M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

İkinci dil (Zimanê duyemin)

29 Kasım 2010 Pazartesi günü köşemin başlığı hatırlayan var mı? Hani annemden sadır olan şu cümleyi “Anadilimi istiyorum”; Kürtçesi: “Zimane dayika xwe dı xwazım.”

Evet, annem yıllarca bu sözcüğü tekrarladı durdu.  85 yıllık hayatı boyunca tek kelime Türkçe konuşmadı / konuşamazdı çünkü bilmiyordu, öğrenmekte istemedi. Zengin Kürtçesiyle bize sürekli şunu söylerdi: “Zimanê dayika xwe di xwazim” (Annemin dilini istiyorum)

Annem ummiydi. Yani okur yazar değildi. Ama o haliyle bile ne de çok şey biliyordu.

BDP Kürt coğrafyasında ikinci dil olarak yaşamın her alanında Kürtçeyi kullanacağız deyince, kıyamet koptu. Bu tepkilerden sonra annemin ne kadar aydın, ne kadar yurtsever, ne kadar ileri görüşlü ve de gerçekten ne istediğini çok iyi bilen biri olduğunu anladım.

Baksanıza Türkiye Cumhuriyetini idare eden Cumhurbaşkanı’dan Başbakan’a; Meclis Başkanı’ndan Bakanlara hop kalkıp hop oturuyorlar.

Ne oluyor?

Kürtler ana dilleriyle hayatın her alanında, özellikle kendi coğrafyalarında Allah’ın verdiği ana dillerini kullanmak istediler ya. Bütün endişeler ve çıkışlar bu istem yüzünden.

Nerede kullanacaklar?

On bin yıldır yaşadıkları coğrafya’da.

Diyarbakır’da, Mardin’de, Siirt’te, Batman’da; Van, Şırnak, Bitlis, Hakkari, Muş, Erzurum, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan, Ş.Urfa, Adıyaman, Gaziantep, Sivas, Tunceli, K. Maraş, Erzincan, Bingöl gibi 22 İl ve kürtlerin olduğu diğer coğrafyalarda.

Diyarbakır ve dolaylarında fiili olarak uygulamaya geçeceklerini söylediler.

Ne mi olacak?

Tabelalar iki dilli olacak. Sebze, meyve etiketleri iki dilli olacak. Lokantalarda yemek isimlerini 2 dille yazacaklar. Şehir, kasaba ve köy isimleri iki dilli olacak. Örneğin soğana “pivaz”, marola “xas”,  patlıcana “bacana reş”, biber’e “ isot”, elmaya da “sev” diyecekler.

Vay sen misin ana dilinle lokantada, çarşı pazarda iki dilli etiket yazacağım dedin.

Cumhurbaşkanı “ sorumlu olun” diye hizaya getirmeye çalışıyor. Meclis Başkanı savcılara bu kapatma sebebidir diye adres gösteriyor. Deli dolu arınç ise Meclis’te Kürtçe konuşuyor. MHP lideri Bahçeli bildik sözle talebi olan Kürtleri “Hain” ilan ediyor.

BDP Başkan’ı Selahattin Demirtaş, “Türkiye’de bölücü, etnik çatışma yaratacak projede yer almayız. Meclis’te Kürtçe konuşulsun diye bir talebimiz yok, arkadaşlarımız sadece konuya dikkat çekmek istediler. Biz şimdilik halkın kendi alanında iki dilli bir hayat kullanılsın dedik. Kürtçe resmi dil olsun demedik. ” diyor.

Diyor demesine de, şovenleşmiş, ırkçı, militarist kafalar bu insani talebi algılamıyor.

Peki, hayatın her alanında Kürtçe dili kullanılsa olur mu?

Evet, bal gibi olur.

Örnek mi?

Güney Afrika’da 11 dil, Afrika’nın tamamında 521 dil kullanılıyor.

Başka;

İki resmi dili olan ülkeler bile var.

Mesela, Finlandiye’de iki resmi dil var. 

Dillere özerklik ve özgürlük veren diğer ülkeler kimler mi?

İspan’ya da, Fransa’da, Sirbistan’da, İngiltere, İsviçre, Norveç, Finlandiye, Kanada, Çin, Almanya, Hindistan, Pakistan, Bolivya gibi nice ülke. Daha sayayım mı?

