Son Kurşun!

Tarih tekerrür ediyor; bundan önceki pek çok dönemde görülen ekonomik durgunluk gene dünyayı etkisi altına alıyor.

 

Eski kitaplardan okumuşsunuzdur; "yedi yıl bolluk yedi yıl da kıtlık olacak."diye. Bu dengeli yürümesi gereken her sistemin bozulma anından itibaren kendini yenilemeye başlaması ile tersine bir sürecin ortaya çıktığı olgusunun tanımına atıftır esasen.

 

Her sistemin kendini yenileyen ve her zaman aynı çizgide devam etmediği olgusu bir kez daha bize gösteriyor ki uzun bir dönemdir büyümesinden bahsedilen dünya ekonomisi için artık bir büzüşme ve kendini yenileme söz konusudur.

 

Bunun en önemli nedeni de Amerikan ekonomisindeki büyümenin durması ve resesyona (durgunluk) girmesidir. Dünya ekonomisinde zirvede yer alan Amerika"nın gelişen diğer ekonomiler ve genel arz-talep dengesinden kaynaklı bir durgunluk yaşaması şu örnekle açıklanabilir:

 

Hakkari"yi dünya olarak düşünün ve domatesin alınıp satıldığı bir Pazar olarak hayal edin. Birileri domatesi üretip domatesi üretmeyen ve tüketici konumunda olan insanlara satıyor. Sistem bu şekilde devam edip gider. Ancak bir süre sonra tüketiciler de tamamen üretmeye başlarsa pazarda domates fazlası ortaya çıkar değil mi? Artık alıcı miktarı domatesin bolluğu karşısında yetersizdir. O zaman ne olur? Sistem çöker yada kendini yeniler.

 

Tüm bunlar genel durumun tablosunu çizebilmek içindi. Gelelim Amerika"nın bu sorun karşısında ne yapacağına ve diğer taraftan da Türkiye"nin bilinçli yada bilinçsiz nasıl da Amerika"nın derdine derman olduğuna.

 

Hepinizin malumudur ki Amerika karşılaştığı her sorununun üstesinden gelmede ustadır. Ağır bir yükü olursa onu fakirin omuzlarına yüklemekte hiç tereddüt etmez. En azından tarih bize böyle öğretti.

 

Acaba bu sorun karşısında ne yapacak? Yada bu sorunu önceden sezen Amerika acaba ne yaptı? Önlem aldı mı, alabildi mi?

 

Bir başka hatırlatma yapayım size; dünyanın en büyük silah şirketleri Amerika"nındır değil mi? Amerika"nın ekonomik yükünü hafifleten ve her yıl (daha doğrusu savaşın olduğu her yıl) milyar dolarlarla ölçülen miktarda kar sağlayan ve savaş ekonomilerinden rant elde eden bu şirketler, her dönem Amerika ekonomisini zirveye taşımışlardır.

 

Amerika"nın Orta Doğu"da her zaman savaş istediğini, ordaki dağlara taşlara atılan her merminin Amerika"nın cebine para olarak girdiğini bilmeyeniniz var mı? Varsa benden öğrensin. İşte bu nedenle Amerika, Türkiye"nin PKK ile demokratik bir zeminde buluşmasını engelliyor. Engelliyor ki savaş devam edebilsin. Engelliyor ki dağlara top tüfek, Amerika"ya  da para yağsın. Peki bunu nasıl başarıyor?

 

Bundan önceki dönemlerde, MHP"nin Amerika tarafından eğitilip Türkiye"ye gönderildiğini ve bu gibi durumlarda ne yaptığını çok iyi biliyoruz. Söz konusu partinin, yıllardır Türkiye"deki malum milliyetçiliği taze tuttuğunu da çok iyi biliyoruz. Şimdiki de aynı sistem ve saat gibi de işliyor; bunu da öğrenin. Yani bu daha önceki dönemlerden farklı bir dönem değildir.

 

MHP, AKP ile türban konusunda anlaştı ki AKP"nin arkasındaki İslamcı kitle kaybolmasın. Ama bu anlaşmayı yaparken kendi isteklerini de kabul ettirmiştir değil mi? Başka türlü yürür mü bu kirli siyaset!

 

Yani  söz konusu parti Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesini kesinlikle engellemiş ve aylar önce Amerika"nın da istediği gibi tezkerenin meclisten geçmesi için psikolojik baskı yapmıştır. Bunları iyi gözlemleyin.

 

Gelelim bu yapının Türkiye ekonomisindeki yıkımlarına:

 

  • Dünya ekonomisinin de bozulması ile tehlikeli bir darboğaza girmiştir Türkiye. Bu sorunun altından çıkması için iktidar, süregelen Türkiye gerçeklerini yerin dibine sokmaktan vazgeçmelidir.
  • İktidarın her gün ballandırarak anlattığı Türkiye"nin ekonomik gidişatının aslında balon gibi şişirilen bir yapıdan başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır.
  • Son günlerde açıklanan işsizlik oranlarının rekor düzeylerde olması ve hisse senetlerine yatırım yapan yüzlerce yabancının, ellerindeki hisseleri satmaları yani içerdeki sermaye kaybı, bize tablonun iç açıcı olmadığını pekala gösteriyor.
  • Bu önemli sorun kapıdayken gündemin türbanla meşgul edilmesi ise ekonominin ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor.
  • Bu ciddi sorunlara önlem alınamazsa ihracat olumsuz etkilenecektir. İç ve dış talep düşerek üretimin belini kıracak ki bu da gene emek sınıfının ezileceği anlamına geliyor.
  • Türkiye"de büyük patronların her ne yaşanırsa yaşansın mutlu mesut hayatlarına devam edebildikleri bir gerçektir. Hatta savaş ekonomisinden rant sağladıkları da hepimizin malumudur. Onlara ait ve onların uşaklığını yapan medya gerçekleri asla göstermeyecektir bize. Bir çok konuda yaptıkları gibi.
  • Olan, hiçbir şeye etki edemeyen, sadece bir tane oyu olan onu da beş on kuruşa satan zavallılara olacak.
  • Bu arada savaşa aktarılan bütçe gene hesaba dahil edilmeyecek; İsrail"den alınan milyar dolarlık insansız keşif uçakları ve daha bir çok buna benzer savaş harcaması, kötü gidişatın sebebi olarak gösterilmeyecek.
  • Bütçe gene açık verecek. Ama hallederiz anlayışındaki büyük liderlerimiz borç bulup yama yapacak. Bu arada Türkiye"nin borç yükü artacak ve birileri bu borcun altında pestil gibi ezilecek. Bilin bakalım kim?  

Tüm bunlara rağmen borç yiğidin kamçısıdır anlayışı aynen sürecek. Ve hiç kimse çıkıp "işzislik azalmıyor, borcumuz katlanarak artıyor, başımızda devlet değil çete var, 70 milyonu keyfi kararlarınıza kurban etmeyin, takkeniz düştü keliniz göründü!" diyemeyecek...

 

Bu arada Türkiye"deki cemaatleşmenin sözde ilim adı altında suni bir gündem yaratarak, derinde Hizbullah örgütü benzeri bir yapıya gittiğini iyi analiz etmenizi diliyorum. Bu bizleri özümüzden uzaklaştırmak için çok iyi bir yapı. Bu konuda, sonraki yazıda buluşmak dileği ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar