M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Kürdü Kürde kırdırtma

4 Ocak 2015’in ilk gününde “ Kutuplaşma, Tuzak ve İttifak” başlıklı bir hayli uzun, bir yazı yazdım. Başlıkta dile getirmek istediğim tehlike anlaşılmamış olacak ki en fazla tıklama beklediğim makalem çok vasat bir okuma düzeyinde kaldığını görünce üzüldüm.

Bu yazının ana fikri neydi biliyor musunuz değerli okuyucular? Kürd coğrafyasında 1990’lı yıllarda temeli atılan derin bir yapılanmanın “Kürdü- Kürde” kırdırmak için 2015 seçimleri öncesi 1990’ların 2. Perdesi için nasıl can attıklarına dikkat çekmek istemiştim.

Ancak söz konusu “Tuzak” uyarım çok dikkate alınmamış olacak ki derin güçler Cizre de 2. Perdeyi de sahneye koydular. Kürdün Kürd ile savaşını o kadar istiyorlar ki; Cizre’den sonra başta Diyarbakır, Batman gibi hassas şehirleri planladıklarından hiç kuşkunuz olmasın.

“Kutuplaşma, Tuzak ve İttifak” yazımda kısmen dile getirdiğim gibi özellikle Türk medyası Cizre olaylarından sonra “Zerdüştler Müslümanlara Saldırıyor” manşetleri ile Kürd’ü Kürd’e karşı kışkırtmak için gerçek niyetlerini ortaya koydular.

13 yıldır Kürd coğrafyasında HDP dışında varlık gösteren partinin AKP olması ile övünen ve her ortamda bunu söyleyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın AKP gibi İslami duyarlılığı olan HÜDAPAR’ı seçim öncesi ziyaret etmesi; rakip değil de “kardeş parti” olarak deklere etmesi AKP’nin niyetinin ne olduğunu yeterince ortaya koymuyor muydu?

Tekrar ve yeniden söylemek istiyorum ki; AKP Hüda-Par’ın arkasına saklanarak 2015 seçimlerine hazırlanmayı planlamışa benziyor. Peş peşe meydana gelen Cizre olayları hafife alınacak gibi değil. JİTEM üzerinden 1990’larda Kürd’ü Kürd’e kırdırma planının yeni bir patentli uygulamaya konacağı iddiaları medyada yazılıp duruyor.

Arınç HDP yüzde 6 bile oy alamaz derken seçime kadar nelerin de olacağını bilerek konuştuğunu göz ardı edilmemeli. Sahnenin arkasında seçmenin görmediği Cizre olaylarına rahmet okutacak tehlikeli plan ve projelerin devreye konacağı iddiaları havada uçuşuyor.

HDP de, HÜDAPAR bu tuzağa düşmemeli. Özel derin güçler her iki siyasi parti içine sızdıklarını iki partinin liderleri bizzat kamuoyuna deklere etmediler mi? Kürd’ü – Kürde kırdırtarak olası kazanımların önünü kesmeye çalışılıyor. 1990’larda JİTEM, Özel Harp Dairesi, Hizbullah ve Koruculuk ile iflas eden sistemi başarısız olunca bu sefer legal iki siyasi Kürd partisini bir birine vuruşturarak Kürdleri tasfiye eden yeni bir yöntemi denemek için can atıyorlar. Türk Devlet klasiği olan “böl, parçala, yönet, vuruştur” vazgeçilmez gelenekleridir.

Kürdler için özgürlüğün önü kesilmek istenmektedir. Irak ve Rojava’da IŞİD canilerini Kürdlerin üzerine salanlar; Türkiye’de HDP – HAKPAR üzerinden aynı amacı hedeflemektedir. Arınç boşuna “Hüda-Par mazlum ve mağdurdur” demedi. Onları mazlum ve mağdur gören zihniyet bir gün olsun 3 yıl önce işlenen Paris katliamı,  Roboski, Kobane ve en son Cizre’de öldürülen Kürdler için “mazlum ve mağdur” sözcüğü ağızlarına aldılar mı?

Hiç kuşkunuz olmasın HÜDAPAR da umurlarında değil. Amaçları, hedefleri, özlem, arzuları başkadır. Kürdleri bir birine düşürerek 100 yıldır yakalanan fırsatı boşa çıkarmaktır. Her seçim yeni taktikler uygulayarak Kürd seçmenini bir birine düşürmektir. Bu seçimlerde Kürdler tuzağa fırsat vermeyerek gereken tavrı sergilemeli. 9 Ocak Paris katliamının 3. Yıl dönümü ve 7.8.9 Ocak’ta Paris’te meydana gelen olaylardan Kürdler yeterli dersi çıkarmalı.

