Sonunculuğun Müjdecisi

2008-2009 Eğitim Öğretim yılının ikinci haftasına başladık. İlk haftada tık yok. Her zamanki manzara her zamanki vurdumduymazlık. Uykudayız yine en çalışkan olmamız gereken dönemde...

 

İlk hafta hep böyle geçer, ondan sonra kar tatili, zorunlu tatil derken birinci yarı yıl gelmeden 10 gün önce karne hazırlığı… Bunları takiben sınavlar... Mesela ÖSS... Ve bu sınavdaki meşhur birinciliğimiz...

 

Anlaşılan sonunculuk bize iyi puan getiriyor, memnunuz bu halimizden ki hala önlem almadık, almıyoruz...

 

Önlemi bırakın değişim, gelişim için en ufak bir çaba bile yok... Çaba olmayınca eğitim manzarası ilimizde hep aynı "seviyesizliğini" koruyor...

 

Şimdi sormak lazım kendimize...

 

Geleceğimiz onların (yetkililerin) umurunda mı?

 

Kim düşünür öğrenciyi kim düşünür memleketi yarını, yarınlarımızı, çocuklarımızı?

 

Herkes düşmüş arsasını satmanın eşe dosta rant sağlamanın derdine...

 

Bahane üretiyoruz sürekli, başarısızlığımıza neden olan bahanelerimize sıkı sıkıya sarılıyoruz...

 

Neler mi bu bahaneler?

 

İlk hafta her zaman olduğu üzere kitap dağıtmayla defter kaplamayla geçiyor.

Öğrencinin bahanesi: "İlk hafta hazırlıkla geçiyor, çoğu öğrenci okula gelmiyor, ben niye gideyim tek başıma…"

 

Öğretmenin ki: “Oğlum/kızım sen git diğer arkadaşların daha gelmemiş.”

 

Ya da “Ben birkaç öğrenci ile ders yapamam”...

 

 Veli desen daha kış uykusunda!

 

Milli Eğitim Müdürü"nünki: “Kardeşim ben gidip öğrenciyi zorla mı okula getireceğim.”

 

Milletvekillerine gelince: “Haberim yoktu, ya da siz bize bırakın hallederiz ” derler...

 

Sonuç mu? Tabiki yine her yıl ders çıkaramadığımız "Türkiye sonunculuğu"...

 

Evet sonunculuk... Eğitim gibi bir konuda en ürkütücü kelime...


Peki İl Milli Eğitim Müdürü ne yaptı artık "ürkmemiz, korkmamamız" için?

 

Hangi ilçedeki okulu yada köydeki okulun durumunu görmek için ziyaret etti?

 

İlk haftada bir çok okulda eğitim adına tabiri caizse siftahın bile olmaması onun sorumluluğunda değil mi?

 

Bazı okullarda adet yerini bulsun diye otomatik olan ders zilinin kendiliğinden çalması, bazı okullarda ise yaz tatilindeymiş gibi sessizliğin hakim olmasından kendisine hiç mi pay çıkarmıyor?

 

Şevki Aydın ne yapıyor, tüm bunlar gözünün önünde gerçekleşirken?

 

Hemen söyleyeyim; koltuğum elden gider diye kılını bile kıpırdatmıyor....

 

Müdür bey sesini çıkartmayınca okul müdürü de "keyif benim keyfim" deyip zaman öldürüyor...

 

Ve fatura, sonunculuğu hiç hak etmeyen gençlerimize kesiliyor. Peki gerçekten sorun gençlerimizin "zekalarından", "isteksizliğinden" mi kaynaklanıyor? Hiç sanmıyorum!

 

Hemen belirtelim şu anda eğitim için bir şeyler yapmaya çalışan varsa da O da vali beydir... Sayın Aydın; yani sizin de işinizi vali bey yapmaya çalışıyor. Bu böyle gitmez çekin eğitim üzerindeki şu kamburunuzu, bir an önce istifa edin evinize gidin.

 

Eğitim üzerindeki tüm bu olumsuzluklar ortadan kalkmadıkça başarı beklememiz hayal olur Sayın Aydın, ve sizin bu politikalarınız devam ettikçe bu olumsuzlukların ortadan kalkması çok zor.

 

Bir bakıma müjdecisi tüm bu sorunlar sonunculuğumuzun...

Sorunlar ortadayken ya uyumaya devam edeceğiz, ya da uyanacağız...  

 

Ancak şimdilik uyumaya devam… Eğitimimiz Allah"a Emanet! Yolun açık olsun Hakkari, Rastgele...

Önceki ve Sonraki Yazılar