1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Merhaba Baba
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Merhaba Baba

A+A-

Aramızdan ayrıldığından beri sayıyorum da şimdi on iki yaşındasın. Hatırlarsın belki ben de on iki yaşındaydım sana “pekiyi” dolu bir karne getirmiştim sanırım kat kat olan gofretlerden mükafat kazanmıştım. Daha sonraki yılları bilirsin bir ileri iki geri büyüdüğümü. Çok zormuş büyümek. Hele büyüyünce etrafında tutunacağını his ettiğin birilerinin olmaması daha da zor.

Bu gün bana hüznün egemen olduğunu söyleyebilirim. Dolandım durdum derdimi diyebileceğim ferdi billah yoktu. Kim bilir belki de vardı da bana denk gelmedi.

Ha bu arada sen gideli buralar epey değişti haberin olsun. Mesala çarşı merkezine kocaman yapılar yapıldı. Sizin gibi değil şimdikiler evlerini işyerlerini yolun ortasına inşa ediyorlar. Külhan beyiler senin anlayacağın hak-hukuk sadece İslam da kalıyor. Çok iyi bir Müslüman yol kesen, haraç veren, haraç alan, evini yola diken, çöpünü sokağa atan, uzun kravat takan, uzun sakal bırakan velhasıl her şeyi kendine mübah görendir artık. Camii yapar okul yapmaz hala... Çünkü orda okuyanlar komünist olurmuş güya. Camiye gidenlerse cennetin garantisi altındalar. Allah aşkına sen neredesin bana yazar mısın? Eğer cennetse, bu insanların uğrak yeri olacak bir tanış ve konuş isterim... Bazıları hacca gidiyor bunların bazıları da menzil şeyhine bilirsin Ali amcayı da oraya götürmüşlerdi yitirdiği aklını bulsun diye. Akıllıydı gidince garip amcamız. Gelince zincirle zapt edemedik...

Neyse işte diğerleri ise çarşı merkezinde iskemlelerle, taşlarla, sopalarla kavga edip duruyor. Hatta bu da yetmiyor silahlar konuşuyor. Çocuk, kadın, genç, yaşlı dinlemiyorlar... Zaten  kurşun da sormuyor sen kimsin? Yada kimin oğlusun?... Tabi bu yeni bir şey değil biliyorsun zaten... ama sizin zamanların kavgaları bile erkekçeydi.

Hani çocukların top koşturduğu alanlara da blok blok beton yığma binalar yaptılar açık söylemek gerekirse. Ve şimdi Ali Cengiz oyunlarıyla futbol sahasını şehir dışına sürdüler  hem de ovaya... Ha tarım alanı, ha futbol alanı hiç fark etmez. Teknolojinin çılgınlıklar yarattığı zamanlar da bir yamaca yapılamazdı ki bu saha...

Şimdi diyeceksin ki uçurtma uçursun çocuklar. Uçursun da uçurmasına hani şu gökte uçurtmanın duracağı alan yok.... Zırt elektrik direğine asılı tellere pırt telefon direğine güm binanın bir kanadına...Velhasıl kelam. Şeytan olsa çocuklarımız uçuramaz bir tek uçurtma. Zaten gereği de yok her bir çocuğumuzu meleklerin kanadına bindirip uçuruyoruz bir bir... Kimi daha yirmi yaşında, kimi on beş uyuşturucu tacirlerinin kirli emellerinde yok olup gidiyorlar.

Sadece bizler kirlenmedik onu da bilmeni isterim. Bizimle birlikte yumurtasıyla, etiyle bizi besleyen tavuklarımız, hindilerimiz, kazlarımız kuş gribi oldular. Hele yedi ceddimi sütüyle besleyen ineğimiz ve koyunumuz da bize düşman edildi biliyor musun... Neymiş efendim şarbon... E tabi şarbon olurlar, içinde vaktiyle balık yakaladığımız deremize zehir katıyor her gün ellerimizle... Bu hayvanlar da bu zehirden içiyor ve bu zehirli suyla büyüyen ekinden faydalanıyor. Yani kısaca babam, kendi mezarımızı kazdık. Yol yakındır sana geleceğiz toplu halde. Acaba bize yer var mı orada? Ya da oralarda kirlenmemiştir umarım.

Ama baba bu hayvanlar var ya biz insanlardan daha insanlar. Şu sığırcık kuşları ağaçlara pineklerken hep bir ağızdan özgürlük şarkılarını söylerler. Oysa bizler bir birimizin kuyusunu kazma kurnazlıklarını oynarız... Oysa onlar gök yüzüne uçunca bile beraber uçarlar ve büyük bir ritim ile dans ederler. Dans figürleri bile özgürlüğün maviye ne kadar yakıştığını hatırlatır biz insanlara. Hele güvercinler akşam vakti gökyüzünü bir ustalıkla dolanırlar kanat çırpışları insanı alır götürür derinliklere. Her derinliğin bir dibi vardır mutlak o da bur da aşk diye çıkar karşımıza. Bereket aşklarımıza artık haram demiyoruz. En azında bazılarımız.

Gelecek mektubumda sana aşktan söz edeceğim... Aşkın büyüklüğünü ve özgürlük kadar şiddetlice ihtiyacımız olan o büyük duygudan. Bir şahinin gözlerine yükleyip uçuracağım göklere... Ve bir çağlayana bırakacağım toprak gülsün diye...

Buradan oraya sadece bir dost selamı yollayabiliyorum... Bağışla baba.


Bu yazı toplam 8590 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.