Başbakan Yıldırım: Türk varlığı Başika'da kalmaya devam edecek

Başbakan Yıldırım, "Türk varlığı Başika'da kalmaya devam edecek, ileri geri konuşmak Irak'ın haddine değil" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Irak'la Türkiye arasında krize dönen Türk askerinin Başika'daki varlığına ilişkin olarak, "Irak hükümeti ne söylerse söylesin, bölgedeki DEAŞ ile mücadele için bölge yapısının zorla değiştirilmemesi için Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir" dedi. 

9. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'nda konuşan Yıldırım'ın açıklamlarından satır başları şöyle:

"Bu operasyonun yaklaştığı bugünlerde Irak hükümetinden anlaşılmaz bir tepki geldiğini görüyoruz. 63 ülkeden askeri unsur var Yeni Zelanda'dan bile var. Şimdi Türkiye ile 350 km'den fazla hududu olan, 30-35 senedir ülkemizin başını ağrıtan PKK terör örgütünün barındığı Irak'ta bugüne kadar hiçbir tedbir alınmazken ve 63 ülkeden burada terörle mücadele adı altında askeri unsurlar bulunurken bunları bir kenara bırakıp Türkiye'nin buradaki varlığına takılması abesle iştigaldir. Bunun hiçbir şekilde iyi niyetle izahı yoktur. Irak hükümeti ne söylerse söylesin, bölgedeki DEAŞ ile mücadele için bölge yapısının zorla değiştirilmemesi için Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir. 

"İleri geri konuşmak Irak'ın haddine değil!"

Türkiye hakkında böyle ileri geri laflar etmek Irak hükümetinin haddi değildir. Değerli arkadaşlar ülkemiz sınırları içerisinde de bölücü terörle amansız bir mücadelemiz var. Geçtiğimiz temmuz ayından itibaren yeni bir safhaya geçtik. Önce çukur siyasetiyle şehirlerimiz işgal edildi, bölücü terör örgütü büyük tahribatlar yaptı. Çok sayıda insan zarar gördü, şehirler, binalar yıkıldı. Şehit olan güvenlik güçlerimiz oldu ama bütün bunlar geride kaldı. Bu illerde muazzam bir yeniden imar faaliyetine başladık. Yaralar süratle sarılıyor, hayat normale dönüyor. Esnafların gecikmiş borçları tekrar yapılandırıldı, yeniden işletme ihtiyacı olan krediler temin edildi. Bir yıl içerisinde en az 15 bin konut yapılacak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki cazibe merkezlerindeki yatırımları 140 milyar doları bulacak.

2002 yılında bugün cazibe merkezi yapmaya karar verdiğimiz yatırım ve destek hamlesini açıkladığımız 23 ilin ortalama kişi başı milli geliri 750-800 dolardır. 2016 başına geldiğimizde bu illerin ortalaması 5 bin 500 doları buldu. Türkiye ile 3 bin 200 dolardan 9 bin 10 bin dolarlara yaklaşık 3 kat büyümesiyle kıyaslandığında burada 8 9 kat oranında bir büyüme görüyoruz. Buradaki refahtaki farklılığı ortadan kaldıracak büyük bir pozitif ayrımcılık yaptık.

Biliyorsunuz yatırım güven ister, istikrar ister. Bir yandan güvenliği sağlamak için mücadele ettik, bir yandan bölgeyi geleceğe hazırladık. Ama bütün bunları terör örgütü bir ayda tarumar etti. Hani terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu vardı? Kürtlerin sorunu Kürtlerin evlerini başlarına yıkmak mıdır? Hepiniz bilin, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız da bilsin. Kürt sorunu yok, Kürtlerin PKK sorunu var. Bu sorunu bütün bu terör unsurlarının kökenini kazıyarak çözeceğiz. Bunlar ne Kürtleri temsil ediyor, ne Türkleri temsil ediyor. Bunlar bu milletin, bu ülkenin ilerlemesini geciktiriyor. FETO da BTO da aynı merkezden kumanda ediliyor. 15 Temmuz'da bunu gördük. Bunların iplerinin aynı yerde olduğunu gördük, maksat Türkiye'yi oyalamak, hedeflerini geciktirmek. 15 Temmuz'da FETO'cular dersini aldı, şimdi de BTO dersini alıyor. Güvenlik güçlerimiz ensesinde. Şimdi hedef Türkiye'yi artık terörle anılan bir ülke olmaktan çıkarmak. Yeter, terör mutlaka gündemden düşecek. Başarılı bir operasyon yürüyor, hudut boylarında bunların yuvalandığı yerleri yıllardır biliyoruz. Can siperane bir şekilde polisimiz, askerimiz, korucularımız, hepsi müthiş bir mücadele içerisinde.

Şu anda bölgede Allah'a şükür terörle mücadeledeki destek yüzde 90'lara ulaşmış durumda. Bu ne demektir? "Biz artık bunlardan bıktık, temizleyin" diyor millet. Biz de milletin dediğini yapmak mecburiyetindeyiz. Milletin dediğinin tersini yapanların nerede olduğunu görüyoruz. İstikrar olan yerde her şey olur. Her şeyden önce istikrar lazım.

Yasama, yargı, yürütme... Biz işin yürütme tarafındayız. Yasama kendi işini yapacak, biz kendi işimizi yapacağız, Meclis kendi işini yapacak. Vatandaşa hesap veren biziz. Onlar yanlış yapıyorsa hesap bizden soruluyor. Onun için biz bizden sorulacak hesabı önce onlardan soracağız. Eğer FETÖ ile mücadelede esas ve usullerin dışında, keyfi karar verenler varsa bunları da tek tek ele alıp gereğini yapacağız."