Demirtaş: “Bir yerde hırsızlık var diye kayyum atanacaksa Saray’a atanmalı”

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, belediyelere kayyum atanmasına tepki göstererek, “Bir yere hırsızlık, yolsuzluk var diye, teröre yardım var diye kayyum atanacaksa Saray’a atanmalı” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Demirtaş, Özgür Gündem’le dayanışmak amacıyla eş genel yayın yönetmenliği yapan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet raportörü Erol Önderoğlu ve gazeteci yazar Ahmet Nesin’in tutuklanmasına tepki gösterdi, “Seri katille selfi çektirenler gazetecilere kelepçe taktılar” dedi.

Demirtaş’ın konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

“Türkiye’deki 3 milyona yakın mülteci iltica edemiyor”

“1951 yılında BM, mültecilerin hukuki haklarına dair bir sözleşme imzaladı. Türkiye bu sözleşmeye çekince koyarak onay verdi. Türkiye’nin güney veya doğusundan gelecek olanlar mülteci hukukundan yararlanamıyor. Sadece Avrupa’dan gelenler mülteci hukukundan yararlanabiliyor. Bu durum, vahim bir hukuki karmaşa yaratıyor.

“Türkiye’deki 3 milyona yakın mülteci iltica edemiyor. Zannedersiniz biz Batı Avrupa ülkesiyiz. Dünyada 24 milyon mülteci anavatanını terk etmiş, ülkelerinden uzakta acı çekiyor. Bunların 3 milyonu Türkiye’de. Dünyada en fazla mülteci Türkiye’de. Bunların 10’da birinden azı AFAD, yani devlete bağlı mülteci kamplarında. Geri kalanı toplumla içi içe yaşamaya gayret ediyor. Mültecilerin sorunlarını saymaya kalksak, süremiz yetmez. Taciz, tecavüz, işsizlik…Saymakla bitmez. AFAD kamplarında da öyle dışarıda da. Peki Saray’daki zat 3 milyon kişiyi neden Türkiye’ye aldı?

“Kendisi para sever biri”

“Kendisinin insan sever biri olmadığını biliyoruz, para sever. Peki neden?

“Birincisi, Suriye’nin bazı bölgelerini insansızlaştırarak El Nusra gibi örgütlerin, o bölgeleri savaş alanı olarak kullanmalarını sağlamak. İkincisi, Suriye’ye müdahale etmekte Türkiye’yi hak sahibi olarak kılmak. Üçüncüsü, Avrupa’ya şantaj yapmak için bu insanları araç olarak kullanmak. Dördüncüsü, mültecilerden Türkiye içinde nüfus mühendisliğinden yararlanmak istiyor.

“Maraş Terolar’da olduğu gibi. Dikili gibi AKP’ye oy vermemiş yerlerde iç göçü tetikleyip, ileride vatandaşlık aldığında kendisine oy verecek insanları yerleştirmeyi hedefliyor. Bir başka hesap, mültecilerden, ucuz iç gücü olarak yararlanmak. Ekonomi bu durumdayken mülteciler ‘can suyu’ gibi geldi Türkiye’ye.

“Bu adamın mülteci politikası bu. Yoksa, “Yaradılanı yaradandan ötürü sevdiği” için yalanını artık kimse yemiyor. Herkes biliyor ki, bu insanları politika dizaynı için kullanacak. 10 milyar harcadık diyor, külliyen yalan. Bütçe geliyor Meclis’e, 2 milyar kadar harcanmış.

“AB’den 3 milyar alıyorlar. Devrik başbakan diyor ya Kayseri pazarlığı yaptık. İnsanoğlu yeryüzüne geldiğinde sınırlar, kimlikler, devletler yoktu. Devletler birkaç yüzyılın icadı. Suriye’den buraya insanlar sınırı geçip geldiler diye insan olmaktan mı çıkıyor? Hayır. Her biri, dünyanın eşit sahibidir. İsviçre’nin de, Türkiye’nin de sahibidir. İnsan böyle bir varlıktır.

“Mülteciliğin temel nedeni savaş”

“Biz, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla, 21,3 milyon mültecinin bir an önce anavatanlarına dönebilecekleri barış politikalarının sağlanmasını diliyoruz. Öncelikli olan barıştır. Mülteciliğin temel nedeni savaştır.

Nöbetçi yayın yönetmenlerinin tutuklanması

“Üç aydın gazeteci dün tutuklandı. Biliyorsunuz, gazeteciler Türkiye’de ilk defa tutuklanmıyor. 36 gazeteci, şu anda gazetecilik faaliyetleri nedeniyle cezaevinde. Çok sayıda soruşturma da sürüyor. Tam sayıyı bilmiyoruz, her an değişiyor. Borsa gibi. Dünkü tutuklama başka bir şey. Özgür Gündem’le dayanışma amacıyla, bir günlük sembolik genel yayın yönetmenliği yapmışlar.

“Türkiye’nin en önemli adli tıp profesörü Prof Dr Şebnem Korur Fincancı, ellerine kelepçe vuruldu. Basın özgürlüğü konusunda çalışan Erol Önderoğlu ve yazar Ahmet Nesin… Bunlar belli ki sadece Özgür Gündem ile dayanıştıkları için tutuklanmamışlar.

“Özel bir kin var. Belli ki Saray’daki zatın elinde bir liste var, kimi nerede kıstırırsa tutuklatacak. Saray’daki zat Cizre raporundan rahatsız olmuştu. Anlaşılıyor ki beyefendinin elinde bir kara liste var. Canını sıkmış, kendisinin yasadışı faaliyetlerini belgelemeye çalışan kim varsa, onlardan bir şekilde intikam alabilmek için bu listeyi sürekli güncelliyor.

“Bu bir öç alma, yıldırma, geri kalanları korkutma operasyonudur. Özgür Gündem ile dayanışmayın! Niye? Cizre’deki suçlarınızı gündeme getiriyor diye mi? Dayanışma içinde bulundu diye aydınları, akademisyenleri tutuklayamazsınız. Böyle bir şey olamaz.

Firuzağa’daki saldırı

“Daha bir kaç gün önce Firuzağa’da bir kafeyi bastılar. Küfürler, ölüm tehditleri… Peki yapanlar? Serbestler. Ellerine kelepçe vurulmadı. Siz, ben yapsak cezaevinden çıkamayız. Utanç diyeceğim de, utanç duyan da yine biziz.

“Bu yüzleri köseleye dönüşmüşler utanmıyor ki? İzmir’de seri katil yakaladılar, adamla sarmaş dolaş selfie çektiler, kelepçe takmadılar. IŞİD sorumlusunu gözaltına aldılar, ellerine kelepçe takmadılar.

Yargıdaki görev değişimi

“Geçen hafta HSYK 3 bin 726 hakim savcının görev yerini değiştirdi. Türkiye tarihinin en yüksek sayısı. Neden? Tek tek fişlemişler. Kendilerini talimatlarına uymayı kabul etmeyen ne kadar hakim savcı varsa.. Bu taze bıyıklı Adalet Bakanı işi gücü bırakmış, bununla uğraşmış. Neye göre? AKP hakkındaki yolsuzluk vb. soruşturmalara göre. Neye göre? Dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonraki işlemlere göre. Neye göre? Gazetecilerin tutuklanmasına göre.

“Peki yetti mi? Yetmemiş. Halen uyuyamıyorlar. Şimdi yeni bir kanun tasarısı getirdiler. Hızlı bir şekilde kendilerine yakın avukatların bir kısmını hakim savcı olarak atadılar. Cemaatle öküz ölüp ortaklık bitince, ellerinde hakim savcı kalmadı.

“Yargıtay üye sayısını 387’ye çıkardılar. Neden? Çünkü denetimlerinde değildi sayıyı artırmak kendi adamlarını sokmaya çalıştılar. Hesap ettiler, yok AKP’li çoğunluk oluşmamış. Sonra sayıyı 516’ya çıkardılar.

“Yeni bir düzenlemeyle, suçun işlendiği iddia edilen yerin dışında da bazı hakim ve savcıları yetkili kılacaklar. Örneğin siz İstanbul’da ‘suç’ işlediniz, oradaki hakim işlerine gelmiyorsa sizi Gölbaşı hakimi yargılayacak. DGM’ler de böyleydi, her biri 5-6 ilden sorumluydu.

“AKP’ye muhalefet, devlete ihanetle eş anlama geldi”

“Türkiye devlet hiçbir zaman halkın malı olmadı da, hiçbir zaman da bu kadar tek bir adamın olmadı. Daha önce de hırsızlık, rüşvet vardı da, gizli yapılırdı. Şimdi aleni yapıyorlar ve bunu bir övünç kaynağı olarak söylüyorlar. Bir ilkokul müdür yardımcısı, AKP’li olmazsa atama yapmıyorlar. Hangi odaya, hangi derneğe üye olman gerektiğini söylüyorlar. Çünkü AKP bir ağa dönüştü.

“AKP’ye muhalefet, artık devlete ihanetle eş anlama geldi. Peki bu noktaya gelinirken medyanın hiç suçu yok mu? Var tabi. En büyük suç da havuz medyasının. Peki bunların parası nereden geliyor?

