İrfan Sarı

Hakkari Cumhuriyeti

26 Mart 2010 Cuma 10:08

Yetmişli yıllardan seksenli yıllara kadar sağcı ve solcu fraksiyonların fikir ve sopa çatışmalarının arasında geçirdiğimiz çocukluğumuz sıkı yönetimli zamanlardı. Neredeyse her gün bir kavga ve yüzü başı kan içinde ağabeylerimizi gördük.
 
Sınır boylarında kaçağa giden büyüklerin sahiplenilemeyen cesetlerinin başında boğazına kadar sıkışan isyan babalarını o zaman tanıdık.
 
Annelerin evladının cesedini sahiplenemeyişini kim nasıl tarif edebilir?

Acıysa budur herhalde en büyük acı. Bu tarifi olanaksızların içinde en tepedekidir. Sınırı aşıp İran’dan ya da Irak’tan bir torba kına, tütün, fistan kumaşı getirmenin bedeli ölümdü. Bir anti personel mayının mandalına basıp parçalanmak göz açıp kapayana kadar gerçekleşiyordu.
 
Yırtık göğüs, kopuk kol, lenk ayak, patlak göz gömülürdünüz bir çukura gerisi havale yazgıyı yazana.
 
Sonra mı?
 
12 eylül faşizmi.

Camiden, evden, sokaktan, üniversiteden, sendikadan velhasıl-i kelam her bir yerden toplanıp insanlar cemse’lerin sırtından cezaevlerine götürüldü.

Makatına cop sokulanlar, ırzına geçilenler, vücudunda sigara söndürülenler, tırnakları çekilenler, bir gecede istiklal marşının on kıtası ezberletilenler, saçı sakalı biçmez makineyle çekilenler, dişleri kırılanlar, tabutluklara sokulanlar, sırılsıklam ıslatılanlar, fosseptiklere sokulanlar, aç bırakılanlar, ana avrat sövülenler, kafası yarılanlar, sakat kalanlar, idam edilenler anlatıldı, anlatılmaya devam ediliyor... Yıllar da geçse anlatılacak, tarih hep buradan kanamaya devam edecek.
 
12 eylül faşizminde de Hakkari Cumhuriyeti mezalimin en cafcaflısını yaşadı. Hala yaşamaya devam ediyor. Durum olağan üstü hal!
 
Bereket ki şimdi “olağan üstü hal” kalktı.

Yerine “çok daha olağan üstü” hal geldi.
 
İsterseniz kendiniz gelin ve görün. Ben kırk üç yıldır bu cumhuriyette yaşıyorum. Türkiye devleti cumhuriyetinden aldığım vatandaşlık hüviyet varakasını hemen her gün yol boylarında göstermek zorundayım. Güvenliğime münhasırmış bu uygulama.
 
İsterseniz Yüksekova’dan Hakkari’ye gidin. Şehrin ana caddesinde kimlik sorgusu, araç aranması ve ahiret soruları.
 
Ne iş yapıyorsunuz?
 
Abi, hırsızlık yapıyorum.
 
Yolculuk nereye?
 
Abi, giderem Van'a doğru!
 
Sonra mı? Tornavida ile araç hırpalanmaya başlanıyor.

En sonunda “devam et”
 
Devletin adamı forsuyla Hakkari Cumhuriyeti'nde varlıksal gösteri zamanlarıdır velhasıl o güvenlik aramaları.

39519
 
Yeniköprü mevkiinde sıraya girmelisiniz. Tek tek. Toplu taşımadaysanız ineceksiniz. Üstünüz aranacak zaman zaman. Bazen de cepleriniz. Çünkü sebebi toz taşımanız. Tozun her türlüsüne karşı alerji duyulmalı.
 
Devletin istihbaratı manüel daha. Afganistan’dan buraya el sallaya sallaya gelen iş Hakkari Cumhuriyeti'nde yakayı ele veriyor. Mesele bu değil aslında.
 
İsterseniz Yüksekova’dan Şemdinli’ye gidin yol boyunda güvenliğiniz için durdurulur kimliğinize bakılır. Sadece bakılır. Bilgisayar beyinli askerler tarar onları ve sorar.
 
Yolculuk nereye?
 
Şemdinli’den ötesi yok abi!
 
Şehir çıkışı, Uzunsırt, Dûrê, dûrê ötesi ve Şemdinli girişi.

Dur! Geç! Hepsi 53 km.

Öksürsen karşındakinin yüzüne rüzgarı savrulur.
 
Ha bir de Çukurca’ya gidin.
 
Dağların arasına yapıştırılmış bu fotoğrafın üzerinden ne mermiler geçmiş. Karakola varmadan farları söndürmelisiniz. Yoksa fırçayı yersiniz.

Karakola varmadan durmalısınız. El fenerinin hamlelerini anlayıp yürümelisiniz sonra.

Çukurca’ya gidiyorsanız bir sebebi vardır. Sebepsiz gidemezsiniz.
 
Doğuya doğru yani Yüksekova’dan Esendere’ye gidin isterseniz. Kayıtlara geçersiniz. Güvenliğiniz için aracınız ve siz kayıt edilirsiniz.

Kayıt edilmezseniz Hakkari Cumhuriyeti'nde  “kayıt dışı” kalırsınız.
 
Birde Esendere’den Yüksekova’ya dönün. Aracınızda üç paket muz, beş paket un, biraz patates, ıvır zıvır işte. İndir boşalt yaparsınız.

Hamallığın en kalitelisini burada yaparsınız.

Vatandaşsanız Hakkari Cumhuriyeti'nde, vatandaşlığınızı göstermelisiniz adım başı.
 
Varakanız göğsünüzde olmalı.
 
Van’a giderken gördünüz hepiniz. Anlatmayayım.
 
Van’dan sonrası bahar bahçe.
 
Ama Hakkari Cumhuriyeti'nin Yüksekova’sında dünyaya gelmiş olmayın bu aranmanıza ve kayıtlara geçmenize vesiledir.

Potansiyel kayıt dışısınız çünkü!
 
Bu günlerde gelin bu yollardan geçin.

Görün Hakkari Cumhuriyeti'nin çocukları bu yollardan seyahat özgürlüğünü nasıl sağlıyor.

Görün ki kendi Cumhuriyetinizde güvenliğiniz için siz de bu uygulamaları başlatın.
 
Seyahat özgürlüğü denen şeyin farkına varın.
 
Kayıt içi vatandaş olmanın hafifliğine varın.
 
Dur ve geç…meselesini kavrayın.
 
Belki anlarsınız. Anlar ve bir yeni hal uygularsınız.

Bu “Hakkari Cumhuriyet halleri” olur belki. Bütün cihana örnek.

Bu yazı toplam 10564 defa okunmuştur
Spartaküs ve İrfan SARI…
 // mezopotamyalı
Köleliğe örgütlü bir biçimde başkaldıranların lideri olan spartaküs’ün sonunda Roma askerleri tarafından çarmıha gerildiğini de hatırlatmak isterim. Biz irfan beyin kanun dahilinde sesimiz ve gözümüz olmasını istiyor ve diliyoruz....
29 Mart 2010 Pazartesi 10:26
mazlumların spartaküsü
 // ronahi
bugünde bölge sorunu hakkında kalıcı çözümler öneriyorsunuz . Sen kürt halkının , mazlum halkların kutup yıldızısın . Bu halk böyle değerler çıkardığından dolayı kendisylen gururlanmalı...
28 Mart 2010 Pazar 13:06
Sende haklısın
 // Demir
yorumu yazan arkadaş sende haklısın çünkü sen ancak o kadar düşünebiliyorsun bende kürdüm benim neden hakkım yenmiyor, tutturmuşunuz bir sömürü, halkın gururu aldı altında yaptığınızı meşru zannediyorsunuz. evet bu işin suçluları başımızdakilerdir, en büyük ayrımcılığı onlar yapıyor. burada her şeye müsamaha gösterilirken batıda milletin tepesine iniyor hemen....
28 Mart 2010 Pazar 10:08