Ümit Yazıcıoğlu

Ümit Yazıcıoğlu

Kime oy verelim?

Başbakan Erdoğan önceki gün Diyarbakır"da “devletin gücünü istismar edenlerin ve kendilerini devlet zannedenlerin bugün hukuk ve millet karşısında yapayalnız kaldığını” vurguladı.

Doğru ama kendileri de biliyorlar ki halk, kahraman başkanlar, ajitatif laflar değil, yöreye hizmet verebilecek yetkin ekip istiyor.

Dolayısıyla 29 Mart 2009 mahalli idareler seçimlerinde aday olan bütün belediye başkan adaylarının dürüst, seviyeli ve ahlaklı bir seçim kampanyası ve çalışması yürütmeleri, halkın dertlerine taleplerine çare bulmaları gerekir.

Bilakis memleketim Tekman'daki başkan adaylarının topluma örnek olmak için temiz ve etik bir siyaset anlayışı ile seçim çalışmalarını sürdürmeleri zorunludur, çünkü siyaset toplumsal sorunlara çözüm bulma aracıdır. Dolayısıyla fakirlikle mücadelenin temel çıkış noktası halka  istihdam olanağını yaratmak, insanlara  iş vermektir.

Bu karda kışta yörede buzdolabı, fırın, makarna, şeker dağıtarak bu yöredeki fakirlik sorununun çözülmesini güvence altına almak mümkün değildir.

Sosyal devlet anlayışı halkı sadaka almaya değil, bir şeyleri yoktan var etmeye yönlendirmelidir.

Başbakan bir siyasetçi ve ekonomist olarak biliyordur ki bunu aksi yanlıştır, ilerde büyük krizlere sebep olur.  

Ülkemizde bugüne kadar yapılan her seçim; demokrasi anlayışının biraz daha geliştiği, yükseldiği, siyasete ve siyasetçiye güvenin biraz daha tazelendiği, yenilendiği seçimler olmalı.

Öncelikle seçim sonuçları ile vatandaşın ortaya koyduğu mesajlar çok iyi algılanmalı. Özellikle yalan üzerine, dedikodu üzerine, kusurlar üzerine başkalarının eksiği üzerine kurulan siyasi anlayışın artık iflas ettiği bilinmelidir.

Reformlar yaparak, sessiz devrimlere imza atarak, anayasal değişikliğe giderek, ilk etapta Kürd sorununu kardeşçe çözmek gerekir. 

Halktan oy istiyorsanız, halka "hukuk, hürriyet, hizmet" ana şiarınız olmalıdır.

Sayın Başbakan bu şiarınız dilde kalmamalı, Diyarbakır"da, Hakkari"de açılması gerekli olan Kürdoloji enstitüleriyle de pratikte hayata geçirilmelidir.

Yine bu secim kampanyası süresince siyasi partilere eşit bir biçimde yaklaşan, siyasi partilerin birbirinden önceliğini, birinin diğerinden farklılığını, birinin ötekine kıyasla önde olma hissiyatını kendi kurumlarında, kuruluşlarında veya şahıslarında öne çıkartmak isteyen, özellikle kendini toplumun mühendisliğine adamış insanların da kendilerini ve aynı zamanda geçmişteki siyasi hatalarını, gözden geçirmeleri gerekir.

Mahalde ve ülkede tarafkirlik yapmanın, bulunduğu makamı, mevkiyi ve elinde bulundurduğu gücü kendi hissi düşüncesine alet etmenin, yörenin problemlerini çözmeyeceği malumdur. 

Dolayısıyla kavgacı değil uzlaşmacı ve istişareci olun, unutmayın istişare eden yanılmaz.

Yiğitlik, demokratlık tartışmaya açık olmaktır.

Bu bağlamda halka demokrasi getirme iddiasında olan bir partinin, ilk önce başkan adaylarını, demokratik usullerle belirlemesini gerekirdi. Bunu  her ne hikmetse yapmadılar, yapamadılar. Halk tepki duydu, içimize sindirecek halimiz yok, demokrasiden anlamayanlara, demokratik cevabımız halk olarak sandıkta olacaktır, elbette.

Kitlelere ve Tekmanlı hemşerilerime söyleyebileceğim tek şey: Belediye başkan seçimlerinde, halk partilerden çok, şahıslarının gücünü, hizmet kabiliyetini tercih eder.

Halk devamlı olarak yenilikten yanadır. Parti ağırlığı Tekman gibi küçük yerlerde, yoktur. Dolayısıyla küskünlükleri sona erdirelim, birlik ve beraberlik içinde olalım. Önemli olan 29 Mart 2009'da oyunuzu vermeden önce, seçeceğiniz adamların geçmişlerini irdelemeniz, eğer daha önce belediye başkanlığı yapmış adaylar var ise, size verdikleri sözleri yerine getirip getirmediklerini değerlendirmeniz gerekir. Çünkü dürüstlük haksızlığa direnebilmeyi de içermelidir.

Siz bu tavrı gösterdikten sonra, sizlere hizmet etmemiş olan görevdeki bir başkanı, size yalan söyleyen adayı, size hizmet getirmede yeteneği olmayanı, görevinden alıp, yerine size hizmet edebilecek birisini yine oylarınızla seçmiş olursunuz, yeter ki doğruları söylemesini unutmayın. 

* * *

29 Mart 2009 günü kim veya hangi partinin adayı kazanırsa kazansın önemli olan, halkımızın ve ülkenin kazanmasıdır.

Dolayısıyla belediye başkanlarının halkla iyi ilişkiler kurarak işe başlaması, yerel yönetimde hizmet veren memur ve işçilerle zaman zaman toplantılar yaparak, onların görüşlerini alması ve motivasyonlarını sağlaması gerekir.

Herkese eşit muamelede bulunması, adil davranması, kesinlikle ayrım yapmaması, hiçbir zaman başkalarının çıkarlarına alet olmaması gerekir. 

Seçilen başkanların makam odalarında çok oturmamaları, bizzat çalışmalarını kendilerinin  yürütmeleri doğrudur. Çünkü oturduğunuz makam odanıza  gelip sizi şahsi çıkarları için oyalayanlar olacaktır. İşte onlar temsil ettiğiniz halkın binde biri dahi değildir. Dolayısıyla belediye başkanlarının ihalelerde titiz ve şeffaf davranmaları zaruridir.

Özellikle onay aşamasında hukukçulardan görüş almaları gerekir.

Hiçbir Belediye Başkanı hesap vermekten kaçmamalıdır. Başkanlar görevleri süresince şaibelerden uzak kalmaya dikkat etmelidirler. Bunun için mümkünse hiçbir şirket ya da kooperatife ortak olmamalıdırlar.

Bu tür ortaklıklar ister-istemez başkanı ve onun şahsında da temsil ettiği belediye yönetimini yıpratır.

Bu ise her zaman için duyulan güvenin ve halk desteğinin giderek azalmasına yol açar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum