Yüksekdağ: Ezaz'ın Türkiye ile ne alakası var

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Ezaz düşecek diye paçaları tutuşmuş. Şimdi Ezaz'ın Türkiye ile ne alakası var? Bırakın Suriye halkları kendi iç işleyişiyle bunları belirlesin" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de son dönemde yaşanan şiddet gündeminden bağımsız değerlendirmelerde bulunamayacağını ifade eden Yüksekdağ, "Dört bir yanda şiddet ve baskı ortamının ortaya çıkardığı sonuçlar bütün toplumu bir esaret rejimiyle karşı karşıya bırakmış durumda. Bu vahşeti görmezden gelen herkes tarih nezdinde cezalandırılacak. Bugün Cizre'de 3 vahşet bodrumunda, Türkiye halklarının ve insanlığın değerleri büyük bir vahşetle katledildi. Bugün Cizre'de yapılan operasyonları 'başarı' ile sonuçlandırdığını iddia eden siyasi iktidar bu vahşetle övünüyor" dedi. 

'Cizre'de 258 kişi katledildi'

Yüksekdağ, Cizre'deki kuşatma boyunca 258 kişinin hayatını kaybettiği bilgisini paylaşarak, şunları aktardı: "Sadece savaş döneminde rastlanılan yöntemlerle katledildiler. Haftalar boyunca cenazeleri morglara taşınan 145 insanımız için çağrı yaptık, haykırdık. Onların yaşamını kurtarmak için siyaseti ve bütün Türkiye halklarını seferber olmaya çağırdık. Ortaya konulan tepki aynı şiddet yöntemiyle bastırıldı. Bugün 'Cizre'de operasyon bitti' diyorlar ama saldırıların devam ettiğini çok iyi biliyoruz. Cizre halkına o sokaklar ve yaşam alanları dar ediliyor."

Cizre Belediyesi'ne yönelik bugün yapılan baskına da değinen Yüksekdağ, baskınla belediyenin halka dönük yardımlarının önüne geçilmek istendiğini kaydetti. 

'Başarı dedikleri viraneye çevrilen bir kent'

Cizre'deki sokağa çıkma yasağı ve operasyonlar sonrası ortaya çıkan fotoğrafları gösteren Yüksekdağ, "Burada uzanan bir şefkat eli yok. Bir halka doğrultulmuş onlarca tankın namlusu var. Başarılı dedikleri operasyonların sonuçlar yıkılmış, viraneye dönüş bir kent" diyerek, Cizre'deki iradenin teslim alınamadığını ifade etti.

i-1-20160216144532.jpg

'Acıyı ranta dönüştüren kirli bir siyasi anlayış var'

"Bilin ki efendiler daha hiçbir şey bitmedi" diyen Yüksekdağ, şiddet ve imha operasyonların bitirilmediği ve ortada övünülecek hiçbir başarının olmadığını söyledi. "Ortada işlenen bir savaş suçu var" diyerek sözlerini sürdüren Yüksekdağ, şöyle devam etti: "Halkın onurlu direnişi de bitmedi. Nefes aldığımız her yerde, yaşamın olduğu her yer de bizler de varız. Büyük insanlığın değerleri yaşam için bize direnmeyi ve dik durmayı öğretti. Bunun için binlerce asker ve tankla başlattığınız kanlı operasyonlar sonuca ulaşamıyor. Direnişi bitiremiyor. Bugün Cizre'de yaşam alanları yıkılan, evlatları katledilen bir halk yine direnmeye devam ediyor. Bu süre içerisinde yıkılmış evleri yapacaklarını söylüyorlar ve bunların her birini bir şov malzemesine dönüştürüyorlar. Aylar boyunca bu kentleri niçin yıktınız? Bugün yıkılan o evlerin üzerinden devletin şefkat elini filme çekmek için mi yıkıldı? Enkazlara çevirdikleri kentlerin, evlatları katledilen bir halkın acısını göz yaşını ve mağduriyetini istismar etmeye çalışan siyasi bir ranta dönüştürmeye çalışan kirli bir anlayış var karşımızda."

'Günah ve suçlarını hiçbir örtüyle gizleyemiyorlar'

Yüksekdağ, "Bizler nice yıkıntının ve enkazın içerisinde öz gücümüz ve dayanışmamızla ayağa kalkmayı bildik. Bugün de onların yıkıntılarını bizler yeniden kurabilecek güve ve öz güvene sahibiz" dedi. Cizre'de bir kadının cenazesinin çıplak bir şekilde işkence edilerek teşhir edilmesine de değinen Yüksekdağ, "Çıplak olan onların işlediği suçlarıdır. O kadar günaha battılar ki bu günahı ve suçları hiçbir örtüyle gizleyemiyorlar. Bizler bu ahlaksızlık karşısında insani değerlerden kopmamanın bir direniş geleneği olduğunu çok iyi biliyoruz. Onlar zulme soyunduğunda biz direnişi giyineceğiz. Bizim gücümüz de budur" şeklinde konuştu. 

Yüksekdağ, Sağlık ve İçişleri bakanlıkları hakkında Meclis'e gensoru verdiklerini hatırlatarak, HDP'nin Meclis'e sunduğu soru ve araştırma önergelerinin keyfi bir şekilde iade edildiğini kaydetti. Yüksekdağ, bu suç ve katliamların hesabını gündemlerinden çıkarmayacaklarının altını çizdi.

