Bahçeli: FETÖ'ye uygulanan yıldırıcı yöntemler PKK'ya da uygulansın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan KHK'lar ile birlikte Gülen cemaatine yönelik devam eden operasyonların PKK'ye de uygulanması gerektiği görüşünü savundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli'nin konuşmasından bazı bölümler şöyle:

"Bugünlerde Türk askere işgalci suçlamasını yapan Irak'a bakın. Musul'u bırakıp kaçan Irak'ın Türkiye'ye atarlanması, atıp tutması her şeyi özetlemektedir. Suriye ve diğer İslam ülkelerinin perişanlıklarını söylemeye bile gerek yoktur. Geçmişin ızdırap verici olaylarını günümüze taşıyıp kavga meselesi yapmak kimseye bir şey kazandırmayacaktır. 

"Katiller Hakkari'de bulunan jandarma kontrol noktasına tam beş ton bomba yüklü kamyonetle saldırmışlardır. Benzerlerine Ortadoğu'da cesaret edilen bu eylem türünün ülkemizde yaygınlaşması ülkemizi kara kara düşündürmektedir. Bu bombalar nasıl sokulmaktadır, nasıl saklanmaktadır? Memurlar geceleri vicdanen rahat uyuyabilmektedir. Bu istihbarat neyle meşgul olmaktadır, bu hainler ne zaman hak ettikleri cezalara çarptırılacaktır. İhanetin başı ne zaman koparılacaktır? Beklemeye tahammülümüz kalmamıştır. 20 Temmuz 2015'ten beri 516 tane askerimizi, 52 korucumuzu, 600 sivil vatandaşımızı teröristlerin menfur saldırıları neticesinde kaybettik. Bu süre zarfından 2 bine yakın askerimiz, 1600'e yakın polisimiz, 4 bine yakın sivil vatandaşımız da yaralanandı. Hiçbir vicdan sahibi insan bu kara tablonun izahını yapamayacaktır.

"Dün analar ağlamayacak diyorlardı, oysa bugün bir millet hüngür hüngür ağlamaktadır. Barış türküleri söylüyorlardı, ne çözüm oldu ne de barışın sesi duyuldu. Terör, 70 milyon vatandaşa hayatı zindana çevirdi. 15 Temmuz'dan itibaren FETÖ ile amansız bir şekilde mücadele edilmektedir. Her hücreye yerleşmiş FETÖ'cülerin ayıklanması için olağanüstü şartlarda emek sarf edilmektedir. MHP olarak bu süreci makul ve meşru görüyoruz. FETÖ ile yapılan mücadelenin, yıldırıcı yöntemlerin PKK'ya da uygulanmasını bekliyoruz. Hakkari'de, Şırnak'ta, Diyarbakır'da atılan bombaların Ankara'dan İzmir'den el sallayanlara hak ettiklerini vermek hükümetin namus borcudur. PKK'ya destek verenler, STK'lar, medya organlar ne zaman hak ettiğini bulacaktır. PKK'yı övenlerin yakasından ne zaman tutulacaktır. PKK'lı diye açığa alınan öğretmenlerin devletle bağının kesilmesi FETÖ'ye ceberrut kesilenler sıra PKK'ya geldiğinde niye sus pustur? FETÖ, bölücü hainlerin ikizidir."

"Türkiye'nin ateşle imtihana girdiği günlerde Van'da bir araya gelip PKK'yı lanetleyen Doğu ve Güneydoğu'daki 181 aşiret temsilcisini de içtenlikle kutluyorum. Bölge insanımızın tercümanı olan bu kişileri ayrım yapmaksızın kucaklıyorum. Kürt kökenli kardeşlerim, PKK'nın saldırılarında en çok mazlum olan insanlardır."

"Cumhurbaşkanı millet tarafından seçildiği gerekçesiyle fiili başkanlık dayatmakta, görevinin sınırlarından taşmaktadır. Anayasanın 104. maddesinde görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren anayasanın özüne ve ruhuna aykırı hareketlerde bulunmuş, partili cumhurbaşkanı gibi davranmış, tarafsızlığına gölge düşürecek şekilde yetkisini aşmış, AKP lehine oy istemiş, fiilen hükümet başkanı gibi hareket etmiştir. Cumhurbaşkanı'nın bu davranışları fiili bir durum yaratmıştır. 14 Ağustos 2015'te Rize'de yönetim sisteminin değiştiğini, anayasada kesinleşmesi gerektiğini vurgulaması malumun ilanından başka bir şey olmamıştır. Sayın Binali Yıldırım'ın yönetim yapısındaki rahatsızlığını dile getirmesi henüz çok yenidir. Hatırlarsanız şöyle demişti; "Bugün yapmamız gereken en önemli iş, fiili durumu yasal hale getirmek, bu kafa karışıklığını sona erdirmektir. Bunun yolu da yeni anayasadı.

"Sayın Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine vermiş olduğu sorumlulukları az bulmaktadır"

"Son olarak sayın Cumhurbaşkanının 14 Eylül 2016'da başkanlık sistemiyle devam edilmesi gerektiğini söylemiştir. Anayasada sınırları çizilen siyasi sorumlulukları parti sorumluluklarıyla iç içe geçmiştir. Elbette bu çarpık durumun anayasal meşruiyetinin olmadığı da ortadadır. Şu anda anayasa çiğnenmekte ve suç işlenmektedir. Fiili durum ile hukuki gerçek taban tabana zıttır. Parlamenter sisteminin bekleme odasına alındığını ileri sürmüşlerdir. Ülkemizde hukuksuzluk, kanunsuz bir anayasaya dayalı bir yönetim tecelli etmiştir. Elbette bunu kabul etmek, onaylamak mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine vermiş olduğu sorumlulukları zımmen tanımamakta, az bulmaktadır. Başbakan'ın dünden razı olduğunu bilmeyen yoktur. Anayasanın nasıl değiştirileceği anayasanın hükümlerince belirlenmiştir. 

Başkanlık sistemiyle ilgili MHP'den teklif

"Bu açık tehlikenin bertaraf edilebilmesi için iki yolumuz var.

1) Sayın Cumhurbaşkanı'nın fiili başkanlık durumundan vazgeçmesidir. 

2) Olmazsa fiili durumun hukuki boyut kazandırılmalıdır.

Her gün suç işleyen bir yönetimden bahsedilemez. AKP Başkanlık sistemiyle ilgili inadını sürdürecekse yine iki seçeneğimiz var

1) AKP hazırda tuttuğu bir anayasa hazırlığı varsa mutabık kalınan maddeleri kabul etmek kaydıyla Meclis'e getirmelidir. 

2) Bu anayasa değişiklik teklifi TBMM Meclisi'nde ya 367 sınırını aşarak kanunlaşacaktır ya da 330 eşiğinin üstünde kalarak referanduma götürülecektir. MHP Türk milletinin vereceği her karara saygılıdır. MHP ilke ve sorumluluklarına sonuna kadar bağlıdır."