İbrahim Genç

Sarışın Bomba

29 Temmuz 2011 Cuma 20:29

Avrupa’da aşırı sağın yılların süzgecinden geçerek kitleleşmesi ve bu grupların İslam-göçmen karşıtlığıyla doldurulmasının Avrupa hükümetleri nezdinde tehlikeli olabileceğinin düşünülmemesi sonunda kendi katilini yarattı. Kıta genelinde bugün tamamen ırkçı çalışmalar yürüten siyasal partilerin aldıkları oylar %20’leri bulabilmekte ve bu partiler hükümete ortak da olabilmekteler. Burada en vahim nokta da bütün bu ırkçı hareketlerin karşısında Avrupa hoşgörüsünün takınmış olduğu umursamaz tavırdır.

Öyle ki Avrupa’nın son yıllarda yetiştirdiği en azılı ırkçı olan Hollandalı Geert Wilders “hakaret etmek, ayrımcılık ve nefrete teşvik” suçlamasıyla yargılandığı mahkemede 23 Haziran’da beraat ederken “Artık İslam'ı eleştirmek yasal olmakla kalmıyor, İslam’ı alenen eleştirmek de mümkün. Buna ihtiyacımız var çünkü toplumumuzun İslamlaşması ciddi bir sorun ve özgürlüğümüze yönelik tehdittir ve bunu söylemeye artık hakkım var" diyordu. Bu, Avrupa hükümetlerinin buna sessiz kalmasının yanında ırkçılığa yasal zeminin de hazırlandığını gösteriyordu. Tam da Norveç’teki katliamın ajanslara düştüğü gün bir diğer haber, Wilders’in de davet edildiği aşırı sağcıların Almanya’daki radikal sağcı Özgürlük Partisinin organizasyonuyla 3 Eylül’de İslam karşıtı bir toplantının yapılacağıydı.

Ne var ki bu sarışın şövalyeli bumerang, dönüp de Avrupa halkını vurdu. Bu, yıllardır geliyorum diyen bir tehlikeydi ama “terör” İslam’la o kadar çok özdeşleştirildi ki her bombalı eylemde zanlının esmer ve orta boylu olması bunun doğrudan Müslümanlarca yapıldığı kanaati uyandırmaya yetiyordu. Bu sebeple olsa gerek ki Norveç’te saldırılar olduktan sonra yerli ve yabancı basın İslamî kesimleri hedefe koymuştu ki ajanslara “zanlı sarışın ve 1.90 boyunda” ifadesi düşünce büyük şok yaşandı. Bombanın renginin “sarışın” olması adeta yekpare kalıpları, olgusal paradigmaları darmadağın etti. Bu tür paradigmalar saplantılar ve sabit düşünmeler bana, ülkemizde bir evde piknik tüpü patlasa “Kesin PKK işi” deyip evine hemen bayrak asanları hatırlatıyor nedense!

Avrupa hükümetleri ırkçı-faşist oluşumlara yönelik kıta dışından yapılan eleştirileri önemsemedi. Bu sebeple de herhangi bir tedbir alma yoluna gitmedi. Bu anlamda Norveçli A. B. Breivik’in yaptığı katliam kıta Avrupasında aşırı sağa karşı bir uyanışı beraberinde getirebilir. Çünkü toplumumuzda “Bir musibet bin nasihatten iyidir” ifadesi de tam böylesi bir durumu anlatmak için kullanılır. Bu saldırıdan sonra Avrupa’da aşırı sağ oluşumların mercek altına alınması da bunun sonucu değil mi zaten?

Sonuç olarak katliamı yapanın “Norveçli sarışın ve 1.90” olmasından dolayı A. B. Breivik’i “psikopat, deli” diye geçiştirmek işi basite almak olur. Bu katil, Avrupa’da yıllardır şişirilen bir ideolojinin dışavurumudur. Breivik, deli ve ne yaptığını bilmez biri olsaydı bu kadar ince hesaplı bir saldırıyı yapması bu kadar kolay olur muydu? Adam nasıl ki belli bir ideolojiyle yıllardır kendini eğitiyorsa işte bu ideolojisini de karşıtı olan “çokkültürlülük”ü savunan İşçi Partisi üyelerine saldırıyla somutluyor. Bu yüzden olsa gerek ki Breivik, yaptığının Norveçlilere yönelik değil de hükümetin yaptıklarına yönelik olduğunu dile getiriyor.

Bu yazı toplam 5687 defa okunmuştur
hahaha
 // ben
nur yüzlü mü buna da anca böle bi yorum yapılabilirdi yaaa:)...
31 Temmuz 2011 Pazar 13:17
helal sana
 // ben
süper yazmışsın ya valla tebrik ediyorum 'sarışın bomba'...:)...
31 Temmuz 2011 Pazar 10:04
vaybe
 // vaybe
ya TÜRKİYEDE insanlar hep şu konuda yanılıyorlar..oda şu nur yüzlü insanlar zararsız..haydi bakayım ayıklayın pirincin taşını.....
29 Temmuz 2011 Cuma 21:19