Bir birine kırdırtma projesini her inanç ve düşüncedeki Kürdler el birliği ile yok etmek için yekvücut olmalıdırlar. HÜDAPAR’ı AKP’nin eliyle parlatılmanın hayra alamet olmadığı görülmelidir. Devletin inançlı Kürdleri “kontra”, “hazır güç” olarak gördüğü anlaşılmalıdır.

“Kürdlerde Ümmet bilinci var” söylemi üzerinden kışkırtıcılık planı yapıyorlar. Yandaş medyanın ve Arınç’ın “HDP Kürd halkının tek temsilcisi değil.”,  “HÜDAPAR Bölgenin supabıdır” manşetleri ve “ Çözüm sürecinde sözü olan herkes ile beraber olunmalı” Kürdü-Kürde kırdırtma taktikleridir. Bu siyasetin tercümesi HDP 2015 seçimlerinde saf dışı bırakmanın gayretleridir. Barış konusunda adım atmakta zorlanan AKP başkalarını müzakere ortağı yaparak süreci baltalamak istiyor. O yüzden Kürdlerin en büyük silah “ittifak” olmalı.

Güneydoğu’da kolluk güçleri asayiş sağlamak adına taraf gözetmeksizin insanları ateşli silahlar ile yaralıyor; hatta öldürüyor. Cinayetleri hangi ekibin işlediği belli olmasın diye akrep panzerlerin plakaları sökülüyor. İddia o ki Hrant Dink cinayetinin şüphelisi ve zanlısı olan biri Cizre gibi hassas bir yere emniyet müdürü olarak atanabiliyor.

PARİS, KÜRDLER VE İSLAMOFOBİ

Radikal canilerin katliam karnavalını Müslümanlar ret etmeli. “Din” adına terör olmaz, olamaz. Din adını kullanarak cinayet işleyenler ancak vahşi caniler olabilir. Muaviye ve oğlu Yezit’ten beri siyaset arenasına çıkan “din” günümüz dünyasında kişinin kalbine, vicdanına, mabedine, topluma, haneye geri dönmeli ki; siyaset “dinden” arındırılabilsin.

Din adına “Şengal’de”, “Kobane’de”, “Cizre’de”, insanlığı kurşunlayanları on yıllardır görmediler. Dilerim “Paris’te” olanlar insanlığın aklını başına getirir. Şengal ve Kobane’de IŞİD’in yaptıklarını Türkiye’de internet ortamında övdüler. IŞİD canilerine katılmak için yüz binlerce Türk vatandaşı Suriye’ye geçişini nereye koyacağız?

Kimse “kışkırtma”, “ zamanlaması manidar”, “ algı operasyonları” kelimelerinin arkasına saklanmasın. Ortadoğu ve Türkiye’de İslam adına ne yapılıyorsa bilinçli yapılıyor. En büyük mağdur İslam, Müslümanlar arasında da en büyük mağdur da Kürdlerdir.

IŞİD, El Kaide, BOKO Haram, Müslüman Kardeşler, Taliban gibi örgütler İslam’a zarar veriyor. Bu örgütler Müslümanları tehlikeye atıyor. Dinlerin beşiği, birlikte yaşama ahlakını 1400 yıldır en anlamlı uygulayıcısı olan Kürd coğrafyasına bugün kendine İslam diyen katiller tarafından kan gölüne dönüştürüldü. Terörist örgütler dinlerin hoşgörü geleneğin beşiğini yerle bir ettiler. Ekmek bulunmayan Suriye, Irak, Nijerya, Sudan, Cibuti ve Kuzey Afrika’da insan ve örgütler bunca teknolojik silahları nereden buluyorlar?

ABD ve Avrupa insanların aklı ile alay etmesin. Terörist örgütler yerine İslam’ı ve de Müslümanları aşağılamaktan vaz geçsinler. Paris olayından sonra Fransa ve Almanya’nın Başbakanlarının yaptığı; Paris yürüyüşünde olduğu gibi İslam’a değil, teröriste karşı tavır alınsın. Paris’te IŞİD’in Şengal ve Kobane’de Kürdlere yaptığı Davutoğlu’na hatırlatılsın.

Bu arada, Medya’nın bağımsız olması, özgür olması, eleştiri hakkı ayrı şey; hakaret ve aşağılama ayrı şeydir. Batı medyası, partileri İslam Kültürü ve maneviyatına saldırı yapan yayınlardan vazgeçmeli. İnsanlık âlemi inançlara saygılı olmalı. Terör örgütlerine farklı tavır alınmalı. İslamofobi ile sorunlar daha fazla içinden çıkılmaz bir hal alır, alıyor da.

Kelle kesen, pazarda kadın satan, çocuk, kadın, yaşlı, karikatürist katleden canilerin İslam’la, Müslümanlıkla, dinle, imanla, vicdanla hiçbir ilgisi yoktur. Adı “barış” olan İslam dininin mensubu IŞİD, El Kaide, BOKO Haram, Taliban, Müslüman Kardeşler vb. örgütlerin mensubu olamazlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.