İbrahim Genç

Ferhat’ı öldürseler…

30 Ekim 2012 Salı 17:00

Türkiye’de bir kesim insan var ki vicdanı satılmış adeta, ruhu yitip gitmiş boşlukta… Öyle kindar duygularla pişmiş ki ne söylesen boş… Bilmediğini de bilmez, anlamadığını anlamaz haldeler… Siz bakmayın onların dindar(!) geçinmelerine, Allah’ın ayeti bile tesir edemeyebiliyor onlara… Alemlere ancak rahmet olsun diye gönderilen efendimizin örnek hayatı, söyledikleri de kesmeyebiliyor bunları… Oysa vaazlar dinlerler; hoşgörüye dair, Cuma hutbelerinde işitirler; İslam’ın nasıl barış dini olduğunu, kitaplarda okurlar; Allah’ın Müslümanları nasıl istişareye davet ettiğini… Ama ne dinlerlerse dinlesinler, ne okurlarsa okusunlar; kendisi için istediğini başkası için de istemeye gelindiğinde, eşitlik ve adalet terazisi kurulduğunda… Lafta “kardeşim” dediği Kürt’ün kederine çözüm arandığında…  

Ve yüzlerce tutsak; özgürlük aşkına denizlerin mavisinden, dağların serinliğinden, ağaçların yeşilinden vazgeçtiğinde… Ve Ferhat, hayata inciler saçan gülüşlerini bıraktığında… Işıl ışıl bakan o gözlerinin feri yitip gittiğinde… Üniversite yıllarımın biricik Vanlısı…Türk ya da Kürt; milliyetçi ya da sosyalist; herkesin “heval”ı olabilen Ferhat… Kredi Yurtlar Kurumunun odalarında bize Van’dan getirdiği kaçak çayı demleyen Ferhat… Hep sempatik, hep güleç; tartışmanın en gergin noktasında “şimdi yoldaş” ile başlayan uzlaşmacı dilli Ferhat… Günlerce bedenini ölüme yatırırken sen tıkamışsan kulağını, kapatmışsan güzünü ey “kardeşim”… Bu bencillik, duyarsızlık ve hatta kin kokan sözcüklerin sana yakışıyor mu?

Ferhat’ı öldürseler, onun özgürlük için çarpan yüreği susar mı ki? 12 Eylül’den buna açlık grevinde Ferhat. Faşizme karşı tahammülün bir sınırı var diyor, “ya özgürlüğümüzü verin ya da bizi öldürün” diyor. Duvarlar çatırdıyor artık, bir sızıntı olup akıyor bir havar bu topraklarda. Bunca zaman gençlerimizi gömdüğümüz yetmezmiş gibi şimdi de Ferhat ve yüzlerce insanın usul usul ölüme gidişini izliyoruz. Oysa kayıtsız şartsız her ölüme karşı durulabilir. Dinimiz de demiyor mu zaten, birini öldürmek tüm insanlığı öldürmektir. Bunun karşısında bir hayat kurtardığınızı düşünün! Acaba kaç umut, kaç sevda, kaç gülüş kurtaracağız? Bakın, her ölüme karşı durmaktan bahsediyorum… Siz, öfkelerinin esiri olup da bir cenazeye bile vahşet uygulayabilenlere bakmayın. Bizim işimiz sevdayla, inadına…

Ferhat’ı öldürseler ne geçer bu ülkenin eline? Dünya tatlısı, insanlığın sevdalısı Ferhat’ın ve açlık grevindeki tüm tutsakların derdiyle dertlenmek daha insancıl değil mi? Cumhuriyet ile pek övündüğünüz Türkiye’ye bu manzara yakışıyor mu? Okyanuslar ötesinden gazeteler, insanlar bile duyarlılık gösterirken yanı başındaki drama senin kör sağır kesilmen doğru mu? Bırak Ferhat neyi savunuyorsa anlatabilsin sana özgürce, tartış onunla. Ferhat’ı üniversite yıllarından tanırım, tartışırken bile üslubu pek eğlencelidir. Ama anlayın artık, bu ülkede bazı kesimlerin sıkıntıları var. İstekleri var. Herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil. Çok mu zor saygı duymak farklı fikirlere? “Oh olsun, gebersinler” demek bir fikir üretme biçimi mi oldu sizde? Yapmayın, asmadan kesmeden önce anlamaya çalışın.

