İbrahim Genç

BDP Gezi'de /Kürtler evde

13 Haziran 2013 Perşembe 09:42

Türkiye’de on yıllardan bu yana direnişin, mücadelenin, ölümlerin ve yıkımların adresi olan Kürt şehirleri tedirgin bir sessizlik içinde. Adeta kahırdan içine çektiği sigara dumanını havaya bir ah çekişle bırakır gibi… Buna karşılık Türkiye’nin bazı Batı kentlerinde iki haftayı aşkın süredir devam eden eylemci-polis çatışması ve eylemci-Hükümet restleşmesi yaşanıyor. Eylemcilerin genel bir profilini çıkarmak pek olanaklı görünmese de Gezi Parkı eylemlerinin günden güne kimlik değiştirdiğini söyleyebiliriz.

İlk üç gün tamamen çevreci hassasiyetiyle bir kısım duyarlı insanın yaptığı eylemlerin BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder eliyle medyada görünür kılınmasıydı. Daha sonra polislerin şiddeti ve Hükümet’in tahrikiyle bu görünürlük artmaya başladı. İnsanlar “Orada neler oluyor?” diye sormaya başladı. Böylece tuzu kuru denilebilecek beyaz Türkler de sokağa dökülmeye başladı. Böylece eylemin rengi, biraz da CHP’nin eliyle, tamamen ulusalcı bir hale döndü. Bunun üzerine Kürtlerin kafası iyice karışmaya başladı. Ki BDP daha sonra yaptığı açıklamalarla eylemleri desteklemediğini ima eden açıklamalar yaptı. Tabii BDP’nin Gezi Parkı konusunda tutarlı bir duruş sergileyemediğini söylememiz gerekiyor. İçindeki sol damarın etkisiyle parti olarak her ne kadar kendisi de eylemlerde boy gösterse de bunun çok spontane bir katılım olduğu ortadadır. Bugün artık Kürt halkı, kendi siyasetçilerinden daha stratejik düşünüp nasıl tavır alması gerektiğini bilir noktaya geldi. Bu sebeple de Kürtlerin ekseriyeti Gezi Parkı eylemlerine uzaktan bakmayı tercih ediyor. Eyleme katılanlar da İstanbul’da yaşayıp tamamen bir ideoloji amacıyla eyleme katılanlardır. Yani millet olamamış bir kesim…

Peki bir araya gelmesi düşülmeyen bu kesimleri bir araya getiren nedir? Sanırım içki-sigara düzenlemeleri kentli seküler kesimi ayağa kaldırırken; Hükümet’in Kürt sorununun çözümü için PKK ile görüşmesi ulusalcıları-milliyetçileri adeta delirtirken; üçüncü köprünün adının Yavuz Sultan Selim konulmak istenmesi de Alevi halkını hem rencide ediyordu hem de incitiyordu. Böylece bu sebepler; kendi içinde farklı olan birçok kesimi bir araya getirdi. Parola belliydi: “Düşmanımın düşmanı dostumdur!”

Esas meseleye dönersek; bu süreçte Kürtlerin temsilcisi olduğunu dile getirenlerin Gezi Parkı eylemleri konusunda biraz daha düşünmeleri gerekiyor. Çünkü Kürtler artık bir millet olma bilinciyle hareket etmek zorundalar. Daha önceleri baskılar ve yasaklamalar neticesinde Kürt olarak yaşayamamaktan şikayet edenler, bugünün kısmî özgürlük havasında bu sefer “Kürt gibi düşünmek”ten yoksunlar. Bu sebeple de olaylar karşısında milli bir duruş sergilemekten uzak kalıp kendi mukadderatlarını bazı sol ideolojiler için yok edebiliyorlar. Bu anlamda BDP’nin bir öz eleştiri yapması gerekiyor. Bu eylemlerden BDP ne umuyor? Tam barış için önemli bir muhatap haline geldiği dönemde muhatabını devirmek mi istiyor? Türkiye’de sol-sağ-ulusalcı-Kürt-Alevi vb. kesimlerle birlikte çıkaracakları bir karışıklığı kullanarak devletten ayrılmak mı istiyor?

Bugün BDP-Öcalan çizgisine ve Kürt halkının isteklerine baktığımızda bunların hiçbiri yok. Kürtler, he ne kadar AKP’ye güvenmeseler de (Ki haklılar) bu süreci dikkatle takip etmek ve sabretmek zorundalar. Kürtler, ortada kendilerini doğrudan etkileyen bir neden yokken bazı ideolojiler uğruna bu barış sürecine zarar verecek girişimlerde bulunmamalıdırlar. Çünkü Gezi Parkı eylemleri bu haliyle ve  sonuçları itibariyle adeta barış sürecini sabote eden bir yaklaşım gibi görülüyor. Kürtler geçmişi unutmadan hareket etmek zorundalar. Yoksa geçmişte olduğu gibi her zaman kandırılmaya açık bir hale geleceklerdir.

Kürtler artık Kürt olmak zorundalar. Böylece millet olma bilinciyle hareket edip üçüncü taraf olarak kendi geleceklerine bakmalıdırlar. Çünkü Gezi Parkı eylemleri barış sürecini gündemden düşürmekten, akil insanların çalışmalarını gölgelemekten, Diyarbakır-Erbil-Ankara-Brüksel konferanslarının etkisini yok etmekten, Kürtlerin demokratik taleplerini dile getirmesini örselemekten başka neye hizmet ettiğinin hiç düşündünüz mü?

Bütün bunları bir yana bırakırsak; BDP’nin alanlara inmesinin meydanı ulusalcıların elinden alıp durumu Hükümet lehine çevirerek barış sürecini korumaya alıp almadığını zaman içinde göreceğiz. Tamamen oyun içinde oyun barındıran tüm bu süreç ve eylemler konusunda uzun vadede neler göreceğiz. 

Bu yazı toplam 14086 defa okunmuştur
08:41
 // eyb e şer me!
yazar da onu destekleyen de dünyaya daracık, küçücük bi yerden bakıyor. esas bu kafa kürtlere bisey kazandırmaz. biraz terbiyeli olun, efendi olun, okuyun biraz, halkınıza güvenin. ayıptır bu körlük....
16 Haziran 2013 Pazar 08:41
20:53
 // ici bos yazar
Yazar arkadas sana bir tavsiyem biraz daha kendini yetistirip oyle yazman tc turklerin hak arayisini kabul etmeyecek kurdlere demokrasi getirecek oylemi adida surec olacak arkasina medyayi almis tc deki turklerin bir kismini almis avrupadaki medyanin gundeminde cikarlari gereyi genis yer almis bir mesele basariya ulasmaz ise sizler sureci unutun...
15 Haziran 2013 Cumartesi 20:53
15:34
 // Mehemed Bazidi
Sevgili yazarin kaygilari elbette kayde degerdir ama dönemin ruhunu ve dilini kavramaktan cok uzak biraz cözum nedir nasil bir cözum istiyoruz un uzerinde yogunlasmasi gerekli sevgiler....
15 Haziran 2013 Cumartesi 15:34