'DAİŞ sıkışınca Türkiye devreye girdi'

Suriye ve Rojava'daki gelişmelere de değinen Yüksekdağ, şunları aktardı: "Siyasi iktidarın Türkiye halklarını böyle bir çıkmaza sürüklemeye hakkı yok. Suriye'ye dönük bir kara hareketi planlanıyor. Suriye topraklarında IŞİD ve türevi faşist çetelerin mevzileri temizleniyor. QSD'nin başlattığı kurtarma operasyonu başarı ile ilerliyor. Türkiye tam DAİŞ tutunacak yer bulamaya zorlandığı esnada devreye girip operasyon başlatıyor. O çeteler Suriye'de mevzi kaybetmeye başladığı anda Suriye'ye dönük askeri bir hareket için düğmeye basıldı." 

i-2-883.jpg

'Teröre uygulanmayan angajman Kürtlere uygulanıyor'

Yüksekdağ, Türkiye'nin terör örgütü listesinde yer alan bir örgütü savunmasının suç teşkil ettiğini kaydederek, Türkiye'nin bu suçu bilerek ve isteyerek işlediğini ancak kendilerinin bunun ortağı olmayacaklarını söyledi. 

"Bunu teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu tartışmaların bu kadar alevlenmesinin bir nedeni daha var; Suriye'de Kürt iradesinin etkin bir güç haline gelmesi ve siyasi iktidarın Kürt düşmanlığı" diyen Yüksekdağ, "Suriye'de faşist çetelerle komşu olmayı meşru görüyor ama Kürtlerle komşu olmayı istemiyor. Bu fikrini bu anlayışını siyasetini başlattığı askeri hareketle bir pratiğe dönüştürüyor. Şimdi kimsenin sormadığı şu soruyu soruyoruz? 'kime karşı ve niçin angajman kuralı uyguluyorsunuz' PYD'den bugüne kadar hiçbir şiddet girişimi gelişti mi? Buna kimse 'evet' diyemiyor. Angajman kurallarını Nusra, DAİŞ'e karşı bu zamana kadar uygulamadınız mı? İki gün önce Hatay sınırında askerin kafasını PYD mi kesti? El-Nusra mı kesti? Buna cevap verin siz bugün. Angajmanı teröre değil Kürt halkına karşı uyguluyorlar. Şu an Türkiye bütün dünyanın gözünde teröre destek veren konuma gelmiştir. Bu süre içerisinde ortaklaştıkları devletlere bakın Suudi Arabistan ve Katar. Kendi ülkelerinde diktatörlüğü yaşatanlar. Dünyada ortaklaşabilecekleri bir elin parmak sayısını geçmeyecek bir kaç devletle bölgede çok büyük bir savaşın ve kaosun kapısını açıyorlar. Bu süre içerisinde bunu da Türkiye halklarına sormuyorlar" dedi. 

'Erdoğan başkomutanlıktan başkanlığa terfi etmenin peşinde'

Yüksekdağ, bu savaşın tek nedeninin Saray'ın kurtuluşu olduğunu kaydederek, "Büyük bir savaş başlatıp, baş komutan olmak istiyor. Büyük bir savaş hali ortaya çıkarılsa, seferberlik hali ve sıkı yönetim ile baş komutan olup başkanlığa terfi etmesi daha kolay olacaktır. Başkomutan olma yoluyla başkan olma hevesi peşinde koşuyor" diye konuştu. 

'Ezaz'ın Türkiye ile ne alakası var'

Kobanê direnişi döneminde "Kobanê'nin Türkiye ile ne alakası var" diyen hükümet yetkililerinin bu sözlerini hatırlatan Yüksekdağ, "Ezaz düşecek diye paçaları tutuşmuş. Şimdi Ezaz'ın Türkiye ile ne alakası var? Bırakın Suriye halkları kendi iç işleyişiyle bunları belirlesin" şeklinde konuştu. 

'Öcalan Türkiye ve Türkiye halklarının geleceğini savunduğu için tecrit altında'

Yüksekdağ, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin yıldönümüne de değinerek, şunları aktardı: "Son 9 aydır hiç kimse ile görüştürülmeyip ağır bir tecrit uygulanıyor. Bugün tecrit uygulayanlar, barışçıl siyasi bir yaşamın gelişmesini istemiyor. Onlar bir kere savaş ile gelişmeye karar vermişler. Buna inanmışlar. Sayın Öcalan 'Bölgede çok büyük bir savaş patlayacak. Diktatörlük ile dizayn edilecek. Böyle bir dönemde savaşın karşısında bir barış ekseninin oluşması gerekir. Halklar ittifakı çizgisi geliştirilmesi gerekir' dedi. Yani doğru söyledi. Doğruyu söylediği için Türkiye ve Türkiye halklarının geleceğini savunduğu için büyük tecrit altında." 

Yüksekdağ, DİSK Genel Kurulu'nda atılan "katil" sloganları sonrasında açılan soruşturma ve tartışmalara da hatırlatarak, Bakan Soylu'nun bakan olmadan önce Cumhurbaşkanı'na demediğini bırakmadığını belirterek, "Demek ki bakan olmak soylu olmak anlamına gelmiyor. Soyluluk bir insan özelliğidir " dedi.