İrfan Sarı

Açılan açılım

01 Ağustos 2009 Cumartesi

Bugün dünden kalma, bunu biliyoruz.

 

Eğer dün Türkiye"de onca yanlış yapılmamış ve buna karşı özelikle Kürtler ve bir parça aydın direnmeseydi kesin bir dille bu gün açılımdan söz edilemezdi.

 

Gelecek güzel günler için kullanılan “açılım” ifadesini ne kadar sevdik. Bir de bu ifadenin devletin önemli bir figüranı tarafından dillendirilmesi umut havası yarattı.

 

Bana kalırsa Kürt meselesinin çözümü önünde inatlaşan o kaba terim sahipleri hala içten içe hesaplarını elden bırakmadılar. Ancak bu tavır ve tutumlarından vazgeçmeyecekleri anlamı çıkmaz. Çünkü karışıklık ortamında karışıklığı yaratan güçlerde zarar görür.

 

Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız karşısında demirin bile eridiği çok kızgın, çok öfkeli ve çok tehlikeli süreçlerin özeleştirisini yapacaklar elbette ki vardır. Bu süreçte dahi düşünsel anlamda kendini halktan ve onun acıyan yönlerinden uzak tutmayanlarda unutulmamalıdır. Bunlar halkın gönlündeki yerlerini aldılar elbette ki yaptıkları ile onur duymalıdırlar. Asil duruşlarına da devam edeceklerdir şüphesiz.

 

Bakınız sadece “açılım” ifadesi Türkiye"de bir rahatlama, bir umutlanma dalgası yarattı. İçeriği belki önümüzdeki günlere doldurulacak ve peyderpey hayata aktarılacaktır. Ama buna rağmen gözlemlere yansıyan sahicilik sevinmemize vesile oldu.

 

Oldukça önemli bir sürece imza atılırken hala savaş koşulları yok mu? Elbette ki var ve sürüyor. Daha kaç gün önce iki DTP"li vahşice katledildi, bir vatandaş Iğdır"da polis tarafından infaz edildi, operasyonlar dur durak bilmedi, helikopterlerin biri gitti diğeri geldi. Buna rağmen tarafların açıklamaları bir gülümseyiş getirdi insan suretlerine.

 

Ülke, bu güne çok ağır bedeller vererek geldi. İşte açılımın içini dolduracak esas vurgu bu bedellerin bir daha vahşete dönmemesine yönelik olmalıdır. Bunun için demokratik dönüşüm, insanca yaşam, üreten bir toplum temeli atılmalıdır. Bu temelin harcı için eldeki genç nüfus, elverişli coğrafya yetecektir. Demokratik bir ülkenin temeli ve harcı bir birine kaynadıktan sonra mutluluk kaçınılmaz ve dünyaya model olmak imkânsız değildir.

 

Bu yol “ha” deyince gülistanlık olmaz. Zahmetli ve meşakkat isteyen bir yürüyüş olacaktır. Önemli olan bu yürüyüşte tarafların karşılıklı olarak birbirini anlaması ve performanslarını değerlendirmesidir. Eğer temelde yurttaşların mutluluğu söz konusu olacaksa bu konuda iyi niyetli davranmak kesinlikle düşünülmelidir. Biri birini tamamlayan ve yol haritasına giden amaçta üstün bir çaba lazım.

 

Kürtler acının yaşandığı merkezin müdavimleriydi. Tabi ki bu acı yaşanınca ülkenin her tarafı hissetti. Gerilla vurulurken Kürt annenin yüreği alev aldı, aynı şekilde asker vurulunca Türk annelerinin yüreği yangın yeriydi. Yanan yüreklere su serpecek iradenin açığa çıktığı bu ortam akil bir şekilde değerlendirilmelidir.

 

İşte bu temelde var olan iradenin tarafları o annelerin istediği siyasi önderleri kabul görmelidir. Siyasi partilerin tarihsel misyonu bu noktada kendini var edecektir ki tarih onları yargılamasın.

