Ümit Yazıcıoğlu

Ümit Yazıcıoğlu

Mustafa Barzani

Rahmetli (Molla) Mustafa Barzani, 14 Mart 1903"de Kürdista´nın Barzan eyaletinde dünyaya geldi. Kendileri 3 Mart 1979 günü Washington D.C"de dâr-ı bekâya irtihal ettiler, fakat hatıraları ve kahramanlıkları bizde canlı ve bakidir. O yüce şahsiyetin ölümünü değil, doğumunu hatırlamayı tercih ediyorum. Çünkü biz Kürdler onsuz bir dünyada, onunla birlikte yaşayamamış olsak da, onsuz olmayı hazmedemiyoruz. Belki de ölümü ona yakıştıramıyoruz… Ama kader bu... Allah'ın emri, ilahi bir kanun bu... Her canlının ölümü tattığı gibi en değerli varlıklarımızın da sonsuzluğa göçüne engel olamıyoruz.

Ey Büyük insan, Rahat uyu. Gözün arkada kalmasın... Sen görevini en iyi şekilde bizler için yaptın. Bir Kürd için, halkına, çocuklarına ailesine bırakabileceği daha değerli bir miras olabilir mi? Yattığın yer nur, mekanın cennet olsun. Senin de belirtiğin gibi; savaşı ben de sevmiyorum. Çünkü savaş, bir sorunu halletmenin en kötü yoludur.

***

İkinci  Dünya Savaşı sırasında, İran'ın batısı ve kuzeyi, Sovyetler Birliği-İngiltere ittifakıyla güvenlik kaygıları nedeniyle işgal edildi. Büyük bölümü Sovyetlerin işgali altındaki Doğu Kürdistan'da Sovyetlerin desteğiyle 22 Ocak 1946'da, tarihteki ilk Kürt devleti Mahabat Kürt Cumhuriyeti kuruldu. Merhum Kadı Muhammed yeni devletin Cumhurbaşkanı'ydı. Savaşın bitiminde Sovyetler Birliği'nin İran'la yaptığı petrol anlaşması ve ikircikli tavırları, gibi nedenlerle desteğini çektiği Mahabat Kürt Cumhuriyeti aynı yılın Aralık ayında yıkılmıştı. Dolayısıyla bu yazımda ben hem Rahmetli Mustafa Barzani´yi hatırlamak hem´de onun  16.11.1946 tarihinde akşam son kez merhum Kadı Muhammed"le buluşmasındaki görüşmelerle ilgili olarak Başkan Mesut Barzani'ye anlattığı bir hatırasını sizlerle burada paylaşmak istiyorum.

- “Kadı Muhammed"in yanına gittim. Ne yapmak niyetinde olduğunu öğrenmek istedim. Bana, Mehabad halkının kanının dökülmesini önlemek için kendisini feda edeceğini söyledi. İran ordusuna teslim olacağını belirtti. Bana şöyle dedi: Meyanduab"da bulunan General Humayuni"ye bir heyet gönderdim ve bu niyetimi ona haber verdim.” Bunları söylerken gözlerinden yaş akıyordu. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Sakın kendi cemaatinden başkasına güvenme! Çünkü, bana bağlı kalacaklarına dair yemin edenlerin tümü ihanet ettiler ve İran Ordusuna bağlılıklarını bildirmek için birbirleriyle yarışa girdiler. Sana aşiret reislerinden sakınmanı tavsiye ederim. Çünkü, bir fırsatını bulurlarsa mutlaka size kötülük edeceklerdir. Senden ricam en kısa zamanda Mehabad"ı terk etmen ve İran Ordusuyla doğrudan çatışmaya girmemendir”.

Sonra, benim ne yapmak istediğimi sordu. Dedim ki: Ailelerimizi ve kuvvetlerimizi Şıno ve Mergever bölgelerinde toplayacağız. Bahar gelinceye kadar İran Ordusuyla çatışmaya girmekten kaçınacağız. Sonra Irak hükümetini, en azından ailelerimiz için genel af ilan etmesi hususunda ikna etmeye çalışacağız. Eğer bu gerçekleçmezse ailelerimizle birlikte Sovyetler birliğine doğru yola çıkacağız. Sonra,  Mehabad"ı terk etmesi ve bizimle birlikte gelmesi için ısrar ettim. Kendisini korumak için kendimi ve beraberimdeki herkesi feda etmekten kaçınmayacağıma dair şeref sözü verdim. Kendisinin Kürt milletinin sembolü olduğunu, bu yüzden bizimle beraber gerektiğini söyledim. İlk Kürt Cumhuriyeti´nin Reisinin düşman eline esir düşmesi bize ağır gelir.

Kadı Muhammed, yerinden kalktı, gözlerinden yaş akarak beni öptü ve şöyle dedi: “Allah´tan sana başarılı kılmasını ve korumasını diliyorum. Belki de benim hayatım vatandaşlarıma feda olacaktır ve belki de onlara gelebilecek bazı kötülükleri engelleyecektir. Bakarsın onlara yönelen vahşetin dozunu hafifletir.” Bunları söyledi, sonra koynundan Kürdistan bayrağını çıkarttı ve bana teslim etti. Dedi ki: “Bu Kürdistan"ın sembolüdür. Onu emanet olarak sana veriyorum. Çünkü, bana göre onu en iyi koruyacak kişi sensin.”

Hüzün ve kederin egemen olduğu bir atmosferde ona veda ettim ve Nagede"ye hareket etmek üzere oradan ayrıldım. (detayı için bakınız, Mesut Barzani, “Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi I, DOZ yayınları, 3. Baskı, S 196.197).

* Berlin, 14 Mart 2008

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
23 Yorum