İrfan Sarı

Duyar mısınız bilmem

22 Ağustos 2011 Pazartesi 16:02

Geceyi yırtan jetlerin sesi altındaki yerlerin göğsüne bomba yağarken sımsıcak yataklarında magazin programları seyredip uykuya klimaların esiminde devrilen bir dünyaya sahibiz tanrı!

Ünlü türkücülerin, şarkıcıların revaçta olduğu ve ünlü soytarıların kol gezdiği demlerde toprağa akan kanların pıhtıları utandırıyor insanlığın yüzünü.

Toprağın kan içtiği saatlerde bilmem kimin frikiği şehvete boğuyor kimin asisi gole dönüyor.

Magazin saatlerinde inim inim inleyen toprağın koynuna
parçalanmış cesetler saçılıyor.

Ramazan günlerinde ve iftar saatlerinde çöpe gidecek ekmek dilimlerinden “ekmek çarpsın” bedduaları yapan sözüm ona inanalar lime lime olmuş insan etlerini görmez geçirmez.

Ekmek mi mukaddes, insan mı Tanrı?…

Yaratan ellerine bırakalım bu suali.

O saatlerde kalbi nurla dolmuşların bindikleri dolmuş seyahatlerin hangisindedir kim bilir.

Deniz kıyısında…
 
Balkon sefasında…

Püfür püfür esen bir rüzgârın ikindi vaktinde el ele tutuşmuş ve tutku sarhoşu bir meyanda mı?

Bilemem…

Felsefeciler, sosyalistler, komünistler, demokratlar, liberaller dünyanın yırtılan hangi göğüne iğne iplikten kaftan biçip teori dikiyorlardır kim bilir.

Kim bilir yorup yorup asortik cümleleri kılı kırkla yaran puanlı, desenli kumaşları bir ahenge tutturmaya çalışıyordur sosyeteler… Sevişmenin en doruklu nefeslerinde memelerin dimdik arzusunu boşaltıyorlardır tenlerine, çarşaflarına birileri…

Ve dedikodu çalkalanıyordur dudaklarının arasında.

Dolanmış bacaklarından sırılsıklam geceler geçiyor, ay düşüyor bacak aralarına, çiy taneleri evriliyor göğüslerinin çatalına ve tanıyordur bu mayhoş halleri yataklar.

Bunları neşr edecek puntolarına magazinciler.

Ya da genelevlerin dram yüklü odalarının yıkılacağına dair haberleri geçeceklerdir sıra sıra. Avrupalılar ülkenin başkentinde 35 liraya vizite çeken vizeli kadınların arka pencerelerine düşen öyküleri okutacaklardır.

Toprağı döven bombalar ve bedenlerin birbirine geçen aşk geceleri…

Hangisi şikelidir…

Hangisi hilesiz gayri siz düşünün…

Tomar tomar paralar ve kırmızı kramponların vurduğu meşin yuvarlak sınırları aşacak şekilde şiddetlice tekmelenirken yağan bombalarda aut olur.

Kim öle kim kala!

Siyasetin sesinden yükselen pervasızlığı görünmez eder bu sebepler.

Bu sebeplerdendir duymazlık.

Ünlülerin ününe ün kattığı magazin demlerinden ve ramazan davetlerinden tam puanlar alınıp yürünürken bir başka günün etrafına, bir başka dolgun kalça peşinden sürer bu av.

Ateşli öpüşmelerin ateşli silahları görmez ettiği zamanlardayız yine.

Bir ses bedeninden son kez çıkarken, el etek efendisinin buyruğuna kilitlenmiş neşriyatın kara haberleri vurur yaşamın yankısına.

Ölüm bedeninden, mezarından, musallasından bir ayrı garip bir ayrı bedbaht bir ayrı yalnız düşer işte.

Ter kokusunu, sevişme kokusunu, öpüşme kokusunu örten bir parfümü vardır bir deodorantı vardır onların…

Yazmaz-çizmez olsa da onlar senin hallarını…

Bu yazı toplam 9130 defa okunmuştur
çakıl taşı
 // ferdi
kin ve kan kokusu falan taşımıyorum, savaş ta istediğim yok.kürt ve kürdistanın düşürüldüğü içler acısı koşulları kabul etmiyorum.öfkem bu devletin ve toplumun yıllardır bu kadar kirli bir savaşı nasıl devam ettirebildiğinedir.barışı hak ediyorsanız barışırsınız.(anlamsız) savaş ahmakların oyunudur demişsin,doğrudur fakat şunu eklemek tamamlar doğruluğunu;onursuz yaşam da alçakların oyunudur..keşke savaşşız def edilebilseydi bu zulüm ve alçakça statü fakat öyle sadece barış lafları ederek gelmiyor barış,onun için emek verip mücadele etmek gerekiyor,mücadeleyi salt silah patlatmak olarak ta algılamayın.barışı sadece dillendirmeniz sizi ona götürmez sadece; olsa olsa dilencisine dönüştürür.
Not:kalın kafalı lafını neden üzerine aldın hemen??...
26 Ağustos 2011 Cuma 11:29
umut
 // kızılyıldız
ezilen halkları ezenler tarihin karanlık sayfalarında kendilerine yer bulacaklardır bundan kimsenin şüphesi olmasın..burjuva şimdi de askerini halka karşı kullanmaktadır kendi çıkarları uğruna ama halk direnişini hiçbir zaman engelliyemeyecekler bundan 90 küsür sene evvel emperyalist güçlerin anadolu halklarının direnişlerini engelliyemedikleri gibi...
25 Ağustos 2011 Perşembe 18:23
or
 // Oramara cevap
Şehit annelerine dil uzatma şehit annesi daha askere gitmeden oğlunun eline kına yakarki vatana kurban vermeye hazırdır. Birde şu noktada çok yanlış anlama var bu devletin askeri batının tek dişi kalmış canavarlarına karşıda savaşır bu ülkenin bütünlüğüne kastetmişlerede hiç farketmez saldırdığı tehditin ırkı mezhebi dini yoktur askerin amacı milletin mal, can güvenliğini ve vatanın bütünlüğünü sağlamaktır bu amaçtadır asker polis askerin bu amaç doğrultusunda senin zihniyetindekilerle mücadele edildiğinde neden asker soykırım yapıyor oluyor askeri polisi devleti suçlayanlar aynaya bakıp aceba o bölgedeki toprakların savunmasında ingilize fransıza kaptırılmamasında askerin de bir rolü olmadımı aceba?? kerkük, musul neden elden gitti???l...
25 Ağustos 2011 Perşembe 13:14