M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Kobane dirilişinin zaferi

16 Eylül 2014’ten başlayan Kobane direnişi 134 gün sonra 26 Ocak 2015’te Kürd diriliş zaferi ile sonuçlandı. IŞİD’in üstün silahlarına, vahşi saldırılarına rağmen Kobane’de PYD’ye bağlı YPG/YPJ ve destek veren Kürd güçlerine yenildi. 134 gün sonra Kürdlerin kolay lokma olmadığını anlayarak geri çekilirken bu sefer Kerkük Kürdlerine saldırdı. Tek başına Kürd dirilişi IŞİD’in yenilebilir bir güç olduğunu dünyaya ispatladı. Kobane’nin IŞİD teröründen temizlenmesi Ortadoğu ve insanlık için hayırlı bir ilk adım oldu. Hava destekli operasyonlar tamam da; IŞİD gibi bir cinayet şebekesi için Kürdlere kara desteği verilmelidir.

Kürdlerin zaferi IŞİD içinde çözülmeleri de beraberine getiriyor. Tarihe Kobane savaş muharebesi olarak geçecek büyük dirilişte Kürdler yalnız askeri savaş kazanmadı. Dünyanın en güçlü ülkeleri ABD ve AB ülkelerinin moralini çökerten, onları korkutan IŞİD çetelerini insani, siyasi, politik ve psikolojik açıdan yenilebilir örgüt olduğunu Kürdler ispatladı.

Ne yazık ki kahramanlık destanı yazan Kobaneli Kürdlerin başarılarını küçümsediler. Ne zaman ki zafer günü geldi çattı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Umarız Kobane’deki rolümüzü unutmazlar” dedi. Sayın Arınç’ın kuşkusu olmasın Kürdler hiç unutur mu?

Örneğin; Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kobane ha düştü, düşecek” demişti. “Unutmazlar” sözünün sahibi Arınç 6-7 Eylül olaylarında “dünyayı Kürdlerin başına yıkarız” demişti. Ünlü ajansların objektifine takılan Türk askeri ile IŞİD canilerinin dostane ilişkisi dünyaya servis edilmişti. Örneğin; Kobane’de Birleşmiş Milletler ve de Dünya’nın IŞİD’e karşı legal savaşan YPG/YPJ güçleri “terörist” ilan edilmişti. Örneğin; “Kobane’nin Türkiye, Ankara, Diyarbakır ile ne ilgisi var” denilmişti. Yalçın Akdoğan zafere rağmen “IŞİD Kobane’den çekilmiş olabilir, Ama Bölge’de etkinliğin sürdürüyor” diyordu. Kürdler rolünüzü hiç unutur mu?

İnsan soramadan edemiyor. Dün ne diyordunuz, zafer kesinleşince ne diyorsunuz? Siyasetin de bir ahlakı var. Bu zaferi gerçekten, yürekten istiyorduysanız o zaman Kobane’de mücadele başladığı ilk gün neden kapıları Kürd savaşçılarına kapattınız. Bırakın lojistik destek, yaşamak için insani gıda ve ilaç almalarını engellediniz? Zafere rağmen insani koridor açılmamış, bölgeye hala ilaç gönderilemiyor. Buna karşılık 134 gündür IŞİD canilerine her türlü lojistik destek verildiği iddialarına niye hiç inkâr etmediniz?

Neden 200 bin Kobaneli nin sürgün olmasına göz yumdunuz? Neden Kobaneli Kürd gençlerinin IŞİD’çi caniler tarafından öldürülmesine zemin hazırladınız? Neden Kobane şehri ve köylerinin harabe haline gelmesine seyirci kaldınız? 6-7 Ekim olaylarında 50’ye yakın Kürd gencin ölümüne neden yol açtınız? Soracak sorular o kadar çok ki; Sayın, Arınç ve Sayın Akdoğan. Şimdi kalkmış diyorsunuz ki “ Umarız Kobane’deki rolümüzü unutmazlar!”

O kadar iğreti kalıyor ki bu söylem; En son Kürd savaşçılarından kaçan Zoraya tepesi ile Şiftek köyü arasında kalan bölgede sıkışan 6 IŞİD canisi silahları ile sınırı aşarak Türk askerlerin yanına geldikleri; Türk helikopter eşliğinde uzaklaştırıldıkları iddiaları sosyal medya haberlerine düştüğünü yalanlamadınız. Hangi rolden bahsediyorsunuz Sayın Arınç.

Ama yine de hadi neyse büyüklük bizde kalsın diyoruz. Zaferin Kürd-Türk IŞİD’çileri çok üzdüğünü biliyoruz. Üzüntü ne kelime çılgına döndüklerini biliyoruz. Ama ne yapalım ki genç Kürd kız ve erkekleri dünyaya Kobane’de kahramanlık destanı yazdı. Kobane halkı ve onların yardımına giden diğer Kürd savaşçıları Kürd “Diriliş” zaferini 134 gün sonra kanlarını akıtarak gerçekleştirdiler.