Bunların hiç birinde ülkenin bölünmez bütünlüğü tartışılmıyor. Sözkonusu ülkelerde Genelkurmay bu işe hiç mi hiç karışmıyor.  

Ha, ayrılıkçılık yok mu? Var, ama o kadar azınlıktalar ki sinek vızıltısı gibi geliyor.

Neden mi?

Çünkü bu ülkelerde beliren her soruna daha fazla demokrasi diyerek çare bulmuşlar.

Çünkü insanların kendilerini ana dilleriyle tanımasını, bir aidiyet olarak kabul etmişler. Özerklik, hak, kültür, dil konularını insani gördükleri için mesele bile etmemişler.

O yüzden kimse kopmak bile istemiyor. Çünkü hakkını aldığı için gönüllü birliktenlik var.

Kürtler ne istiyor?

Bu ülkelerde olanları. Dilinde, kültüründe özerklik istiyor. Bağımsız devlet değil.

Peki medya ne yapıyor?

Başlıklar şöyle: “ Kürtçe İsyanı”, “ Tarihi Çatışma”, “ Kürt Tansiyonu” ve benzeri.

Gerçekten çok dillilik böler mi?

Kesinlikle hayır. Yukarıda saydım dünyada yüzlerce örneği var. Farklılıkların gerçeği ve de kabülü ayrışmak ya da bölünmek demek değildir. Çok dilli değil, tek dillilik zorlaması

bu ülkeyi böler bunu iyi bilelim. Geldiğimiz nokta bunun açık ispatı değil mi?

Türkiye Osmanlı’nın mirası mı? Evet.

87 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca tek bir millet yaratmak için Şark Islahat Planını, takriri sükun kanunları, istiklal mahkemeleri sürdürdük mü? Sürdürdük.

Peki sonuç ne? Tam bir fiyasko.

O halde çare üretmeliyiz.

Çare var. Anahtar çözüm Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve 2000 yılında AB’de imzalanan Temel haklar şartı gibi uluslararası metinlerde Türkiye şerhini kaldırmalıdır.         Çünkü Türkiye’de siyaset temel hak ve özgürlükler üzerinde değil, Türk ırkı, Türk sünni inancı ve Türk sünni mezhebi üzerinde yapılıyor. Türkiye uluslararası toplumların kuralları ve metinlerine uyumalıdır. Özgürlüklere hak tanıyarak sorununa çare bulabilir.

Ama hayır, MHP’den CHP’ye; AKP’den bütün partiler dil denildiği zaman tüyleri diken diken oluyor ve hepsinin ortak tek bir söylemi var “bölünüyoruz.”  

Rahmetli Musa Anter diyordu ki “Biz Diyarbakır karpuzu muyuz ki bölünelim.”

Sahi biz karpuzmuyuz ki bölünelim?

Görünen o ki seçime kadar bu konuda Kürtler Anayasal sınırı zorlayacak.

Dedim ya, Kürt sorununda “Dil” bam teli. Annem bunu çok iyi tespit ve tahlil ettiği için sürekli, hiç bıkmadan söylenip durduğu cümlesi “ben ana dilimi istiyorum.”

Kürt sorunu dil sorunudur. Kürt sorunu Kürtçe sorunudur. Çünkü dil kimliğin en büyük ve en önemli olmazsa olmazıdır. O yüzden Türkiye dil yasağı saçmalığından kendini kurtarmalıdır.

Demokratik devletlerde bırakın dillerin yasaklanması, yaşatılması için çalışılır, bütçe ayrılır, uzmanlar yetiştirilir, üniversitelerde kürsüler açılır.

Bırakın bir dilin yasaklanması, bilinmeyen dil denilmesi o dilin öğretilmesi, yaşatılması için büyük çabalar harcanır.

Tabii ki Türkiye’de Türkçe resmi dildir.  

Ama Kürtler için dil ya olmak ya da olmamaktır. Kürtler için en önemli sorun dildir.

O zaman ülkeyi yönetenlerin aklına çözüm için şu gelmeli. Türkiye Cumhuriyeti çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü olduğunda mı bölünür. Yoksa tek dilli, tek dinli, tek kültürlü bir Türkiye dayatması ve de inadı mı?

87 yılda geldiğimiz noktaya bakarsak bu sorunun da cevabını bulmuş oluruz.

O yüzden Kürtlerin çıkış yolu tektir:

Gerek Kürd li her cihi bi zimane dayika xwe bişteğilin u wejenin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Yorum