Yeniden Merhaba

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba…

 

Sizlerle paylaştığım her kelime bana ayrı bir mutluluk, sizden çaldığım her fikir ayrı bir gururdur…

 

Sizlere uzak kalmak benim seçimim değil ama hayat işte:

Bazen hüzünle, bazen haytalık; bazen sevinç, emek, çırpınışlarla çekiştirir yakamızı…

Bazen sağır müzisyenlerin mucize senfonileri, görmeyen ressamların büyülü renklerle bezenen tabloları, bazen de boş duvarla saatlerce konuşmaların ağır yükü kadar karmaşık…

 

Bu hüzün, karmaşa, çırpınış, sevinç ve sonsuzlukta sizlerle buluştuğum her kelime aşkına!

 

Yeniden merhaba…

 

Yüksekova Haber Gazetesi"nin 9. yılını geride bıraktık bu süre zarfında.

 

Benim için bir okuldan farkı olmayan, yereli en genel anlamda yaşayıp yaşattıran bir eğitim aracıdır Yüksekova Haber Gazetesi.

 

Bölge insanının medya okur yazarlığı konusunda epey yol almasını sağlamıştır.

 

Yüksekova Haber, başlı başına bir olgunlaştırma enstitüsüdür. Paylaşıyor, konuşuyor, tartışıyor ve öğreniyoruz. Ben verebildiklerimin değil sizlerden alabildiklerimin mutluluğunu yaşadım hep. Bu anlamda sizlere teşekkürü borç bilirim…

 

Bu kadar uzak kalmamın nedenine gelince;

 

Biz yitik özgürlüklerin diyarından dağılan çocuklarız. Mısırı, buğdayı, ters laleyi, medeniyeti, servi ağaçlarını ve binlerce fidanı yeşerttik ama özgürlüğü yeşertemedik.

 

Özgürleşemeyen bir diyardan uzaklaştıkça uzaklaştık. Şimdi savaşımız dilimizi, kültürümüzü korumak adınadır.

 

Kendimizi ana dilimizde en anlamlı ve en güzel şekilde ifade edebildiğimiz oranda özgür birer birey haline gelebiliriz.

 

Uzun süredir uzak kalmamın sebeplerinden biri de bu yönlü bir çabanın içerisinde bulunmamdır. Huzurunuza kendi ana dilimle kendimi, fikirlerimi yazan özgür bir Kürt bireyi olarak çıkmak isterdim. Bunu yapamadığım her güne lanet edeceğim. Ta ki bu özgürlüğün tadına varana dek.

 

Türkçe yazmak, kendimi bu kardeş halkın diliyle ifade edebilmek beni gururlandırmıştır her zaman ama kendi anadilimde bunu gerçekleştirmenin gururu, mutluluğu ve hazzı bambaşkadır. Bu kendi varlığını ispatlamanın bir yoludur bir nevi.

 

Onun için Türkçe yazmayı içime sindiremedim. Tabi Kürtçe yazabilecek seviyeye gelmek de zaman ister. Ama bunu yapacağıma dair kendime ve sizlere söz veriyorum.

 

Dilimiz varlığımızın yegane göstergesidir…  Dilimizi konuşup kendi dilimizde yazılı eserler bırakamazsak sonumuz malumdur.

 

Ki bu günkü koşullarda bunu gerçekleştirmek hiç de zor değildir. Anadilde eğitim fırsatımız  kısa vadede olmayacak bunu hepimiz iyi biliyoruz. Vakit kaybetmek bize bir şey kazandırmaz.

 

Bu bağlamda belirtmeliyim ki; dilimizi korumak adına bin bir zorluk ve emekle hazırlanan gazetelerimizin okunma sayısının bir hayli düşük olması hepimizin ayıbıdır. Halbuki onları okuyup okutmak, koruyup kollamak olmalı vazifemiz.

 

Bu esnada dilinizi konuşup anlamanın özgürlüğüne de varmış oluruz..

 

Uzak kaldığım bu süre zarfında heybemde birikenlerden kısa kısa bahsedecek olursak; Diyarbekir"de gelenekselleştirilen festivallerin bir hayli olumlu olduğu; bu organizasyonu gerçekleştirenlerin emeklerinin paha biçilmez olduğu, İstanbul Kadıköy"de toplanan yüz binlerce insanın, Kürt sorununun  demokratik bir çözüme kavuşturulması için gür bir ses çıkarmasının ve ardından da Van"daki mitingin ulusal medyada sansürlenmesine rağmen birilerine iyi bir mesaj olduğu kanısındayım.

 

Değerli bir büyüğümüzü daha kaybettik bu sene. Ona dair söylenecek çok şey vardı kanımca ama fırsat olmadı. Bu bağlamda Cemşid Bender"i anmadan geçemeyeceğim ve belirtmek gerekir ki onun Kürt Mitolojisi adı altındaki o dolu dolu kitabıyla benim gibi geç tanışanlar için hala bir hazine bulmakla eşdeğer olabileceğini unutmayın. Huzurla kalın…

 

Not:  Ekonominin bozulan çarkı ve dünyayla beraber Türkiye"yi de vuran gıda krizinin ayrıntılarını, modern zirai üretim ile tarımsal kalkınma modellerini bir sonraki "Bostandan Koperatife" başlıklı yazımda okuyabilirsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar