1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Kimse kendini kandırmasın
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kimse kendini kandırmasın

A+A-

Demokrasinin yüzü kızardı bir kez daha.
 
Demokratik laik hukuk cumhuriyetin sözüm ona Kürt kardeşleri Yahudiler gibi fırınlarında yakılmadı belki ama gözlerinin içine baka baka biz sizi istemiyoruz demeye getirdiler ayan beyan.
 
İstemiyoruz kardeşim sizi dediler bir kez daha.
 
Aslında savaşın başka istikametindeyiz şimdi. Cumhuriyet her 10 yılda bir yeni bir stratejiyle Kürtlerin demokratik taleplerine böyle cevap oluyor.
 
Şakiler, eşkıyalar, teröristler, kart-kurtlar, kırolar diye diye geldiğimiz güne bakın, burada da bir tahammülsüzlüktür gidiyor.
 
İktidar kendini yasaların arkasına gizleyerek mazluma soyunuyor.
 
Saklanılacak bir şey yok.
 
Aklı başında herkes anlar ki iktidarlar bir zaman kendini derin devletin arkasına sakladı. Aslında statükonun ta kendisi iktidardır. Sekiz-dokuz yıllık iktidarlarında derin devlet iktidarı olmadıklarını bir kez olsa dahi açığa çıkaramadılar.
 
Kürtlerin demokratik hak istemlerine karşı geçmişte direk müdahale edilirken şimdi dolaylı müdahaleler yapılmaktadır.
 
Yani bu dönem Kürtlere uygulanan mezalimin adı siyasi linç- siyasi soykırımdır.
 
Kimse kendini kandırmasın.
 
“Kararımızda her şey belli, kararımız çok açık” ifadeleri düpedüz biz sizi ne dün ne bu gün ne de yarın kabul edeceğiz anlamına geliyor.
 
Ömründe bir karıncayı bile ezmemiş olan Leyla Zana’yı başka hangi gerekçeyle veto edebilir bir ülkenin hukuk mekanizması.
 
Sahi bir ülkenin hukuk mekanizması asit kuyularında eritilen Kürtlerin katillerine karşı da böyle gözü pek midir?
 
İnce ayarında bağımsız adayları kılı kırk yaran bir tutum içinde olan yargı, 90 lı yılların siyasi iktidar cephesinin Kürtlere uyguladığı insanlık suçundan dolayı dönüp bir baktı mı? Bakmak ister mi?
 
Kocaman bir hayır…
 
Demokrasi için, insanlık için TBBM'ye gelmeyin.
 
Dağlar yanı başınızda, oraya gidin demekten başka hangi şansı bıraktınız şimdi Kürtlere.
 
Siyaset olasılığı bırakmadınız. Bütününü ceza evlerine yolladınız. Hem de yeni icat ettiğiniz kelepçelerle, dünyanın gözünün içine soka soka dediniz ki biz Kürtlere bunu yaparız. Kimse bir halt yemesin.
 
Şimdi bir mücbir sebebi var Kürtlerin… O da ölüm mü dersiniz?
 
Evet, mücbir sebepten dolayı TBMM'ye giremiyor Kürtler.
 
Sahi, yeni ihalelerle alınan savaş uçakları, helikopterler, tanklar, panzerler, savaş için gerekli levazım, askerler, polisler hangi dış güce karşı savaşıyor?
 
Kürtlere…
 
Bu da mücbir sebep mi dersiniz?
 
Daha dün Elif bebenin kafasına sıktığınız gaz bombası fişeği değil miydi?
 
Bu gün de Kürtlere geçit yok dediniz.
 
Demokrasi dersi bitti. Evlerinize dediniz.
 
Kürtlerde evlerine gidecek.
 
Evli evine köylü köyüne…
 
Bu mudur demokrasi demokrasi diye bas bas bağırdığınız şey? Kürtler adam öldürüyor deyip yakındığınızı ne çabuk unuttunuz. Ele güne bunlar demokrasi istemiyor, savaş istiyor demiyor muydunuz? Ne çabuk unuttunuz?
 
Sömürünün, talanın, vurgunun tavrıdır bu.
 
Kimse bundan mazluma çekmesin kendini.
 
Sineye çekilir gibi değil bu yapılan.
 
Adaleti kendinize kalkan yapmayın. Suçunuz deşifre oldu. Demokrasi değil, barış değil, insan hakları değil siz düpedüz savaşı tırmandırıyorsunuz.
 
Eğriye eğri doğruya doğru, çılgın projeniz 18 Nisan 2011 itibarıyla açıklanmıştır.

Bu yazı toplam 4356 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.