M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

IŞİD'e daha nasıl destek verilir?

Türkiye’nin en meşhur, en eski ve yüksek tirajlı gazetesi 7 Haziran seçim öncesi açık saldırıya maruz kalınca korkak, çekingen bir muhalefet yapsa da kısmen de olsa yarı kıvama da olsa sayfalarında tek tük doğru haberler vermeye başladı. O gazetenin sayfalarını süsleyen “IŞİD’e daha nasıl destek verilir” dedirten örnek haberlerden derlemeler yaptım.

Birinci Haber: İlk Kobane savaşında PYD’nin silahlı güçlerinin üstünlük sağlaması üzerine kaçan IŞİD çeteleri sınır kapısından girerlerken gazeteciler görüntülemişlerdi. Caniler teslim olduğunda içlerinden biri askerlerin arasında son derece rahat kahkahalar atıyordu. Gülücükler dağıtıyor, neşeli zafer işareti yapıyordu. Bu resmide dünya medyasına yansıdı.

Sizce o cani IŞİD’çiye ne oldu? Gözaltına alınıp sorgulandı mı; cezası verilmesi için sınır dışı mı edildi? İkisinin de olmadığını acı olsa da öğrendik. Nasıl mı? 2. Kobane saldırısı sonucu 200 suçsuz, günahsız çocuk, kadın ve yaşlının katledildiği o saldırıda bu canavar vahşi ölü olarak ele geçirildi. Ölü resmi ile Türk askeri arasında sırıtan o resmi birlikte dünya sanal âlemine düştü. Bu iki resim bile ülkemizde IŞİD’çilerin eğitilip, teçhizatla donandıktan sonra yine Kürdler ile savaşmaları için sahaya sürüldüklerinin en bariz kanıtı değil de nedir? IŞİD canilerine daha nasıl destek verilir? Kimseye değil AKP’ye oy veren Kürde soruyorum.

İkinci haber: Eski Amed Büyükşehir Belediye Başkanı, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir CNN Türk’te Tarafsız Bölge programına katılmış. O programda ibretlik bir IŞİD gerçeğini kamuoyu ile paylaşıyor. Elindeki bir belgeyi ekranlara tutarak 2. Kobane saldırısı sonucu öldürülen IŞİD çetesinin üzerinde çıkan bir kimliği açıklıyor. Canini üzerinde çıkan kimlik Türkiye Akçakale AFAD tesislerinde kaldığına dair bir kimlik.

Hükümet, Devlet, Urfa Valiliği, İçişleri Bakanlığı yani yetkili merciler bir açıklama yaptı mı? Tabii ki hayır; peki kim ne dedi? AFAD’dan bir açıklama geldi ve “O kişi 18 Eylül 2012 ile 16 Ağustos 2013 tarihleri arasında kampta kaldı. Ama şüpheli davranışları nedeni ile emniyet birimlerine gereken bilgiyi ilettik. Şahısta daha sonra kamptan gönüllü olarak ayrıldı.

Tehlikeli IŞİD adayı şahıs emniyete bildiriyorlar; gönüllü olarak kamptan ayrılıyor. Emniyetten bir açıklama yapıldı mı? Şu ana kadar böyle bir açıklamaya rastlamadım. Peki, bu habere sosyal medyada (fec ve Twit) ne gibi yorumlar ve görüşler paylaşıldı dersiniz?

İnanın bu paylaşımı yapanların yüzde 60’ı Türk. Ortak görüş de: “Savaş için eğitime hazır bir eleman Türk devleti eliyle yetiştirildi, silahlandırıldı ve gerekli yere transfer edildi.”

Bu iki örnek bile Türkiye’nin Kürd ve dünya kamuoyu karşısında IŞİD konusunda nasıl bir tavır ve yaklaşım içinde olduğunu apaçık ortaya koymuyor mu? Bu gerçeğe rağmen Sayın Erdoğan ve Davutoğlu’nun iddialara saldırı ile karşı koymaları ne kadar inandırıcı sizce.

Bu iki olayı bariz destekleyen ve görüntülere yanşayan üçüncü habere bakalım:

Yer Gaziantep’in Karkamış sınır kapısı. IŞİD saflarına katılmak isteyen 3 Sudan uyruklu güvenlik güçlerince engelleniyor. Sizce engellenen bu üç Sudanlıya ne mi oluyor? Gözaltına veya sorguya mı alındılar. Güldürmeyin. İstanbul’da Taksimin göbeğinde yasal açıklama yapan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarını yaka paça gözaltına alıp karakola götüren Türk Güvenlik birimleri o üç Sudanlıyı oradan uzaklaştırmakla yetiniyorlar.