Siyaset yapmıyorum, ayrım gözetmiyorum. Sadece vicdani-insani ve hatta İslami olanı gözetiyorum. Bu topraklar ölüme doydu artık. Barış, uzlaşı, eşitlik ve adalet; bu yaşadığımız acılardan daha güzeldir. Bakın Ferhat’ın gözlerine! Yaşam için parıldıyor adeta, simadaki o yumuşak duruş… Ben uzun zaman sonra Ferhat’ı ölüme giderken görmemeliydim. Şimdi bir umut yaratıyorum kendi kendime, bir gün Ferhat’ı tekrar görmeye dair. O kadar çok eğlenceli anımız var ki… Uzun bir süre Türk arkadaşlar benden hep Ferhat’ı sorarlardı. Konuşurduk onlarla. İmrenirdim Ferhat’a, kendini herkese sevdirebilirdi. Hatay Rumlarından bir de Marcus vardı tabi… Marcus, Ferhat, Bahattin ve diğerlerinin sohbetlerini, tartışmalarını düşünüyorum da ne güzel günlerdi. Ferhat’ın bana verdiği kitaplar da duruyor kitaplığımda…

O kitaplar daha bir anlam ifade ediyor artık…

Vicdanlara sesleniyorum, yeter artık! Kardeşlerimizin ve dostlarımızın ölümünü seyretmek istemiyoruz artık. Yaşam kutsaldır; o, bu, şu demiyorum. Yaşam diyorum, bir defalığına sevebilelim koşulsuz… Yoksa bu kin ve nefret, hepimizin sonunu getirecek. Yapmayın, etmeyin! Açın kulağınızı bu sese, açın gözlerinizi bu acıya… Lütfen, sizden rica ediyorum Türklerim, Kürtlerim…

Bu yazı toplam 10332 defa okunmuştur
Ferhat'ın düşü..
 // Serkan
Duygularımıza tercüman oldun çünkü; Ferhat'ı anlatmışsın bir nevi. Az bile söylemişsiniz. Her kim Ferhat'ı tanısa üzerinde büyük bir etki yaratır. Ve ben Ferhat'ı ilk Ankara'da gördüm. Ne zaman sabah kalvaltısında otlu peynir görsem, Ferhat'ı anarım. Van'dan bize getirdiği otlu peyniri hiç unutmam. Ferhat'ın bir düşü vardı.. Özgür yaşam.. Şu an özgürlüğe doğru koşuyorsun Ferhat yoldamış.....
31 Ekim 2012 Çarşamba 16:12
fir aon
 // kurde navine anatolye
evet turkiyede bir kismi degil %80 sitedi sever ruhlari bos dedigin gibi.bu dunyada bilhasa 2012 yilinda eger bir insan bir insanin varligini yok sayarsa .insanlarin acisina sevinirse bunlara insan demek sahit lazim.ja nasil olur san kalk de ben seni tanimiyorum dilin dinin irkin kulturun ben ben karar veririm senin varligin benim iki dudagim arasinda .hangi kitab yazar bunu.bunlardan korkulur bunlarin dininde subhe edilir.peygamber efendimiz buyurki sen sen ola baskalarina zulum yapma insanliga hizmet et.hak yolunda sasma ....
30 Ekim 2012 Salı 20:35
fir aon
 // kurde navine anatolye
evet turkiyede bir kismi degil %80 sitedi sever ruhlari bos dedigin gibi.bu dunyada bilhasa 2012 yilinda eger bir insan bir insanin varligini yok sayarsa .insanlarin acisina sevinirse bunlara insan demek sahit lazim.ja nasil olur san kalk de ben seni tanimiyorum dilin dinin irkin kulturun ben ben karar veririm senin varligin benim iki dudagim arasinda .hangi kitab yazar bunu.bunlardan korkulur bunlarin dininde subhe edilir.peygamber efendimiz buyurki sen sen ola baskalarina zulum yapma insanliga hizmet et.hak yolunda sasma ....
30 Ekim 2012 Salı 20:35