İHD Hakkari Şubesi Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet istedi
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 249’uncu haftada Yüksekova’da bir araya gelerek 1994 yılında Çukurca’da yaşamını yitiren Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın faillerinin bulunmasını ve yargılanmasını istedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle yürüttükleri eylemin 249’uncu haftasında Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Saat 12.00’de yapılan açıklamaya ÖHD, TÜHAYDER, DEM Parti ilçe örgütü, DBP ve ZIMANGEH-Der üyeleri ile kayıp yakınları katıldı. Açıklamayı İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu.

Akbaş, 249 haftadır gözaltında kaybetme suçuna karşı hakikat ve adalet talebini sürdürdüklerini belirterek, “249 haftadır üstü örtülen, yok sayılan ve sorumluluğu üstlenilmeyen gözaltında kaybetme suçuna karşı hakikatte ve adalette ısrar ediyoruz. Gözaltında kaybedilenleri kimliksiz ve mezarsız bırakarak, devletin bu suçtaki ağır sorumluluğunu inkâr ederek toplumu bellek kaybına uğratmak isteyenlere karşı bir unutturmama ve hatırlatma eylemi sürdürüyoruz” dedi.

Toplumu etkileyen baskıcı unutma siyasetine karşı demokratik hatırlama ve hesaplaşmayı savunduklarını ifade eden Akbaş, bu haftaki açıklamada ailelerinin adalet talebi yıllardır karşılıksız bırakılan Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ı andıklarını söyledi. Akbaş, 46 yaşındaki iki çocuk babası Enter Özdemir ile Bapir Çıtak’ın Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Tiyar (Kazan) köyünde yaşadığını belirterek, 5 Mayıs 1994’te yaşananları şu sözlerle anlattı:
“5 Mayıs 1994 tarihinde akşamüzeri köyü kuşatan asker ve korucular evlerde arama yaptı. Köy saatlerce ateş altında tutuldu. Evlere açılan ateş sonucunda Akar ailesinin 10 yaşındaki çocukları öldürüldü. Gece geç saatlerde askerler Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın evlerine geldi. ‘Bize yol gösterin’ diyerek onları yanlarında götürdü. Özdemir ve Çıtak eve dönmeyince aileleri askeri birliğe giderek yakınları hakkında bilgi almak istedi. Ancak askeri yetkililer, onların kendileri tarafından alınmadığını söyledi. Üç gün sonra aileler ve köylüler, kayıpları aramak için boşaltılan köylerine geldi. Yapılan aramada Çıtak ve Özdemir’in cansız bedenleri, elleri ve ayakları bağlı halde bir dere kenarında bulundu. Bedenlerindeki izler, panzerin arkasına bağlanarak sürüklendiklerini ve ardından ateş açılarak öldürüldüklerini gösteriyordu.”

Akbaş, devamında, “Köy muhtarı İ.K., Çukurca Jandarma Merkezi’ni arayarak savcının olay yerine gelmesini istedi. Muhtara, ‘Güvenlik nedeniyle biz gelemeyiz. Siz cenazeleri Çukurca’ya getirin’ denildi. Bunun üzerine aileler bir araç kiralayarak cenazeleri köylüler ve muhtarla birlikte Çukurca’ya götürmek üzere yola çıktı. Kısa süre sonra aracın önü, bölgede konuşlanan Bolu Tugayı’na bağlı komandolar tarafından kesildi. Aileler, ‘Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı ve Çukurca Savcılığı cenazelerimizin ilçeye getirilmesini istediler’ demelerine rağmen askerler tarafından, ‘Gidin köyde gömün, yoksa hepinizi öldürürüz’ diye tehdit edildi. Bunun üzerine Enter Özdemir ve Bapir Çıtak, boşaltılan köyde defnedildi” dedi.
Ailelerin hukuki başvurularının sonuçsuz kaldığını belirten Akbaş, Özdemir ve Çıtak’ın gözaltına alındığının kabul edilmediğini, olaydan sorumlu olanların ise bugüne kadar yargılanmadığını ifade etti.

Akbaş, “Ailelerin hukuki girişimleri, yeterli resmî belge ve bilgi olmadığı iddiasıyla reddedildi. Gözaltında kaybetme uluslararası düzeyde bir suç olmasına ve yürürlükteki uluslararası hukukun yaptırımlarına tabi olmasına rağmen devlet, diğer kayıp dosyalarında olduğu gibi Enter Özdemir ve Bapir Çıtak dosyalarında da zorla kaybetme suçunu uygun araçlarla cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmedi” ifadelerini aktardı.
Yetkililere çağrıda bulunan Akbaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Buradan tüm yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için bir an önce etkili bir soruşturma yürütülmeli, failler ortaya çıkarılmalı ve gerekli cezalar verilmelidir. Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
