Ergenekonist aydınlanma

Sayın Beşikçinin son makalesini okuyunca Türk ve Kürt aydınları üstüne yazdıklarından alıntılar yaparak konuyu kendi penceremden değerlendirmek istedim.

Beşikçi; Aydınlanma sürecindeki Kürt aydınlarının Türk aydınlarına bağımlılığını ve Türk aydınının bilinçaltındaki şoven dürtüsüyle Kürt aydınını nasıl yönlendirdiğini açıklamaktadır.

TC döneminin sözde aydınlanma sürecinde Kürt aydınının Türk aydınına bağımlı ve özgün siyaset üretemediğini –ancak- seksen sonrasında anlamaya başladık. Seksen öncesinde sisteme karşı yürütülen ‘beraber örgütlenme’ hikayesi ile aldatılmışlığımıza sonradan devrimci kılıflar bulduk ama, bize göre  değişimin dinamik gücü olan Türk aydınına/soluna yine de toz kondurmak istemiyorduk. Çünkü enternasyonalist disiplin bunu gerektiriyordu.

Uydu kompleksimiz ile seksen öncesi her örgütlenme girişiminde  Türk aydınından medet umduk ve onlarsız tuvalete bile gitmiyorduk. Dernek, sendika ve parti kuruluşlarının tümünde onlar vardı. Şovenist damgası yememek için Onların yanında Kürtçe bile konuşmaya çekinirdik !

Çünkü, -Beşikçinin dediği gibi- onlardan korkuyorduk!

Bu yüzden Kürt sorununu TC tarihine hapsederek, sol çerçevede ve Anadolu’daki mevcut halklardan herhangi biri gibi değerlendirmek zorunda kalmıştık.

Kısacası, Kürde ait değerleri fazla kurcalamadan enternasyonalist düşünce içinde Kürt olmayı bize dayattılar. Bu, kağıt üzerinde Kürt sayılıp pratikte iyi bir Türk olmaktı.

Bir önceki yazımda TV lerde ahkam kesen aydınların  Kürt sorununa yaklaşımına değinmiştim. Gerçekten de söz konusu aydınlar Kürt aydınının korkaklığından olsa gerek, Kürt sorununu TC tarihine hapsederek göçmen muamelesi ile Türkleşmelerini arzulamaktadırlar.

Gerçekten korkuyor muyuz?

Kürt aydınlarının Türk aydınlarına ve sisteme karşı ‘Kurdıstan’ adını telaffuz etmemesi ve seksen altı yıllık işgal sürecinde gelişen isyanların Kürtler için meşru müdafaa olduğu gerçeğini saklaması ancak korkaklıkla açıklanabilir. 

Efendim, milli hassasiyetlere dikkat etmemiz gerekiyormuş  !

Milli hassasiyetler dediğiniz şey, ergenekonist hassasiyetlerdir.

Kürdün hassasiyetleri yok mudur? 

Beşikçi : “Bütün ezber bozma girişimlerine rağmen, Türk aydını resmi ideolojiye bağlı bir aydındır…Çünkü inkârcı, imhacı, asimilasyoncu düşünce ve eylemle, Kemalizm’le bağını koparamamıştır…. Der.

Her türlü milliyetçilik kötüdür, her etnik gruba devlet gerekmez,’ demelerinin altında Kemalist milliyetçiliğin egosu yatar.

ABD den korkmasalar eğer, bu egoyla  Kerkük’te bir Türkmen devleti kurmaya çalışacaklar. “milliyetçilik kötüdür, Iraktan ayrılmayın, Araplarla birlikte kardeş kardeş yaşayın!” denilirse eğer, bunu da savaş sebebi sayarlar, çünkü onlar iyi savaşırlar.

Aslında iyi savaştıkları yalandır. Kazandıkları zaferleri de Kürtlerin sırtından kazandılar. 

Ahmet Altan'ın dediği gibi; Türkler Kurtuluş savaşı sonrasında oluşan kaybetme/yenilgi kompleksi ile sonraki nesillere savaşı ve kahramanlığı aşıladılar. Bu yüzden barıştan korkan ve hala kurtuluş savaşı sendromu yaşayan bir nesille karşı karşıyayız.

Bu nesil, “…Kürt sorununun emperyalist bir proje olduğunu dile getirir. Ama, 1920’lerde, Milletler Cemiyeti döneminde Kürdistan’ın ve Kürt halkının niçin ve nasıl bölündüğünü dile getirmezler…”

Kürt aydınları da bu neslin geçtiği eğitim sürecinde onlarla beraber resmi ideoloji tarafından biçimlendirilmiştir.

Bu yüzden Kürtler, … “Milliyetçilik kötüdür, her türlü milliyetçiliğe karşıyız, Kürdüm ama Kürt milliyetçisi değilim ve bölücü değilim, enternasyonalistim, ... devlet istemiyoruz…” gibi düşünce ve söylemlerle Türk aydınından ve sistemden kabul/onay görmeye çalışmaktadırlar.

Nasıl korkmasın bu halk ?

Bu halk iki ayrı  otorite tarafından eritilmeye çalışıldı. Birinde, -din aracılığıyla- Arap kültür emperyalizmi Kürtleri kültürel değerlerinden uzaklaştırdı, diğerinde ise Türkçü sistem bilinen şedit yapısıyla değişimi dayattı. İki otoritenin yetiştirdiği aydınlar, bu halka egemen otoritelerin kültür ve dilleri ile seslendiler. Dolayısıyla Kürtlerde bu kadar korku, yozlaşma ve kendine yabancılaşma kaçınılmazdır.

Ama, yeni Kürt nesli küçülen dünyada kitle iletişim araçlarından beslenerek kendi tarihsel gerçeklerini sınırlar ötesinde arayıp bulmakta ve özgün kültürüyle biçimlenmektedirler. Değişimi ters yüz edecek potansiyel güce ve cesarete sahip bu nesil, yeni bir aydın profili geliştirecek ve Kurdista’na barışın gelmesine –elbette- katkı sağlayacaktır.

Unutmamamız gereken bir başka şey de; Karanlık süreçte sisteme karşı mücadele eden Beşikçi ve TC zindanlarında ömür tüketen bir avuç devrimcinin, Kürt aydınlanmasında oynadığı büyük roldür.

Özellikle Diyarbakır zindanları, asrın zulmü ile Kürt aydınlanmasına bilmeden katkı sağlamıştır(!)

Kürtlerin uykudan uyanması için dürtülmeye ihtiyaçları vardı!

Bunun bir ayağında Evren, diğer ayağında da Beşikçi gibi değerler vardı.

Bu yüzden ikisini de seviyorum!

İkisi de uyuyan beni uyandırdılar (!)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum