İrfan Sarı

"Şeytana uyma" ya da uymama

23 Ekim 2012 Salı 16:08

Anadilde eğitim-öğretim ebetteki; ekmek kadar mübarek, su gibi aziz, temel bir haktır. Bu medeni kanunda da, hukukta da, evrensel ölçeklerde de, cahiliye devrinden bu çağa kadar her devirde de hak olarak algılanmış böylede sürmüş. Sürecekte.

Bunu "şeytana uyma" olarak algılamak, "şeytani" olarak düşünenlerce ortaya atılan bir küf söylemden öte olamaz.

Kışla kafasıyla, işkence ruhuyla olgunlaştırılmış inkâr ve asimilasyonun kuyruğuna tutulmanın kimseye faydası yoktur. Faydasız şeylerin peşinde sürüklenmek ise çılgınlık olur. Bu ülkenin başına gelen en kötü ibretlik durumlar ise bu çılgınlığın eseridir.

Ayakkabısının bağını, tembellik nedeniyle, ilk atılan düğümde tutmaya benzer bu inatlaşma. Ayakkabıların bu işlem nedeniyle, sonrasında nasıl deforme olup yıprandığını bilmekte önemlidir.

Gerçi, şeytana uymayı kötü bilmek, evvelce şeytanla böyle bir münasebet yapmış olmaktan geçer. Böyle bir deneyim sahibi olan, ancak bu işin kötülüğünün iddiasında bulunabilir.

"Şeytana uyma” ya da uymama tahlili bir yana, anadil konusunda yılan gibi kıvrılarak deliğe girmek doğru değil. Anadil konusu samimiyet ister. Anadil konusu vicdan ister. En önemlisi anadil konusu empati ister. Yani düz olmak gerekir.

"Kürtçe konusunda eğitim şeytana uymaktır.” Şeklinde sarf edilen bir cümle, sırf laf olsun torba dolsun minvalinde harcanmış bir söz olarak algılanamaz. Bu söylemin arkasında derinliği düşmanlıkla ölçülecek bir tutum vardır.

Nitekim Kürtçe eğitimin serbestîsinden sonra, Türkiye’nin bölünebileceği şeklinde bir nokta gösteriliyor.

Bu paranoya, kışla aklından kalmadır.

Ama görülüyor ki kışla aklı, miras olarak bir başka kışlaya devredilmiş. Bilinçaltı sularında akan bu düşmanca tutumun faydasını geçmişte bu ülke görmedi bundan böylede görmeyecektir.

Kürt çocukları, dünyanın bütün dillerini zorla öğrense de, çaresi yok ki bu dil eğitimde, akademide, endüstride, tıpta, edebiyatta, sanatta, espride, aşkta, kavgada, bilimde, teknolojide varlığını hissettirerek yayılacaktır.

Biz o dili konuşmazsak ta, o dil bizi konuşmaya devam edecektir.

Tarihimizi yazacak, şarkılarımızı söyleyecek, türkülerimizi okuyacak, aşklarımıza anlam verecek, sevdalarımıza kucak açacaktır.

Annelerimizin gözyaşlarıyla “Lorin” olduğu gibi, mutluluğuna da “Aram” olmaya devam edecektir. Yüzyıllarca evlere hapsedilen bu dilin, sokağa ve bu gün gündeme oturduğuna şahit olduğunuz gibi yarin okullarda hak ettiği yerde olacağına da şahitlik edeceksiniz.

Dillerin ayrıştırıcı olmadığını, dünyadaki yurtlarında arayıp araştırmak zor olmaz. Diller iletişimin ana çarkıdır. Bu çark, paslanıp-kırıldığı zaman felaket olur. Ama çark işlediği sürece üretim yani mutluluk çoğalır.

Biraz etraflıca düşünüldüğünde; Kürtçe dili için kullanılan“Şeytana uyma” ifadesinin içinde, kenarında, kıyısında ne kadar ayrımcı durduğu görülecektir. Esas bu söylemin bölücü olduğu ve Kürtleri kızdırdığını kolayca sezinleyebilir insan. Aynı zaman da Türkiye coğrafyasında yaşayan başta Türk halkı olmak üzere diğer bütün halkların kafasını karıştırdığını da görürüz.

Ama kolay siyaset, kolay politika tercihleri üzerinden fazlaca yol alınmayacağını da bilmekte yarar var.

Yarın bambaşka bir ülke idealiyle siyaset yapılacaksa, önce halklara ve halkların temel haklarına dair dürüst olmak gerekir. Yoksa yarına dair farkınız, idealiniz faşizmden öteye geçmez.

Bambaşkalık yasakçılık ve inkarcılık olur.

Bu yazı toplam 5133 defa okunmuştur
inkarcılık
 // geveri mustaazaf
ana dilde eğetim bir haktır ve bu dili veren de ALLAH tır onu inkar etmek veya eğitimini şeytanca olarak nitelendirmekte şeytancadır ve ALLAHın verdiğini birt şeyi inkarda küfür demktir...
29 Ekim 2012 Pazartesi 20:47
dil
 // hakan kosum
Doğu da bir çok etnik birim var, sadece Kürt yok. Bunların hepsine istediği dilde eğitim vermek imkanı varmı. Sadece kürtçe deseniz, bi diğeri bende kendi dilimde isterim diyecek. Ayrıca, tüm ülkede tek bir dil ve bu dilde eğitim verilmesinin diğer sebebide, ortak dil olsun ve insanlar birbiriyle konuşsun, kaynaşsın, birbirini anlasınlar, ortak ülkü ve gayeye gidilsin diyedir. Lütfen istek yaparken, birlik ve beraberliği bozmayan, makul isteklerle geliniz.

Şu da bir gerçektir ki,Haçlı zihniyetli bizanslar, Anadolu da hiç bir zaman müslümanların yaşamasına imkan tanımadı. Bu bölgede hirsitiyanlardan başka hiç bir halk bulunmuyordu. O zaman kürtler kardeşlerimiz nere de yaşıyordu diyeeksiniz. İngiliz tarihçi Browson belgeleriyle gösterdi...
27 Ekim 2012 Cumartesi 13:10
???
 // Bawer
Malasef insanlar doğruya yanlış, yanlışa doğru deme çıkmazına girmişlerdir.İnsanların Ana dillerini öğrenmesi şeytanlık deyil,yasak koyan zihniyet şeytanlıktır.Bence Allaha hayatın her yönuyle itaat eden bir topluluk bu kadar musibetlere uğramaz ,dikat ederseniz şeytan onlarca yıldır bu toplumu terketmedi ve insanların kanı çok kolay çözülecek sebeblerden dolayı akmıyormu ?...
24 Ekim 2012 Çarşamba 11:27