Peki, ne yaptı o üç Sudanlı, Türk ve Dünya medyasının objektif ve kameraları karşısında birkaç yüz metre ötede tel örgüleri aşarak Suriye’nin Cerablus şehrine geçerek IŞİD saflarına katıldılar. Güvenlik birimlerinin gözetiminde IŞİD’e katılan canilere niçin göz yumuldu diye tepki gösteren Karkamışlı vatandaşa polis, asker ve jandarmadan tartaklama, cop, gaz ve su sıkıyor. Allah aşkına biri söylesin IŞİD canileri daha nasıl desteklensin.

Örnek ve kanıtlar o kadar çok ki. Jandarma ve savcıların TIR’da yakaladıkları silahlar gibi daha birçok sayısız örnek verebiliriz ama günlük bir gazeteden söz ettiğimize göre aynı gazetenin aynı sayfasında dördüncü haberine geçelim. Haberin başlığı:

 “ IŞİD sınıra mayın döşedi, asker izledi.” İş bununla kalsa iyidir. Çok daha çarpıcı bir yanı var haberin. IŞİD çetleri sadece yer tespiti yapıp mayın döşemiyorlardı. İş makinaları ile Türk askerinden gelecek bir saldırıya karşı Karkamış sınır kapısına 20 metre mesafeden başlayarak her gün birkaç yüz metre hendek kazıyorlardı.

Bundaki anormallik ne demeyin. Mayın, hendek olayını belgelemek isteyen bölgedeki gazetecilerden üçü askerler tarafından yasak bölgeyi görüntüledikleri gerekçesi ile önce engel oluyorlar. Başaramayınca asker kendi fotoğraf makinası, kamerası ile IŞİD’çileri çekeceğine o gazetecileri çekiyor. Sonra polise o görüntüleri vererek şikâyetçi oluyorlar. Şikâyet üzerine sınır hattındaki gazeteciler gözaltına alınarak ilçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülüyorlar. Gazeteciler saatler sonra kimlik tespiti görüntüsü verilerek salıveriliyorlar. Sınır hattı üzerinde gazetecilerin kimlik tespiti yapılamazmış gibi. IŞİD’e destek başka nasıl olur söyler misiniz?

Bütün bunların ışığında gerçek gün yüzüne çıktı. Kürd sorunu iç ve dış boyutu ile iç içe girmişken Türkiye bayrağına 30 metre mesafedeki IŞİD bayrağını içine sindirenler 3 km. uzaktaki PYD bayrağına alerji duyuyorsa; Kamışlı sınırına çifte hendek kazılıyorsa IŞİD’e destek ve de sempati değil de nedir?

Devlet, hükümet, asker, siyasiler, medya ağız birliği etmişçesine Suriye’ye müdahale için sınıra asker ve teçhizat yığıyorlar. Genelkurmay “vatan için Harbiyeliler” klipini servise koyuyor. Politikacılar siyasete kan bulaştırmak için çırpınıyor. Kime karşı? IŞİD’e karşı mı tabii ki hayır. Kime karşı? Tabii ki PYD’ye karşı. Neden? Kürdler devlet kuracak Akdeniz’e kadar koridor oluşturacaklar. IŞİD, komşu olsa da onlar geçici Kürdler olmasın çünkü onlar kalıcı diyen “barışa” mı, “düşmanlığa” mı davetiye çıkartıyorlar. Varın cevabını siz verin.

Bu arada Kürdler ile vicdanlı Dünya tepki gösterince 3-4 gündür Suriye’ye girmenin o kadar kolay olmadığını anlayan Türkiye harekâtın PYD’ye karşı olmadığını yandaş medyaya servis etmeye başladı. Acıdır ki servis edilen yalana demokrat kalemlerin de inandı. Oysa dünya âlem biliyor ki Kürd düşmanlığı üzerinden hedef Cerablus’un PYD’nin eline geçmesini önlemektir. Hedef Kobane ile Afrin Kantonlarının; Gre Sipi; Cizre Kantonları gibi birleşmesini engellemektir. Hedef sınır boyu Kürd koridoru oluşmasın. Başarabilirler mi? 100 yıl önce olduğu gibi ABD, Avrupa, özellikle o gün Kürdleri satan Fransa ve İtalya tarihi tekerrür ettirerek Kürdleri yeniden satarlarsa başarırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.