İrfan Sarı

Gever’de ölmek kolay

15 Aralık 2013 Pazar 15:27

ve yerkürede var mı benim kadar

kurşun çekirdeği ile ölen

gözyaşlarının vanasını aç
yurdum göğsüne kadar kar altındadır

Daha yeni sokaklardan ter kokusu geçmiş, kan kokusu için aynı şeyi demek zor ama. Bu sokaklar ulu orta, gün gözü ile öldürülen çocukların tanışıdır. Yüreğine kapatıp acısını öğle büyür insanlar.

Ve kar yağdı Aralık’la birlikte…

Yıllardır belki de asırlardır mevsim itibarıyla toprağın yüzüne, emeğin, iş gücünün, kavganın, yoksulluğun ve yoksunluğun üzerine küfür eder gibi yağar.

Ölüm gibi yağar.

Çünkü Gever’de ölmek kolay…

Yani2110 metreyükseltisi, talan edilmiş alüvyon ovası, sarp dağları ile gökyüzüne çok yakın, ölüme çok yakın, kar yağışına çok yakın…

Belki; dünyanın özgürlüğüne yazılacak bir öyküdür.

Belki de “barış” ihtimalidir.

Ama kar yağınca bitmeyen uğultular başlıyor, kör sesler, sağır diller içinde bir savaşın fayları daha derine daha derine kırılganlaşıyor. Amansız sabır içinde sabırsızlıkla ölen çocukların geçidini izliyoruz o zaman.

Ölüm bu; incelikten anlamaz… Sabır bilmez, beklemek yoktur kitabında.

Acılar yükseliyor sonra ve durmadan yükseliyor. Kara bulutlar gibi dizilir insanın semasına, bir biçimsiz yağmur olup düşer gözlerin kuyusuna sonra.

Acılar uçurtma gibi değil, yükseldikçe heyecan, umut doğrusun. Hayal üretsin…

Acının olduğu yerde; umutlar, hayaller, faşizm dersinde “yasal” barikatlara takılıyor, buralarda “yasal” barikatları aşmak için ölüm modelleri çıkartılıyor, mesela altı mermiyle ölmek ya da göğsüne “yasal” bir mermiyle…

Faşizm körkütük sarhoş ve durmadan kusuyor kusmuğunu.

Mesela “yasadışı” saydığı; ateş yakılan, etrafında halay çekilen insan kalabalıklarının üzerine, yani “yasadışı” barikatların… Hiç tadılmayan biber gazıyla, tazyikli suyla, naylon kurşunla, TOMA, panzer, akrep ile.

90 lı yılların rejim karakteriyle.

Ölmek kolaydır hele siz yaşamak için kavgaya durmuşsanız.

“Biz tutuklarız savcılar/hakimler/mahkemeler bırakır” Ve devlet seslenir; Unutmayacaksınız!

Cevap veriyorum: Kimse unutamamıştır çocuklarını unutmayacaktır da!

Ve sisli bir hava…

Kar yağıyor bir yandan.

Hayat performansını kısıtlıyor.

Televizyonlarda makul açıklamalar, sandık gülücükleri, adaylık açıklamaları, sitemkâr isyanlar, kızlı-erkeli açıklamalar, basın bildirileri ve saire ve saire.

Kör kulaklar sağır diller daha ağlayamadı…

Düzenden amansızca kopmuş çocukları, düzen politikalarının köhnemiş dehlizlerine sokamadıkları için beyler hala susuyor.

Gazeteler yere yapışıyor, para para manşetler atılıyor, kol kola girmiş bir koro içinde olanlar da var, en çok halkın çocuklarını karalayanlar en çok meşin parayı alacaklar gibi bir yarış hali…

O “yasadışı” barikatlarda kardeşleşenlerin, yükselen havasına kurşun sıkmak “yasal” bir mevzu olarak unutulmayacak ama o dilsiz sağırlar, kör diller palazlanıp koltuk, koltuk göbekleriyle olanlar da unutulmayacak!

Susun susun şimdi kar yağıyor Gever’e ve hava da korkunç “yasal” bir röntgenci (Heron) gezinmekte, ayağa düşmüş muhbirlerin pabucu dama atılacak.

Bu yazı toplam 9685 defa okunmuştur
20:37
 // hemşire30
İrfan Bey yazilarinizi çok beğeniyorum kalemize sağlık. ..gerçekten çok tespit hatta gerçekler.....
22 Aralık 2013 Pazar 20:37
11:38
 // gever-cilo
sayın başkanım eline diline sağlık siz geverin doğal olarak ne halde olduğunu,üstüne De devlet faşizmini anlatıyorsunuz Yine De yararlana miyorsunuz...serkeftin bu te başkan serkeftin bu gevera rengin biji gever...
17 Aralık 2013 Salı 11:38
allahın kuluna
 // muhammet mustafa
eğer bir yerde keleşle insanlar dolaşmayacaksa önce panzerler ortadan kalkacak. önce keleşten daha büyük olan silahlar kaybolacak. mobesa görüntüleri tüm türkiye kartel medyasında dolaştı anlaşılan yalanlarınızı örtmeye yetmemiş. birde irfan sarıya rica ediyorsunuz. vicdana gelince, yazı yazmak mı vicdanlı yoksa insan öldürmek mi? onuda halk karar versin....
16 Aralık 2013 Pazartesi 11:12