İHD ‘sığınmaevleri’ raporunu açıkladı

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu kentte bulunan sığınma evlerinde kalan kadınlarla yaptığı görüşmelerin ardından hazırladığı raporu açıkladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, Diyarbakır’da bulunan sığınma evlerinde kalan kadınlarla yaptığı görüşmelerin ardından hazırladığı raporu açıkladı.

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’na başvuru yapılarak buralara bağlı sığınma evlerinde kalan kadınlarla görüşme talebinde bulunulduğu ancak talebin “güvenlik” gerekçesi ile reddedildiği belirtildi.

Sadece Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Sosyal Politikalar Daire Başkanlığı ile Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Merkezi’nde kalan 17 kadınla görüşme yapıldığı bilgisine yer verildi.

Daha önce Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri’nde (ŞÖNİM) kalan kadınların anlatımlarına yer verildi.

Raporda yer alan bazı örnekler şöyle:

“Bulunduğum ildeki ŞÖNİM Konuk evinde beni kocamla barıştırmaya zorladılar. Karakolda sıkıntı yaşadım, bana hakaret ettiler, ŞÖNİM’de yüzümdeki darp izinin sebebine inanmadılar, bana bağırdılar, hakaret ettiler, zorla anneme verdiler. Karakol aracılığıyla ŞÖNİM’e başvurdum. Ailemle barışmak için baskı ettiler, sürekli beni sorguladılar.”

ŞÖNİM’lere bağlı sığınma evlerinde kalan kadınların, buralardan ayrıldıktan sonra siyasi partiler ve tanıdıkları aracılığıyla yerel yönetimlere bağlı sığınma evlerine başvuru yaptıkları belirtildi.

İHD Kadın Komisyonu üyesi Gülistan Yalçın, görüşme yaptıkları kadınlardın 11’inin çalışmak istediğini, 4 kadının can güvenliği riski olduğu için çalışmak istemediğini belirtti, 5 kadının gelecekle ilgili hiçbir fikir ve planının olmadığını, 12 kadının ise gelecekle ilgili plan ve beklentilerinin olduğunu tespit ettiklerini belirtti.

Yalçın, kadınların taleplerini ise şöyle sıraladı:

“Şiddet uygulayanlara verilen cezaların caydırıcı olması, devlet kurumlarına olan güvenin zedelendiği bunda da ŞÖNİM ve karakollarda zorla barıştırma girişimleri ve şiddet görülen yere geri gönderilme eğiliminin etkili olduğu, hukuksal sürecin çok ağır işlediği, kadınların başvuru süreçleri konusunda kamuoyunda yazılı, görsel ve benzeri araçlarla bilgilendirilmesi gerektiği, ayrıca eğitim ve iş olanaklarının sağlanması gerektiği, çocuklar açısından eğitimin sürekliliğinin sağlanması gerektiği.”

Talep ve öneriler

Raporda yer alan talep ve öneriler ise şöyle:

* Kadına yönelik şiddetin engellenmesi amacıyla, İstanbul Sözleşmesinin taraf
devletlere yüklediği önleme, koruma, yürütme ve kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarına yönelik ilgili çalışmalar tüm kadın ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde yapılmalı, kadınlar güçlendirilerek yapısal eşitsizliği sorgulayacak ve dönüştürecek, kadına yönelik ayrımcılığı ortadan kaldıracak çok yönlü politikalar belirlenerek hayata geçirilmelidir.

* Kadın beyanı esas alınmalı, arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık yöntemlerinin kadına yönelik şiddet vakalarında uygulanması yasağı getirilmelidir.

* Kadının ilk başvurduğu karakollardaki kolluk görevlilerinin 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un” 36. Maddesi 2. Fıkrasına göre; özellikle Çocuğun ve Kadının İnsan Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda eğitim almış personellerden oluşması gerekmektedir.

* Kadınların sosyal, kültürel ve bilişsel gelişimleri için; eğitim, destek çalışmaları arttırılmalıdır.

* Kadının, şiddet mağduru olması nedeniyle başvurduğu resmi makamlardaki görevliler, kadın iradesi dışında kadını zorlayarak ailesi ile görüştürme yönünde teşvik edici ya da arabulucu olmamalı, yapanlar hakkında gerekli yasal mekanizmalar işletilmelidir.

* Şiddet mağduru kadının başvuracağı özel birimlerin (psikolog, sosyal çalışmacı, hukukçu) oluşturulmalı, şiddet uygulayan erkek veya aile bireyleriyle aynı ortama getirilmemelidir.

* ŞÖNİM ve resmi kurumlarda çalışan görevliler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları alanında eğitim almış kişilerden oluşturulmalıdır. Kadınlara yönelik ayrımcı tutum sergileyen ve işlem yapan görevliler hakkında gerekli yasal işlemler yapılmalıdır.

* Kadınların kendi hayatları hakkında söz sahibi olabilmeleri için çalışma imkanları sağlanmalı ve istihdam alanları yaratılmalıdır.

* Kadına yönelik şiddet davalarında uygulanan “Rıza”, “Haksız Tahrik”, “İyi hal”, “saygın tutum” indirimi kaldırılmalı, yargı makamlarının pratikteki cezasızlık politikalarına son verilmelidir.”

* Sığınma evlerinin ihtiyaca yetecek şekilde düzenlenmesi, kadınlara kaldıkları süreç boyunca madde destek sağlanmalı.