ve milletvekili Urfa’da seçim çalışmalarında aktif görev aldılar. Bunun yanında Urfa’nın aşiret yapılarına sağlanan menfaatler ve halkın yoksulluğunu suistimal edip parayla oy satın almalar da dikkati çekiyordu. Dolayısıyla AKP, Urfa’yı gözden çıkarmamıştı. Urfa’da özel bir seçim stratejisi izlenmiş ve Urfa’da partiler üstü bir hukuk devreye sokulmuştu.

AKP, Rojava’yı mı kuşatıyor?

Hatay her ne kadar CHP’ye geçse de AKP; Kilis, Gaziantep, Urfa gibi illeri alarak bir tampon bölge oluşturmuştur. Mesele Rojava ve Kürtlerin kazanımları olduğunda Urfa daha çok ön plana çıkıyor. Urfa haritasına bakıldığında Rojava sınırı boyunca batıdan doğuya doğru Birecik, Suruç, Akçakale, Harran ve Ceylanpınar ilçeleri uzanıyor. 2009 seçimlerinde AKP, bu ilçelerde kazanamamıştı. 30 Mart seçimlerinde ise Suruç dışındaki ilçeler AKP’ye geçti. Suruç’ta da BDP’nin çok rahat kazanmadığını belirtelim. Bu ilçelerden Suruç, Akçakale ve Ceylanpınar’da Rojava’ya açılan çok önemli kapılar var. Suriye iç savaşı boyunca AKP’nin politikalarına Ceylanpınar ve Suruç’ta ciddi reaksiyonlar olmuş ve El Kaideci güçlerin barınması zorlaşmıştı. Tabii  El Kaidecilerin etkili olduğu Tel Ebyad’ın güneyine düşen Rakka’nın karşısında yer alan Akçakale’de bu reaksiyonu göremedik.

Dolayısıyla AKP, seçimlerden güçlenerek çıkmalı ve Rojava sınırını kontrol altına almalıydı. Bu anlamda Ceylanpınar’da BDP’nin kazanmasına kesin gözle bakılırken El Kaide üyeleriyle fotoğrafları yayımlanan AKP’li adayın kazanması doğal karşılanmadı. Ceylanpınar’da okullarda yakılan oylar objektiflere yansımış ve elektrik kesintisi sorun çıkarmıştır. Bir diğer önemli husus da Ceylanpınar’da kayıtlı 40.707 seçmenin tamamının oy kullanması, burada hiç fire verilmemesi dikkat çekiyor. Bu sebeple de birçok seçmen “Ceylanpınar’da hiç kimse şehir dışına gitmedi mi? Bir kişi bile hastalanmadı mı?” diyerek itirazda bulunurken kullanılmayan oylarının tamamının AKP’ye yazıldığını belirtiyorlar. BDP’nin de bu sebeple İlçe Seçim Kurulu’na yaptığı itirazlar her defasında reddediliyor. Tekrar oyların sayılmamasından dolayı da ilçede birkaç gündür olaylar yaşanıyor.

Buna benzer bir durum da Birecik’te yaşanıyor. BDP’liler, tespit ettikleri usulsüzlükler ve şaibeli durumlarla İlçe Seçim Kurulu’na yaptıkları itirazlar keyfi olarak reddedildi. Burada da iki gün boyunca çıkan olaylar da BDP aleyhine kullanılarak kimi çevrelerce “Türk-Kürt meselesi” haline getirildi. Dolayısıyla halkın, seçim kurullarının keyfi uygulamalarına olan tepkisinden de AKP gayet yararlandı. Oysa bazı köylerde, Irak’ta olan şoförlerin yerine oyların kullanıldığını BDP’liler açıkça tespit ettiklerini söylüyordu. Tabii seçim kurulu tüm çabalara rağmen oyların sayımını ikinci kez yapmadı.

Urfa, savaş üssü mü yapılacak?

Urfa’da seçim gecesi yaşanan elektrik kesintileri, kaybolan sandıklar, yakılan oy pusulaları ve diğer şaibelere rağmen seçim kurullarının tavrı; AKP’nin Urfa’da bir kumpas yaptığına işaret ediyor. Bu anlamda seçim sonrasında ilke kez yaptığı konuşmasında Osman Baydemir’in “Suriye savaşı sizin başınız üzerinde verilmek isteniyor. Yarın sözüm ona Suriye’den Urfa merkezine ve ilçelerine birkaç füze düşerse sanmayın ki o füzeleri Esat atmıştır. Eğer Urfa topraklarına bir füze düşerse bu Suriye rejimi tarafından atılan bir füze olmayacaktır. Urfa, Suriye savaşının arka bahçesi haline dönüştürülmek isteniyor.” şeklindeki sözleri de bu gerçeği yansıtıyor.

Son söz olarak söylemek gerekirse; Ağrı’yı BDP’den alabilmek için 14 kez saydıran seçim kurullarının diğer yerlerdeki itirazlara bakıp sadece ikinci kez bile oy sayımı yapmamasının kabul edilebilir bir tarafı var mıdır?

Bu yazı toplam 12865 defa okunmuştur
keske butun sorun urfa {reha} olsa..
 // yezda
Ne kurdu ne alevisi nede sunnusu,benim bildigim Din insani insana dusuren en buyuk etkendir.Nerde din orada gericilik,orada zulum,orada vahset,biz kurdler aleviyiz ,sunnuyuz,devrimci,gerici dinci diye zaten hep osmali oyununa geldik,ya bari birimize hep hakaret hep asalama,valla millet aya cikti teknoloji aldi gitti artik insan olmak cokmu zor,karsinizdaki bir insan onunda duygusu gururu var oda kendine gore bir birey ne kadar dusunceleri bize yanlisda gelse insan.,siz daha devrimci ,alevi,sunnu diye birbirinize girin kolay gelsin.Bir kurd olarakda Mustafa sarigule ,zamaninda dersim katliami yapan bir partiye oy verenleride kiniyorum.benim derdim o bizim icin canini ortaya koyan gerillanin kemikleri sizliyordur.yanarim ona yanarim....
10 Nisan 2014 Perşembe 12:38
Kumpas
 // Reşit
AKP Rıha seçimlerinde Barzani-Şıvan-İbo posterlerini propagnda malzemesi olarak kullandı. Bu durum bu üçlü için utanç verici bir durum olmakla birlikte, kurulan kumpasa ortak olduklarını da gösteriyor......
10 Nisan 2014 Perşembe 10:17
Kaşif e cevap
 // urfalı cemşir
Kaşif rumuzuyla bana hakaret eden şahıs medeni dumun belli oldu.ırkımın ne önemi var. yorumlardan onu anladım. sen de aç oku. hadi yine iyisin seni adam terine koydum cevap yazdım....
07 Nisan 2014 Pazartesi 00:50