Kılıçdaroğlu: Hangi başkanlık diye sorarız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye’de her şey tartışılabilmeli; Davutoğlu geldiğinde "Hangi başkanlık tipi?" diye soracağım" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Kasım seçimlerinin ‘istikrar’ için yapıldığını ancak AKP’nin yüzde 49.5 oy oranıyla hükümet kurmasına rağmen ülkeye istikrar gelmediğini, vatandaşın rahata kavuşamadığını savundu.

Hürriyet Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek'in haberine göre, Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

"Hangi başkanlık diye sorarız"

Darbe hukuku kalkmalı: Birinci sınıf demokrasi konusu. Bunun içinde anayasa, Siyasi Partiler Yasası, yüzde 10 seçim barajı da var basın özgürlüğü de. 21. Yüzyıl Türkiye’sinde kitap toplama kararları, gazetecilerin hapse atılması doğru değil. Türkiye’nin, darbenin çizdiği kalıbın dışına çıkması lazım. Seçim barajının kalkması için elimizden gelen katkıyı sağlarız. Çorbada tuzumuz olursa mutlu oluruz. Anayasanın ilk 4 maddesi bizim için kırmızı çizgidir. Başkanlık sistemi için de Türkiye gereksiz bir kavganın içine itilmemeli, Zaman kaybetmemeli. 12 Eylül darbe yasalarını kaldırırsınız, parlamenter sistem kendi içinde çalışır. Yargı bağımsızlığı konusunda uzlaşma sağlanırsa çok önemli.

Davutoğlu geldiğinde Anayasa Uzlaşma Komisyonumuz yeniden hayat kazanabilir. ‘Başkanlık sistemi’ derse kendisine şunu soracağım; ‘Nedir başkanlık sisteminden kastettiğiniz? ABD tipi mi Türkiye tipi mi? 200 yıllık bir parlamenter sistem tecrübemiz varken hiç bilmediğimiz bir alana niçin bodoslama dalıyoruz?’ Türkiye’de her şey tartışılabilmeli, tartışılmalı da. Öyle bir mükemmel sistem getirirler ki belki biz de destekleriz. Biz parlamenter sisteme dayalı, saat gibi çalışan, güçlerin dengelendiği bir parlamenter sistem istiyoruz. Demokrasi kültürü yoksa bir toplumda hangi sistemi getirirsiniz getirin, bütün mesele bu demokratik sistemi içselleştirmektir. Sayın Davutoğlu ‘illa getireceğiz’ derse, ‘bu düşünceni açma’ diyemem, bu saygısızlık olur. Sayın Davutoğlu bir akademisyen, bunları iyi anlatır. Bir kişinin müthiş bir arzusu var ama Sayın Davutoğlu’nun gündeminde olacağını zannetmiyorum. Bu kadar ağır sorunlar var ve yeni bir sorunla Türkiye’nin gündemini meşgul etmenin bir anlamı yok.

"AB dayatmadan biz yapalım"

Her şey meydanda. Komşu, dost ülke kalmadı. Öyle bir açmazla karşı karşıya kaldık ki ‘kimse Türkiye’nin gücünü test etmesin’den Süleyman Şah türbesini kaçırmaya kadar geldik. Mezhep, kin, intikam eksenli bir dış politika olamaz, olmamalıdır da. Dış politika tamamen değişmeli. Tek olumlu gelişme AB ile yakınlaşma ve yeni bir fasıl açılması. Ben 2016 için Sayın Davutoğlu’na çok açık bir çağrı yapıyorum. Gel AB’nin yeni bir fasıl açmasını beklemeyelim. AB’nin bütün standartlarını Türkiye’ye getirelim. Onlar dayatmadan biz yapalım. Neyimiz eksik bizim, demokrasi istemiyor muyuz? istiyoruz, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, güçlü bir sivil toplum istiyoruz. Özgürce tartışmayan üniversiteler istiyor muyuz? İstiyoruz. O zaman yapalım.

"İlişkimiz yok ki mesafe koyalım"

“Biz Fethullah Gülen hareketi ile hiçbir zaman bir araya gelmedik ki aramızda bir mesafe olsun. Yasadışı bir işlem, hukuksuzluk varsa gereğini yapın. Hiç itirazımız yok. Ama bir mücadele yapacaksanız, hukuk içinde yapın. Sayın Erdoğan dedi ki ‘Ne istediler de vermedik’. Bunun cevabı gelmedi. Sayın Erdoğan, ne istediler de verdin? Önce bunun cevabı gelmeli. Benim cemaatle ne bir ilgim var, ne bir yanyana gelmişliğim var. Fethullah Gülen’le ne bir konuşmuşluğum var, ne bir aracı göndermişliğim var. Eleştiri bize değil, Türkiye’yi bu noktaya getiren siyasi otoriteye olması lazım.

"Hiç dinlemesin demiyorum"

Başbakan olarak görev yapmasını istiyorum. ‘Cumhurbaşkanını hiç dinlemesin’ demiyorum. Görüşecektir ama oradan gelecek telkinlerle bir politika belirlemesi doğru değil. Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın fazla müdahalelerinden rahatsız olduğunu da tahmin ediyorum”