Ama birileri mutlu değildi. IŞİD’e karşı savaş devam ederken, hala her şey bitmiş değilken; 134 günde 3 bin 710 IŞİD’çi öldürülmüş; 421 YPG, 1 Peşmerge şehit olmuşken. YPG “Özgürlük ruhu” kazandı derken. Barzani “Tüm Kürdistan’ın Başarısı”; Pentagon “dost hareket kazandı”, CENTCOM “kutlarız”, Avrupa’dan Amerika’ya, Çin’den Japonya’ya, Rusya’dan Avustralya’ya kadar Dünya Kobane’de Kürd zaferini kutlarken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bakınız Kürdlerin için acıtarak ne diyordu?

“Suriye’ye yönelik politikamız bellidir. Bunun üzerinde asla oynama yapmayı düşünmüyoruz. Biz yeni bir Irak olsun istemiyoruz. Nedir Bu? Kuzey Irak… Şimdi de Kuzey Suriye doğsun! Bunu kabullenmemiz mümkün değil.” Erdoğan daha ne desin selam gönderen, Kürdçe öğrenmek isteyen Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu. AKP’ye oy veren milyonlarca Kürd, barış diye umutlanan milyonlarca Türkiyeli bu çıkışa ne yapsın? İnsan kendini üstün görmeye başlayınca; Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi “ o kadar yükseliyor ki aşağıdakilerini karınca gibi görüyor.” Yükselirken aşağıdakini karınca gibi görmek dinimizde var mıdır?

77 milyon 700 bin Türkiye halklarının ve özellikle Kürdlerin beklentileri ve ümidi Sayın, Erdoğan Kürd’e engel olmak yerine Kürdlerin yanında yer alan ve gönül okşayan iki çift söz etmesidir. Sayın Davutoğlu’nun “Kobane’ye selam” uzun yolculukta “barış süreci” için önemine, anlamına ve samimiyetine Cumhurbaşkanı Erdoğan katılsaydı olmaz mıydı?

Ama Neyzen Tevfik’in değimi ile “Hamam yine o hamam bir varsa tas değişti; Yumruk yine o yumruk bir varsa el değişti.” Şimdi AKP Kürdler üzerindeki baskıyı daha da şiddetlendirmek için atom bombasına eş değer “İç Güvenlik Yasası” getiriyor. Öyle ki pilot bölge olarak Şırnak’ın Cizre ilçesi seçilmiş iddiaları Türk ve Dünya medyasında yer aldı.

Kobane zaferine hemen her İl’de şenlikler düzenleyerek sevinçlerini milyonlar ile paylaşan Kürdlere “maşallah çiftetelli oynuyorlar” diyerek kursağında bırakan Sayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanı ile ters düşen söyleme neden gerek duyduğuna kimse anlam veremedi. Süreç bu söylemler ile nasıl ilerler; barış nasıl gelir? Kobane zaferine sevilmek gerekirken üzülmek Türkiye’yi yönetenlere ne kazandırır doğrusu kimse bilmiyor.  

Ama atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Havanda su dövmeye devam edilse de Kuzey Suriye kuruldu. Kobane zaferi Kürdler için destan, birileri için hüsran olunca sinir tellerini gerildi. İsyanınız yanlış politikanızın boşa çıkışının dışa vuruşudur.  Kobane Türk devletini ciddi etkileyeceği bilindiği için tepki veriliyor. Kobane’de Kürdler “diriliş” zaferine damga vurdu. Kobane Kürdler için onurdu, şerefti o da elde edildi. Bu zafer Ortadoğu’da bir gün sınırların kalkacağı, barışın müjdesi olacağı bir anlaşılabilse her şey yoluna girecekti.

Kobane’nin kurtuluşu, Kobane Kanton’unun ilan edilişinin yıl dönümüne rastlaması ayrı bir anlam kattı. Bir musibet, bin nasihatten evladır derler ya. Kobane Kürd birliğinin olmazsa olmazının, her an uyanık olmanın zorunluluğunu hatırlattı.

Neden birlik derseniz? Suriye meselesi için son zamanlarda ABD, Avrupa Topluluğu, Rusya önderliğinde yapılan görüşme ve barıştırma toplantılarda Kürdler çağırılmıyor. IŞİD’e karşı savaşta en ön cephede hazır kıta asker iken masada yok farz ediliyorlar. Kürdler birlik olmadan dökülen kanlar boşuna dökülmüş olur. Bu gerçeği unutmayalım. Yüz yıl önce savaş alanında kazandıklarını Kürdler Lozan’da masada kaybetmişti. Tarihi tekerrür ettirilmemeli.

Şimdi sıra harabeye dönen Kobane kantonunu yeniden inşa etmektir. Savaşta, barışta ve de harabe olan ülkelerinin inşasında Kürdlerin birlik, beraberlik, dayanışmaya ihtiyacı var.

Biji berxwedana Kobanê...  Biji Vejina Kobanê... Yaşasın Kobanê dirilişi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.