İbrahim Genç

Newroz, Nevruz, Ergenekon

21 Mart 2010 Pazar 01:03

“Bu Ergenekon hadisesinden çıkacak mühim netice, bizim bugünkü milli mücadelemizle benzeşmesidir. Dokuz kişiden türeyerek düşmanlarından intikam alan Türk soyunun, bugün de kendi varlığına kastedenlere karşı silahlanmış ve yarın muvaffakiyetini temin edeceğine ve Ulu Tanrı’nın yardımı ve milletin gayretleriyle kara günlerden kurtulacağına eminim.”

Yukarıdaki sözleriyle Besim Atalay, 23 Mart 1921 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde Cumhuriyet’in ilanıyla Newroz’un neden diriltilmesi gerektiğini anlatır. Ki Atatürk’ün bu yıllarda Ankara’da yapılan kutlamalara icabet ettiği anlatılmaktadır. Cumhuriyetle birlikte bir öze dönüş projesiyle çıkılan yolculukta her ne kadar Newroz’a yönelik de millileştirme çalışılması yürütülmüşse de bu pek tutmamıştır.

Bunun yanında üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde Türk Halk Bilimi kürsülerinde Türklüğün mitolojisine yönelik derin çalışmalar yapılmasına rağmen 90’ların sonuna kadar Newroz’un bir Türk bayramı olduğuna kimse vurgu yapmamıştır. Bırakın vurgu yapılmasını, Newroz’un kutlanmaması için yıllarca engeller çıkarıldı. Hal böyleyken ne zaman ki Newroz, yüz binlerce Kürt’ün etkin bir şekilde kendini gösterdiği ve demokrasi talep ettiği devasa mitinglere dönüştü işte o zaman “siyasi etik”, aslında Newroz’un Türklerin bayramı olduğuna karar verdi.

Öyle ki ‘90 ile ‘94 yıllarında arasında Kürtlerin büyük bedeller ödeyerek yarattığı Newroz, devletin kolaycı tutumuyla yavaş yavaş içi boşaltılmaya ya da sadece Türklüğe mal edilmeye başlandı. Milliyetçi duruşuyla bilinen Yeniçağ gazetesi bu günü “Nevruz Türk Bayramıdır” başlığıyla verdikten sonra “En eski Türk bayramı olan Nevruz, Türkler aracılığıyla Avrasya’ya yayılmıştır(21.03.2005)” gibi ifadelerle bu bayramın kaynağını Orta Asya’ya kolayca bağlayabilmekte ve adeta Newroz’u Türklerin malı sayabilmektedir. Ki bunun için Ergenekon destanı, yorumlanarak bir Newroz hikayesi de anlatılmaya başlanmıştır. Bu sebeple bazı kaynaklarda, Newroz’un diğer adının Ergenekon Bayramı olduğu ve dolayısıyla Newroz’un bir Türk bayramı olduğu da belirtilmektedir. Bu hikayeye göre düşman saldırılarından dolayı Ergenekon denen yere sığınan Türkler, 400 yıl burada mahsur kaldıktan sonra gök yeleli Bozkurt’un yol göstermesiyle bu tutsaklıktan çıkıp, yok olmaktan kurtulmuşlardır ve Türkler o günü bayram ilan etmişler. Bu sebeple olsa gerek ki Ergenekon, Kürtlerce daha kitlesel olarak kutlanan Newroz ile karıştırılmaktadır.

Buna karşın Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde “(…)Nevroz günü padişahın halk için toplantı yapması acem meliklerinin adeti idi.” şeklindeki ifade de Newroz’un kaynağı konusunda bilgi vermektedir. Yine birçok halk için olduğu gibi Türkler için de Newroz, “Toprağın uyandığı gün” ve “Kurtuluş günü” gibi anlamlar taşımaktadır. Türkiye, Kürtlerin yüz binlerce insanla açık alanda festival şeklinde Newroz’u kutlamaları karşısında devlet de 90’lı yıllarda bir adım atıp Newroz’un resmi olması yönünde bir adım atıp Newroz’u da Newruz yaptıktan sonra devlet kurumlarının bahçesinde takım elbiseli, kravatlı kutlamalar tertip etmeye başlamış ve devlet yetkilileri de temsili olarak demir dövüp hiç inanmadıkları ateşin üzerinden el ele tutuşup atlamaya başladılar.

KÜRTLER VE NEWROZ

Kürtler penceresinden bakıldığında ise gerek Zerdüştlük’ten gelen dini etki olsun gerekse baskılar, yasaklamalar olsun bu yüzden Newroz, ulusal bütünleşme ve direniş günü olarak algılanageldi. Ortadoğulu birçok halkın ortak kurtuluş bayramı olan Newroz için hemen her halkın kendi mitolojik anlatıları var. Doğanın belirgin olarak canlılığını gösterdiği, gece gündüz eşitliğinin olduğu mart ayında, halkların duyuş ve yaşayışlarının da canlanması neticesinde her halkın bu günü farklı isimlerle kutlaması normal olsa gerek.

Buna karşılık Newroz’un Ortadoğu eksenli ortaya çıktığını etimolojik olarak kabul edip böyle yorumlamalıyız. Bilindiği üzere “İranî dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz(Farsça), Roc (Belucça), Roj (Kürtçe) sözcükleri Proto-İranîce’nin  “Rauça”sından gelir(wikipedia.org)”. Her ne kadar birçok halk tarafından “Doğanın uyanışı ve bahar bayramı” olarak kutlansa da Kürtlerin eski dini olan Zerdüştlük’ten dolayı Kürtler için Newroz, kutsal bir hüviyet kazanmıştır.

Bu konuda gerek Firdevsi’nin Şehname’sinde gerekse Şeref Xan’ın Şerefname’sinde meşhur Demirci Kawa hikayesi anlatılır ve Kürtlerin yok olmaktan nasıl kurtuldukları anlatılır. Bu hikayeye göre halka zulmeden Kral Dehhak’ın yaptıklarına karşı çıkan Demirci Kawa, isyan eder ve Kral Dehhak’ı öldürür. Bunun üzerine bu zafer, Zerdüştlük’te kutsal olan büyük ateşlerin yakılmasıyla kutlanır. Klasik Kürt edebiyatının en etkin şairlerinden olan Ahmede Xane’nin “Mem u Zin” eserinde ise Nevroz, aynı zamanda genç kız ve erkeklerin birbirini görüp beğendikleri bir kutlamadır.

HALKLARIN ORTAK BAYRAMI

Bu bayramın mitolojik boyutunun yanında, Türkiye’de Kürtlerin dilleri ve kültürleri üzerinde uygulanan yoğun asimilasyon politikasından dolayı Newroz, 90’lı yıllarda siyasal bir boyut kazandı. Bu sebepledir ki Newrozlar, Kürtlerin özgürlük adına seslerini yükselttikleri festivallere dönüştü. Öyle ki yasaklamalara rağmen kitlesel olarak kutlanmaya çalışılmıştır. Bölgede bazı valilerin keyfi uygulamaları sonucunda da birçok sivil bedel ödemiştir. Bilindiği üzere geçen yıllarda Newroz kutlamaları, yasaklanmayan yerlerde olaysız ve coşkuyla kutlanırken; yasaklanan yerlerde olaylar çıkmış ve birçok insan yaşamını yitirmiştir.

Bundan böyle Türkiye’de Newroz, Kürtlerin ve Türklerin birlikte kutladıkları ortak bir dayanışma bayramı olmalıdır. Bu sebeple Başbakan Erdoğan yüz binlerce insanın Newroz coşkusunda yükselen sese kulak vermeli ve Newroz’u kitlesel olarak kutlayan Kürtler medyanın objektiflerine girebilmeli artık. Türk halkı da bir Newroz’da yüz binlerce Kürt’ün bir araya gelmesindeki duyguyu doğru okumalı. Tabi bu noktada Türk medyasının kitlesel olarak kutlanan Newroz’lara geniş yer vermemesi ayrı bir eleştiri konusudur.

Oysa Yüksekova’da yüz bini aşkın insanın yüreği Newroz oldu 17 Mart’ta. Bu görüntülerin sosyolojik okumalarını yapmalıydı medya. Başka bir yazının konusu olacak bu tartışmayı burada bırakalım.

Başta Türk ve Kürt halkı olmak üzere, bütün dünya halklarının Newroz’u kutlu olsun.

Newroz piroz be!

Bu yazı toplam 5029 defa okunmuştur
sadece
 // as
kürtlerin değildir nevruz bütün dünyanın bayramıdır doğuda batıda her ülkede coşku ile kutlanır ama bazı zihinler bunu bile kafalarında sorun olarak teşkil ederler fakat çok zaman sonra anlayacaklardırk,i herşey boşuna...
22 Mart 2010 Pazartesi 09:20
asırlardır orta asyada kutlanan bayramdır
 // yurtsever turttaş
tarihini bilmeyen uluslar diğer ulusların uydusu olurlar.çanakkale savaşlarının anlamını bilmeyen türkiye coğrafyasında 1 kişi yaşarsa gözüm arkada giderim.inatçıyım gururluyum.çanakkale destanı dururken nevroz senindi ben icat ettim davalarına girenlere acırım.adamlar 81,82,83 yıllarında yasaklamışlarsa asırlardır orta asyada olanlarıda şimdiki kutlamalarıda yasaklayamazlar ya. pireye kızıp yorgan yakmayın...şeker bayramı(tatlı yiyelim tatlı konuşalım) halkımızın düşmanlıklar bitsin dini bayramda küslük olmasın diye verdikleri isimdi türk milletinin bayramıdır dersem.türk milletinin tama yakın kısmı müslüman olması sizleri üzmemesi lazım.bu paranoyadan kurtulmanız gerekir..devir artık dinlere alet olma bayramlara sahiplenme dönemi değil...
22 Mart 2010 Pazartesi 00:09
Sayın Yurtsever Yurttaş
 // Mehemedé Paloyé
Her seferinde kuru inadında ısrar ediyorsun.Bununlada bir yerlere ulaşmaya çalışıyorsun.Kimsenin bayramını sahiplenmiyoruz.Hele Türklerin bayramını ise kesinlikle sahiplenmiyoruz.Örneğin , 23 Nisan, 29 Ekim veya 30 Ağustos bayramlarında eğer gözümüz varsa, gözümüz Çıksın ! Lakin hep yasakladığınız ve kutlamasına her türlü ceza biçtiğiniz Newroz'a eğer sahip çıkıyorsanız bu etik değildir.Ayrıca şeker değil Ramazan bayramıdır.Bakın onunda içini boşaltıyorsunuz.Öteki bayram ise Kurban veya Hacılar bayramıdır.İkiside bir milletin değil ümmetindir.Dolayısıyla her müslümanın bayramıdır.İnanan sahiplenir ve yaşar, inanmayan ise ne sahiplenir ve nede yaşar.Anlamasızlıklar havuzunda kulaç atacağına bu bayramı Kürtlerle sağlam zeminde kutla olurmu ?...
21 Mart 2010 Pazar 21:05