Şeyhmus Diken

Çi Xweş Awaze Zimanê Kurdî

07 Mart 2009 Cumartesi

“İnsanın ana dili, ağzının içindeki şeker gibidir.” Nubar Terziyan

Bir zamanlar elinde olanların elini, evinde bulunduranların da evini yakmaya muktedir suç unsuruydu, Kürtçe öğrenmenin adını dahi çağrıştıran Kürtçe öğrenmeye sebep yazılı, duyusal ve görsel materyaller. Bu materyallere yardım ve yataklık edenler baş tacımdır en eski zamanlardan bu yana! Okur kimliğinde olanlardan yana, bir tercih olması nedeniyle pek bir diyeceğim yok. Ama “iş” olarak bu zorlu tercihi yapanları her zaman anımsarım.

Bunlardan biri Şerif"tir!

Şerif, şimdilerde 25 yıldan fazla bir zamandır Avrupa"yı mesken tutmuştur. Hiç unutmam… Diyarbakır"ın Ofis semtinde “pop 21” ismiyle bir kaset-plak dükkânı vardı Şerif"in. 80 darbesine ramak kalmış günlerde bütün Diyarbakır"da kaset satan dükkânların hiç birisini ihmal etmeden toplu bir polis operasyonu düzenlenmiş, Kürtçe, bir de protest kaset satanlar (Zülfü Livaneli"ninkiler de dâhil olmak üzere) topluca savcının karşısına çıkarılmışlardı.

Kaset satanların bir kaçı hariç, tümü “ticari amaçla bu işi yaptıklarını, zaten Kürtçe de bilmediklerini” ifadelerinde beyan etmiş, serbest bırakılmışlar, haklarında soruşturma filan da açılmamıştı. Şerif, bu şekilde ifade vermeyenlerdendi. Savcılıkta epeyce sıkıştırılmış ve “diğerleri gibi aynı şekilde ifade verirse hemen bırakılacağı, soruşturmaya da uğramayacağı” beyan edilmişti.

Şerif, inadına “Hayır Kürtçe benim ana dilim. Evet kaset satıyorum ve bilerek isteyerek, tercih hakkımı kullanarak Kürtçe kasetleri satıyorum” demiş. 12 Eylül sonrasında da bir yıl hapis cezası almış. Sıkıyönetim kanunu gereği de infazı kesilmişti. “Bir gün bile Diyarbakır zindanında yatmayı göze alamam” deyip Avrupa"ya kaçmıştı. O gün, bu gündür Şerif"in bu tavrını unutmam.

O günlerden bugünlere, 25 yıl sonra gelmiş olduk; ne hallerle…

Ankara ve İstanbul"a arada bir yolum düştükçe Kürtçe kitap satan kitapevlerine de uğrar ve ayaküzeri de olsa bir çay içimlik arada; hal, haber, hatır sorarım. Bu kriz ortamında anladığım kadarıyla tatminkâr olmasa da, özellikle Kürtçe öğrenmeyi hedefleyen kitaplara biraz ilgi oluşmuş gibi…

Hangi günlerden geldik! Daha dün değil miydi; Diyarbakır ziyaretinden sonra Harold Pinter"e Yasaklı Dağ Dili oyun textini yazdıran…

İşin doğrusu bugün devlet açtığı Kürtçe kanalında (trt şeş) “sicili temiz” Kürtçe bilen “eleman” arıyor ve de buluyorken; sırf Kürtçe bilmenin birgün geçer akçe olacağına ve devlet kapısında maaşlı memur olmanın esbabı mucibesine dönüşeceğine, anlatsalardı inanmazdım…

Neden mi yazdım! Onu da paylaşayım…

Ahmet Türk, muktedirin Kürtçe üzerinde oynamaya çalıştığı oyunu alenen bozdu. İyi de etti. Eğer samimiyetse mesele, bu işin testten geçirilişi aynen böyle olur. Kürtçeyi kırık dökük Kürtçenle, her defasında bir kez daha mitinglerde diline dolayarak “hayırlara vesile” edeceksen, bunu sana yedirmezler ey başbakan. Nitekim yedirmedi de Ahmet Türk ve sayım suyum yok, önüm arkam sobe, dedi ve Başbakanı ortada kalmış ebelenmiş çocuk gibi, ebeleyip sobeledi…

Anlaşılan bu çıkışla yetinmeyen muktedirin silahşorları medya baronlarının onuruna dokunmuş olacak ki; Demokratik Toplum Partili vekilleri “Kürtçe imtihanına” tabi tutmaya yeltenmişler. Geçen hafta Diyarbakır"da sohbetimizde DTP"li bir vekil dile getirdi: Soruyorlarmış Demokratik Toplum Partili vekillerden “Kaçınız Kürtçe biliyor!” diye!

Delinin zoruna bak! Ya hu, bu ne utanmazlık! Bu dili (Kürtçeyi) seksen senedir yasaklayan, bırakın Kürt entelektüellerine ettiğiniz onca zulmü! Topyekûn bir halka yasaklayan “Türkçe konuş, çok konuş” diyen, konuştuğu her Kürtçe kelime başına para cezası kesen, hatta ve hatta yetmezmiş gibi Kürtçeyi yasaklayan Kanun çıkaranları alkışlayanlar; “Aferin doğru yoldasınız” diyenler siz değil miydiniz? Nasıl unutursunuz ve hangi yüzle Kürtçe sınavına tabi tutmaya yeltenirsiniz Kürt vekilleri…

Kürtler ve vekilleri, bildikleri ya da yeterince bilmedikleri dilleri Kürtçeye dair hesaplarını ne muktedire ne de muktedirin medyası dâhil ruhunda bedeninde iyi niyetin zerresini taşımayanlara vermezler / vermemeliler. Onların bir tek hesap verme makamları vardır. O da onları seçen Kürt halkıdır. Ve Kürt halkının siyasal, kültürel, entelektüel kurumlarıdır. Gerisi soruyu soranlara anlayacakları dille verilecek yanıttır. Kürdün dilini yasakladınız da ne oldu! Başınıza taç mı kondu! Mecliste de o ret ve inkâr ettiğiniz halkın dili, Kürtçeyi, temsilcileri marifetiyle onbeş yıl sonra bir kez daha konuşuyorlar işte. Daha da konuşulacağından başka…

Bilmem şimdi anlatabildim mi; birkaç yıl evvel yazdığım bir yazıda “Bundan böyle yazılarımda kullandığım kimi Kürtçe metinlerin ve ifadelerin Türkçe açıklamalarını yazmayacağım. Merak eden, öğrenmeye gayret eder "kardeş" dediği halkın dilini” dememin gerekçesini…

Bu yazı toplam 5951 defa okunmuştur
..
 // Nuretttin ciçek
slm tüm detepe halkına nasılsınız...
03 Nisan 2009 Cuma 11:53
Rojbin hanım a yazdığım anadil ve empati yazısı ile alakalı yorum...
 // Gökhan
çok duygulandım gerçekten..bir türk olarak hemde türk milliyetçiliğinin çok yoğun olduğu Osmaniye de yaşayan Osmaniyeli bir Türk olarak... böyle yazarların böyle yazıların daha çok olması halkların birbirini anlaması,empati yapması..isteklerin,hasletlerin aslında ne kadar temel ne kadar güzel ve hak olduğunu anlamsaı adına..ön yargılardan sıyrılıp her kürdü şiddetle beslenen pkklı, her türk ü de statukocu zorba faşist olarak gören anlayışlardan kurtulmamız lazım.... bu noktada yapıcı ve içten yazılar çok şey anlatıyor..benim eşim başörtülü ama üniversitede başını açmak zorunda kaldı..temel bir hak inanç özgürlüğü aynı dil bir temel hak ve özgürlük..ama kavgayla döğüşle bunları değiştiremeyiz. değişse de züccaciye dükkanına girmiş fil gibi olur durum..bu ise kime ne kazandırır ya da öyle yapana neler kaybettirir düşünmek lazım..değişim bir süreçtir..barış ise önyargıları yıkmak bu ise halkların birbirini daha iyi tanıması ve bir masa etrafında bir araya gelmeleriyle olur.. Kavga ve şiddetle kimlerin ekmeğine yağ sürdüğümüze dikkat etmemiz lazım diye düşünüyorum.. yoksa ne kadar türk ve kürt kafatasçısı varsa ortada fink atıyor bunların dediği oluyor.. zamanı iyi okumak iyi değerlendirmek lazım.. her zaman doğru söylemek ama her doğruyu her yerde söylememek lazım.. Ben inanıyorum bu devlet birgün halkın devleti olacaktır.Beyaz türklerin deil.. ama ne olur Allah rızası için insanlık için sağduyu elden bırakmayalım.. 3. şahıslar araya girmeden 1000 yıldır beraber yaşayan kardeş kürt ve türk halkları son 80 yılın acılarına inat beraber yaşama iradesi ve sorunları tek tek çözüp en temel hakların ve diğer bütün hakların gururla yaşandığı bir ülke olma idealinde birleşelim...bunun için hep dua ediyorum..Sağlıcakla kalın......
10 Mart 2009 Salı 20:27
kewoka Boti
 // kewok
KİMBİZİ BU SANAT DİLİNDE EDEBİLİR KİM 5 LİRA PARA CEZASI VERMİŞLER NE YAZAR İNSANLAR BEDENİYLE SAHİPLENDİ DİLİNİ ASAMİLE YOK İCİMİZDE EVRENSEL DÜNYALI OLDUK CEŞİT CEŞİT KÜLTÜRLERİ DİLLERİ TANIDIK DİLİMİZİDE SEVDİK YÜCELTTİK.APE MUSA KIMIL ŞİİRİNİ OKUMADIK UNURUYLA DİRENEN AYDIN 20 30 YIL SONRA ONURUN KARŞILIĞINI BU HALKTAN ALDILAR HEMDE SANATSAL AHENGLİ BİR YAŞAM TARZIYLA...
10 Mart 2009 Salı 09:14