Şeyhmus Diken

HEP’ten HDP’ye 7 Haziran

23 Mayıs 2015 Cumartesi 09:08

İktidar yanlısı bir gazete dün sürmanşet kullanmış hem de çifte fotoğraflı. Fotoğraflardan biri dönemin DEP’li vekili Orhan Doğan’ın sivil polislerce derdest edilip parlamentodan götürülüşüne ait ve foto altı cümle şu; “Eski Türkiye böyle idi.” İkinci kare ise Yalçın Akdoğan ile Sırrı Süreyya Önder’in tokalaşma fotoğrafı ve “İşte Yeni Türkiye, Kürtçe propaganda bile serbest”.

Bu iki fotoğraflı kıyaslamayı sabah sabah görüp okuyunca aklıma bizim Zaza Kürdünün anekdotu geldi. Malum bizim Zazalar aklıllı insanlar. Bu sebeple batı liginde çokça tüketilen kuru soğan vazgeçilmezleri. İki Zaza konuşuyormuş. Biri diğerine sormuş; “Çok ama çok paran olsa ne yaparsın?” Diğeri hiç tereddüt etmeden basmış cevabı; “Doyuncaya kadar soğanın cücüğünü yerim.” Cevabı veren sormuş bu kez soru sahibine; “Peki senin çok paran olsa ne yaparsın?” Öbürü biraz düşünmüş ve demiş ki; “Ne diyeyim, bana bir şey bırakmadın ki!”

Bizim kerameti kendinden menkul hem devlet hem de iktidar olan AKP muktedirliği de aynen bu kavilden! Soğanın cücüğü misali! Bize bir şey bırakmadılar ki! Her bir şeyin kendilerinin hükmüyle Kürde bahşedildiğini düşünüyorlar ve dahi dillendiriyorlar…

Kürt siyasetinin legal siyaset sahnesine çıktığı 1990’lı yılların başından bu yana aralarında vekillerin de bulunduğu onbinlerce kayıp, ölüm, mahpus, sürgünlük pahasına iktidarın kabul etmek zorunda kaldığı “kırıntı” hakları bağış, iane ya da ulüfe sanıyor bu akıl fukaraları herhalde. Defalarca Kürt siyaseti anlattı ve dahi yazdı(k). Ya hu, iki gözüm bunları sen istedin diye değil, biz direndik diye aldık. Yoksa ne sen ne senin geleneğin, hele hele demokratlığın zerresiyle tanışmamış geleneğin asla vermezdi bunları. Sen kime anlatıyorsun bu zırvaları!

Jean Jacques Rousseau 1700’lü yıllarda yaşamış ve düşünceleri Fransız İhtilaline rehberlik etmiş bir ünlü şahsiyet. “Toplum Sözleşmesi” Rousseau’nun önemli başvuru kaynaklarından biri. Tekçi ve dayatmacı yönetim modellerine karşı muhalif bir yapı taşıyan “Toplum Sözleşmesi”ni yasal ve meşru düzene, hukuk sistemine “hâkim” kılmaya çalışan bir vicdanlı tavır alış Rousseau’nunki! “İnsanlar tarafından onaylanmamış her yasa hükümsüzdür, geçersizdir. Aslında, Yasa dahi değildir” demiş Rousseau…

Türkiye egemen siyasetine baktığımızda düzen-sistem partilerinin adeta tahtarevalli gibi kendi aralarındaki düzeni bozacak “düzensizliklere-oyunbozanlıklara” asla tahammülleri yok. Bu sebeple “siyasal baraj” limanı, onların en büyük sığınakları / korunakları olmuş, olacak. Siyasete yeni bir “düzen” getirecek, baraj dedikleri oyunu alaşağı edecek siyasal çıkışları istemiyor hazmedemiyorlar.

Bu sebeple kurulduğundan beri ve şimdilik bir “proje” olarak dillendirilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Türkiye siyasetinde proje olmaktan kurtulup “kalıcı” parti olacaksa 7 Haziran seçimleri bir dönemeç, kavşak noktası.

Türkiye, ilk evvel bundan tam 25 yıl önce 7 Haziran 1990 tarihinde kısa adı HEP olan Halkın Emek Partisi’nin kurularak siyaset sahnesine çıkması ile şimdi Kürt siyasal hareketinin legal örgütlenmeleri olan “açık alan siyaseti” ile tanıştı. Yirmibeş yıllık zaman dilimi içinde Türkiye’deki siyasal iktdarların görünür ya da görünmez militer güçlerinin en sert müdahalelerine mazhar kaldılar. JİTEM’den tutun, itirafçılara; koruculardan tutun devletin üniformalı, üniformasız tetikçilerine varıncaya kadar…

Halkın Emek Partisinden bu yana geçen çeyrek asırlık zaman diliminde bir reklam filminde dillendirildiği gibi “AÇ-KAPA” mantığı ile adeta alfabenin bilinen bütün harfleri kullanılırcasına en az on parti kurup, kapayıp yenisini açtı Kürtler.

Öncekilerin Kürdistanî “dar alan” siyaseti yerine, son kurulan HDP “geniş alan”da “Türkiyelileşmek” sloganı etrafında bir “Yeni Yaşam” modeli sunuyor seçmenlere, halklara ve bireylere. Siyasetin fosilleşen kabuğunu ilelebet kırmaya yeltenen bir yeni yaşam perspektifi. Tıpkı Jean Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi gibi bir Yeni Yaşam Manifestosu.

Belki alışılagelen, geleneksel ve liderler üzerinden yürüyen seçimin sokak ve meydan siyaseti bu yeni yaşam felsefesini yeterince paylaşmaya cevaz vermiyor. Ama Yeni Türkiye buna alışacak.

7 Haziran 2015 günü aynı zamanda 25 yıl önce çok zor yıllarda aynı tarihte yine bir 7 Haziran günü 1990’da kurulan bir Kürt Partisi olan Halkın Emek Partisi-HEP’in adının çeyrek asır sonra rüşt ispatıdır. Her bir bireyin kafasında sandık başına giderken, tercih hakkını kullanacakken “ama”ları olması doğal. Ama bütün “ama”ların seçim sonrasındaki gelecek vizyonu açısından tartışılmasının anlam(l)ı olması düşüncesiyle bir kez daha Halkların Demokratik Partisi diyorum… 

Bu yazı toplam 7285 defa okunmuştur