“Cumhurbaşkanlığında toplanmış bir örtülü ödenek var. Cumhurbaşkanlığı resmi bütçesi geçen yıl 397 trilyon, bu yıl 434 trilyon. Bu yetmiyor bunlara. 434 trilyon yetmiyor. Geçen sene örtülü ödenekten harcadığı 1 katrilyon 773 trilyon.

“Bu yıl tahmini örtülü ödenek bütçesi 2 katrilyon. Hesabını soramıyorsunuz. 2 katrilyon. Bunlar iktidara geldiklerinde örtülü ödenek olarak bunun 20’de biri harcanıyordu. Bir de harcamanın yoğunlaştığı döneme baktık, seçim dönemlerinde harcama artmış.

“Ben Cumhurbaşkanı adayıyken otobüs bulmakta zorlanıyordum. O zaman kendisi de devletin parasını, bütün kirli işlerine, trollere, gazetecilere harcadığını itiraf etmişti. Bu paralar senin benim vergilerimiz. Cebinden mi harcıyor? Hayır.”

Belediyelere kayyum atanması

“Belediyelere kayyum meselesi tartışılıyor. Belediyelerimizde soruşturma yürüten müfettişlerde şu kadarcık vicdan olsa çıkıp açıklama yaparlar. Yıllardır, soruşturma yapıyorlar, yıllardır. Mardin Büyükşehir Belediyemizde odaları var. Bir yıldır oradalar. Kesintisiz. Müfettiş denetimi, 3 gün 5 gün sürer. Bir şey bulamadılar. Yok çünkü. Tek bir delil yok. Diyor ya, Van’a gitmiş size 400 trilyon gönderiyoruz, ne yapıyorsunuz. 400 trilyonu, abartarak söylüyor. 400 trilyon, sizin o Saray’ın 2 yıllık elektrik-su parası.

“Hepsi yalan, iftira. Türkiye’nin batısına dönüp ‘Bunlar teröre yardım ediyor’ dedikten sonra her türlü hukuksuzluğu yapabileceklerini sanıyorlar. O belediyeleri seçmiş olan insanlar, ne pahasına olursa olsun, belediyelerinize sahip çıkmalısınız. Mesela belediye değil, iradenizdir. Ne olursa olsun geri adım atmayın. Sanayi Odası Başkanları atanmış bir memurla çalışacak mısınız? Merak ediyorum, soruyorum.

“Bir yere hırsızlık, yolsuzluk var diye, teröre yardım var diye kayyum atanacaksa Saray’a atanmalı. Adana’da yakalanan TIR’ları biz göndermedik. Teröre yardım oydu. İsmine terörle mücadele de, altına ne yazarsan yaz. Türkiye’de insanları kandırmanın yolu oldu. Türkiye’nin başına bela oldular bela. Başka da bir şey değil..

İsrail ile anlaşma

“Mısır meselesini hatırlarsınız. Mursi iktidara geldikten sonra kendi anayasasını yapmaya kalktı. Beyefendi kendi tarzını Mursi’ye dayattı. Sisi, darbe yaparak seçilmiş cumhurbaşkanını düşürdü. ‘Biz senin arkadayız yürü’ diyordu, bakın Mursi hapis cezası aldı, kendisinden tek laf yok. Ne oldu? Hani o gözyaşları? Hani Mursi? Anında sattınız, anında.

“İsrail ile şimdi anlaşma imzalıyorlar? Hani Mavi Marmara’dan sonra İsrail ile görüşmek vatana ihanetti? Dine ihanetti? Görüşün, görüşmeyin demiyoruz. Fakat ahlaklı olun ya. Dün meydanlara İsrail karşıtı söylemle oy topladınız, bugün gizli kapaklı anlaşma yapıyorsunuz. Mavi Marmara’da katledilen 9 kişinin anısına ne oldu, çok kullanıyordunuz?

“Suriye. Esad katil, cani diye diye meydanlarda oy topladılar. Şimdi Esad ile Cezayir’de gizli gizli görüştükleri ortaya çıktı.

Türkiye-Rusya ilişkileri

“Rusya uçağını düşürdüler, neredeyse kutlama yapacaklardır. Bir daha düşürürüz dediler. Şimdi? 5 milyar dolar, bu yılın sadece turizm kaybı. Ben o zaman Moskava’ya gidip diyalogla çözelim dediğimde, bu devrik başbakan bana hain demişti. Şimdi ne oldu? Putin’e ağlamaklı, çiçekli mektup gönderdiler.

“Yapmayın demiyoruz ama biraz ahlaklı olun. Biraz dik durun. Hani Kürtçe’de bi laf var ya ‘Nanê selê”. İkiyüzlü bunlar. Bedeli ağır olacak, görünen o. Ama çocuklarımıza, evlatlarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. Bundan hiçbir şüphem yok.”