 

Bu noktada başbakanın DTP"yi görmezden gelmesi ve hala geçmişteki inatlaşmaya tutunması yakışık kalmayacaktır.

 

Kürtlerin büyük bir kesimi tarafından işaret edilen İmralı yani Abdullah ÖCALAN"ın yol haritası belirlemesi harfiyen Kürtlerin kabulü olacağından yine halkların menfaatine olacağından siyasi çıkar haline getirilmemelidir.

 

Açılım halklar menfaatine geliştirilecekse kimin ne katkısı varsa çekinilmeden dâhil edilmesi/menfaate çevrilmesi gerekir.

 

Kaç zamandır harıl harıl tartışılan meselenin çözümü birazda fedakârlık ve cesaret işidir. Keza korkunun topluma getirdiği sonuç yine korku olacaktır.

 

Cesurca ve fedakârca davranıp halkların mutluluk halayına tanık olmak istemelidir bu süreçte herkes ve her kesim.

Bu yazı toplam 4528 defa okunmuştur
Sayın POLEYE
 // kırçiçeği
:) mütevaziliğinize ben teşekkür ederim.Yaşam boyu bir talebe değilmiyiz hepimiz.Öğrenmek dipsiz bir kuyudur.Dağarcığınızı ne kadar doldurursanız doldurun öğrenmeye ve gelişmeye kendinizi kapatmadağınız sürece öğrencilik bitmeyecektir. Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...Kırçiçeği......
03 Ağustos 2009 Pazartesi 09:45
Ben hala bir Talebeyim
 // Mehemedé Paloyé
Sayın Kırçiçeği ben sadece bir Feqiyim.Yani talebeyim. Öylesine derin ve öylesine karmaşıktırki diploma almanın mümkünü yoktur.Bu nedenle övgünüz tevecühünüzdür ama ben öyle olduğum inacında değilim henüz.Bir gün olursamda bu benim için en büyük mutluluk olacaktır.Selam ve saygılarımla...
03 Ağustos 2009 Pazartesi 01:06
Sayın Mehemedé Paloyé
 // kırçiçeği
Teşekkürler.Canlı tarih kitabı gibisiniz ellerinize sağlık...Geçmiş ders alınması gerekendir.Yorumlarda bazı heyecanlı duygularla yazan arkadaşlar umarım sizin bu tarihe dayanan açıklamanızı okurlar da boş yorum yazmamanın yazılan her yorumun tarihi bilgilerle anlatılmasını idrak ederler. Evet geçmiş ders almamız aynı hatalara düşmememiz için bilinmelidir.Gerçekler tarihte saklanmamalı ve saptırılmamalıdır. Herkesiin inişli çıkışlı bir sürü açıklamalrı vardır.Dün kürtleri inkar ve hain ilan edenler bugün köşelerinden sanki barış için elçilik yapmaya soyunmuş gibi yazılar yazmaktadırlar. halklar bunu çok iyi biliyor. Bütün inkar etmeler ise iktidar olma hırsı yüzünden...Kimse iktidar olmayı kürtlere kaptırmak istemiyor.Dünün felaket deccalları köşelerinden yazarken kürtleri hedef gösterip halkların arasına nifak sokuyordu. Solu hep çözüm gören aleviler ve kürtler ise en çok zararı sol partilerden gördü.Bugün hala kürt realitesi karşısında hazımsızlık çeken Bahçeli ile Baykal değil midir?? UMUTLARIMIZ HİÇ TÜKENMEYECEK...BARIŞ KÖPRÜSÜ İSTEMEYENLERE RAĞMEN KURULACAK..ANNELERİN GÖZYAŞI DİNMELİ GÖZYAŞININ MİLLİYETİ DİNİ RENGİ IRKI YOK Kİ...HALKLAR FEDAKARLIK YAPTI VE YAPMAYA DA HAZIR..Sevgiyle ve sağlıcakla kalın......
02 Ağustos 2009 Pazar 21:03